Doların değer kaybettiği bu dönemde, yatırımcıların ilgisi tekrar altına kayıyor. Öte yandan Bitcoin(BTC), yatırımcı portföylerinde hâlâ yer alsa da artık ‘güvenli liman’ olarak tek başına öne çıkmıyor; bunun yerine altının yanında yer alan bir ‘tamamlayıcı araç’ olarak değerlendiriliyor.
Son bir yılda altının ons fiyatı yüzde 90’a yakın yükselerek 5.300 doları aştı. Aynı dönemde Amerikan doları ise Bloomberg verilerine göre dört yılın en düşük seviyesine geriledi. Bu gelişmelerle birlikte, altına dayalı tokenlar da dikkat çeken varlıklar arasında yerini aldı. Özellikle blockchain altyapısıyla desteklenen ‘tokenlaştırılmış altın’ ürünleri yatırımcılar tarafından hızla benimsendi.
Bunun en belirgin örneklerinden biri, Tether firmasının altına dayalı stablecoin ürünü olan Tether Gold(XAUt). Şirketin açıklamasına göre, Tether Gold şu anda toplam tokenlaştırılmış altın piyasasının %50’sinden fazlasını elinde bulunduruyor ve piyasa değeri 2,2 milyar doları aşıyor. 2023’ün son çeyreği itibarıyla toplamda 520.089 adet XAUt token dolaşımda bulunuyor. Bu tokenların her biri, gerçek bir ons altına bire bir denk şekilde ihraç ediliyor. Yükselen enflasyon kaygıları ve doların zayıflığı gibi nedenlerle dijital altına olan talep giderek artıyor.
Bitcoin ise yıllardır sürdüğü ‘dijital altın’ unvanını artık paylaşmaya başlamış durumda. Artık yatırımcılar, Bitcoin’i tek başına güvenli liman değil; altınla birlikte portföylerinde çeşitlendirme yapabilecekleri bir araç olarak konumlandırıyor. Örneğin, varlık yönetim şirketi Bitwise, Bitcoin, altın ve maden hisselerine eş zamanlı yatırım imkânı sağlayan “Bitwise Prophicio Enflasyon Koruma ETF(BPRO)” fonunu New York Menkul Kıymetler Borsası’nda işlemeye açtı. Bu fon, değer kaybeden itibari para birimlerine karşı daha agresif bir koruma isteyen yatırımcı gruplarını hedefliyor.
Bu tür ürünlerin piyasaya sürülmesi, Bitcoin’in artık altının yerini alan bir koruma aracı olmadığını; aksine, altın gibi geleneksel varlıkların dalgalanmalarına karşı bir ‘risk dengeleme’ unsuru olarak kullanıldığını gösteriyor.
Altın ve Bitcoin’in yanı sıra, dijital varlık ekosistemi de klasik finans sistemine daha fazla entegre olmaya devam ediyor. Küresel varlık yönetim devi Fidelity, dolara endeksli yeni bir stablecoin olan “Fidelity Digital Dollar(FIDD)” projesi üzerinde çalışıyor. Bu varlık, ABD Kongresi'nin gündeminde olan GENIUS yasa tasarısına uyumlu olacak şekilde tasarlanıyor. FIDD, haftanın yedi günü ve günün 24 saati erişilebilir bir ödeme altyapısının temel aracı olarak değerlendiriliyor. Fidelity, bu proje ile yalnızca dijital ticareti değil, aynı zamanda dijital paraların reel ekonomiyle nasıl etkileşime geçebileceğini ortaya koymayı amaçlıyor.
Ayrıca Japon finans devi Nomura’nın desteklediği dijital varlık şirketi Laser Digital, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Para Birimi Denetleme Ofisi(OCC)’ne federal tröst bankası lisansı almak için başvuruda bulundu. Eğer onay alırsa, Laser Digital ABD genelinde ek bölgesel izinlere ihtiyaç duymadan kripto saklama ve spot işlem hizmetleri sunabilecek. Bu gelişme, geleneksel finans dünyası ile kripto piyasaları arasındaki iş birliğinin daha da derinleştiğini ortaya koyuyor.
Piyasalardaki belirsizlik arttıkça yatırımcılar ‘güvenli varlıklar’a yöneliyor. Ancak bugünkü tablo, yatırımcıların hâlâ öncelikli olarak altını tercih ettiklerini gösteriyor. Buna karşın Bitcoin’in işlevi değişiyor. Artık tek başına bir alternatif değil; riskleri dengelemek için altınla birlikte kullanılan bir yatırım aracı haline geliyor. Altının tokenlaştırılması hızla yayılırken, finans firmaları da hem altın hem Bitcoin içeren yeni ürünler geliştiriyor. Dijital varlıkların gerçek anlamda ‘güvenli liman’ olarak kabul görmesi için biraz daha zaman gerekebilir; ancak piyasa bu yönde ilerlemeye başlamış durumda.
Yorum 0