Bitcoin(BTC) ekosistemi, *kuantum bilgisayar* tehdidine karşı önerilen yeni bir yükseltme nedeniyle yeniden hararetli bir tartışmanın ortasında. Geliştiricilerin gündeme getirdiği ‘BIP-361’ devreye girerse, Satoshi Nakamoto’ya ait olduğu düşünülen ‘eski cüzdanlar’ dahil bazı Bitcoin(BTC) adreslerinin fiilen kalıcı olarak ‘dondurulması’ gündeme gelebilir. 13’ünde (yerel saatle), Cointelegraph’e göre bu öneri, bir yanda ‘güvenlik güçlendirme’ savunusu, diğer yanda ise ‘Bitcoin temel ilkelerinin zedelenmesi’ eleştirisiyle topluluk içinde sert bir ayrışma yaratmış durumda.
BIP-361, eski adresleri aşamalı biçimde devreden çıkararak, olası *kuantum saldırıları*na karşı Bitcoin(BTC) imzalarını daha dayanıklı hale getirmeyi amaçlıyor. Öneri; cypherpunk geliştirici Jameson Lopp(Jameson Lopp) ile birlikte 6 Bitcoin geliştiricisi tarafından hazırlandı. Temel hedef, eski tip (old-style) adreslerin kullanımını kademeli olarak azaltıp, daha güvenli bir adres yapısına geçişi teşvik etmek. Geliştiricilere göre şu anda piyasadaki Bitcoin(BTC) arzının yaklaşık ‘%34’ü’, yani yaklaşık 6,9 milyon adet BTC, hâlâ eski adreslerde tutuluyor ve bu varlıklar *kuantum bilgisayar* kaynaklı saldırılara karşı daha savunmasız.
BIP-361, daha önce sunulan BIP-360 önerisinin devamı niteliğinde. Öneri, ‘Pay-to-Merkle-Root(P2MR)’ adı verilen yeni bir adres türünün devreye girmesini öngörüyor. Bu yapı, Taproot’a benzer şekilde çalışsa da geliştiriciler, güvenlik açısından bir adım önde olduğu görüşünde. Ekibe göre bu süreç bir ‘soft fork’, yani *yumuşak güncelleme* olarak tasarlandı; yani Bitcoin(BTC) ağının mevcut çalışma mantığı korunurken, yalnızca gelecekte ortaya çıkabilecek *kuantum tabanlı* saldırı vektörlerinin önüne geçilmesi hedefleniyor ‘yorum: Burada teknik ayrıntıların abartılmaması, odağın tartışmanın ilkesel yönünde kalması isteniyor’.
Tartışmayı büyüten nokta ise eski adreslerin ‘zaman içinde sistem dışına itilmesi’ senaryosu. Öneri belgesine göre süreç iki ana aşamadan oluşuyor. İlk aşamada, eski adreslere yeni Bitcoin(BTC) gönderimi engellenecek. Yani bu adreslere daha fazla para akışı olmayacak, ancak içlerindeki fonlar bir süre daha harcanabilir durumda kalacak. İkinci aşamada ise, yaklaşık 5 yılın sonunda, eski imza şeması tamamen devre dışı bırakılacak. Bu da, belirlenen süre içinde fonlarını yeni, güvenli adres yapılarına taşımayan kullanıcıların Bitcoin(BTC)’lerinin *fiilen kullanılamaz* hale gelmesi anlamına geliyor.
Geliştiriciler, bu sürecin en sert etkilerini hafifletmek amacıyla, eski anahtarları elinde bulunduran kullanıcılar için bir tür *acil çıkış* mekanizması olarak ‘sıfır bilgi ispatları(zero-knowledge proofs)’ temelli kurtarma seçeneklerini de tartışıyor. Buna göre, kullanıcılar özel anahtarlarını açıklamadan, belirli şifreleme ispatları aracılığıyla fonların kendilerine ait olduğunu kanıtlayabilecek. Ancak bu fikir bile tartışmayı yumuşatmaya yetmiş değil.
Karşıt görüştekiler, “Hiçbir geliştirici grubu ya da topluluk, başka insanların coin’leri üzerinde bu denli doğrudan tasarruf hakkına sahip olmamalı” diyerek itiraz ediyor. Bitcoin(BTC) dünyasında yıllardır tekrar edilen ‘not your keys, not your coins’ söyleminin, bu öneriyle birlikte anlamsızlaşma riski taşıdığı dile getiriliyor. Eleştirilere göre, bir kez belirli adreslerin ‘dondurulmasına’ izin verilirse, gelecekte farklı politik veya teknik gerekçelerle benzer kısıtlamaların tekrar gündeme gelmesi için tehlikeli bir emsal oluşabilir.
Kuantum güvenliği alanında çalışmalar hız kazanmış olsa da, çözüm konusunda uzlaşı sağlanmış değil. CoinPedia News’e göre Bitcoin geliştiricilerinden Olaoluwa Osuntokun(Olaoluwa Osuntokun), kuantum saldırılarına karşı ‘cüzdan kurtarma’ odaklı bir prototip sistem geliştirdi. Bu sistem, zk-STARK tabanlı ispatlar kullanarak, kullanıcıların özel anahtarlarını açığa çıkarmadan sahiplik kanıtı sunmasını sağlıyor. Paylaşılan ilk teknik ölçümlere göre, bu ispatlar sıradan bir MacBook üzerinde yaklaşık 50 saniyede üretilebiliyor; bellek gereksinimi yaklaşık 12GB, oluşan ispat dosyasının boyutu ise 1,7MB seviyesinde. Bu veriler, *kuantum sonrası* güvenlik mimarisinin pratikte mümkün olduğuna işaret etse de, *hangi yöntemle, kimin inisiyatifiyle* devreye alınacağı tartışmanın odağında kalmaya devam ediyor.
Asıl çekişme, teknik uygulanabilirlikten çok, ‘müdahale yetkisinin sınırları’ etrafında dönüyor. MetaPlanet’ten Phil Geiger(Phil Geiger), tartışmayı “İnsanların parasını çalınamaz kılmak için, önce o parayı bizim çalmamız gerekiyor” sözleriyle alaya alırken, BIP-361’in Bitcoin(BTC) felsefesinin temel taşlarından olan ‘sansüre dayanıklılık’ ve ‘sahiplik egemenliği’ne gölge düşürebileceğini savunanların sesi giderek yükseliyor.
Şu anda BIP-361 yalnızca bir ‘öneri’ aşamasında ve kabul edilip edilmeyeceği belirsiz. Ancak sonuç ne olursa olsun, Bitcoin(BTC) topluluğu *kuantum güvenliği* ile *temel ilkelerin korunması* arasında kritik bir yol ayrımına gelmiş durumda. Bu tartışmadan çıkacak karar, hem eski cüzdanlar hem de geleceğin Bitcoin(BTC) güvenlik standartları açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.
Yorum 0