Solana Politika Enstitüsü, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na(SEC) hitaben yayımladığı açık bir mektupta, merkeziyetsiz finans(DeFi) geliştirenlerin geleneksel kripto para borsalarıyla aynı şekilde düzenlenmemesi gerektiğini savundu. 24’ünde (yerel saatle) paylaşılan belgede, geliştiricilerin yalnızca yazılım yazdığı ve bu nedenle merkezi bir borsanın faaliyetlerinden farklı şekilde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Enstitü, SEC’in merkezi borsalarla, kullanıcı varlıklarını saklamayan *non-custodial* DeFi yazılımları arasında net bir ayrım yapması gerektiğini söyledi. Kodu yazmak ve piyasaya sürmek, aracılık faaliyetlerinden çok farklı olduğuna dikkat çeken mektupta, DeFi geliştiricilerinin borsa tanımı altında düzenlenmesinin anlamlı olmayacağı belirtildi.
Özellikle SEC’in menkul kıymet yasalarının 3b-16 maddesinin, emir akışını kontrol eden ve saklama hizmeti veren platformlar için geçerli olduğu aktarıldı. Ancak Solana Politika Enstitüsü’ne göre DeFi protokol geliştiricileri bu faaliyetleri gerçekleştirmediği için ilgili düzenlemeler kapsamına dâhil edilmemeli. Mektupta *akıllı sözleşmeler* üzerinden yapılan işlemlerin, geleneksel borsa veya alternatif ticaret platformlarındaki (ATS) işlemlerle aynı sayılmasının doğru olmadığı ifade edildi.
Solana Politika Enstitüsü ayrıca SEC’in *açık kaynak kodlu* DeFi yazılımını, lisanslı borsa işletmeciliğinden farklı olarak tanımlaması gerektiğini savundu. Bu çerçevede, kripto varlıkların saklanmasına (*custody*) ve kontrol derecesine göre merkezi aracı platformlar ile merkeziyetsiz yazılım altyapısının net şekilde ayrıştırılması için yeni bir düzenleyici çerçevenin gerekliliği de dile getirildi.
Araştırma enstitüsüne göre, DeFi’yi merkezi platformlarla aynı tutan mevcut yaklaşım, ‘teknolojik yeniliği’ engelliyor ve geliştiricilerin ABD dışına itilmesine neden olarak ülkenin kripto endüstrisindeki rekabet gücünü zayıflatıyor. Mektupta ayrıca şu mesaj verildi: “Fon veya işlemler üzerinde doğrudan kontrol, saklama ya da karar yetkisi olmayan geliştiriciler, yalnızca bir araç sunuyor” ve bu ayrım net olarak yapılmalı.
Bu eleştiriler, son zamanlarda yaşanan bazı cezai davalara da atıfta bulunuyor. Örneğin tartışmalı karıştırıcı protokol *Tornado Cash*’in kurucuları Roman Storm ve Alexey Pertsev, saklama özelliği olmayan bir yazılım geliştirmelerine rağmen, ‘izinsiz para transferi hizmeti sağladıkları’ iddiasıyla mahkûm edilmişti. Bu dava, DeFi geliştiricileri için endişe verici bir emsal oluşturdu.
Öte yandan DeFi geliştiricilerini korumayı hedefleyen yasal girişimler de hız kazandı. Bu hafta içerisinde Senatör Cynthia Lummis ve Senatör Ron Wyden, “Blockchain Regülasyon Kesinliği Yasası”nı (Blockchain Regulatory Certainty Act) sundu. Bu yasa teklifiyle, yalnızca açık kaynak yazılım yazan ya da altyapı sağlayan geliştiricilerin para transferi lisansı kapsamından muaf tutulması açık şekilde düzenleniyor.
Lummis yaptığı açıklamada, blokzincir geliştiricilerinin “sadece kod yazdıkları için yasa dışı para transferi sağlayıcısı olarak görülme” tehdidiyle uzun süredir karşı karşıya olduğunu söyledi ve bu yasanın “dijital finansın geleceğini korkusuzca inşa edebilmek için net bir zemin oluşturduğunu” belirtti.
Ayrıca uzun zamandır beklenen ve kripto endüstrisinde büyük ses getiren Piyasa Yapısı Tasarısı (CLARITY Act) da geliştirici korumasına ilişkin hükümler içeriyor. ABD Senatosu Tarım Komitesi’nin bu yasa tasarısının detaylarını görüşmeyi bu ay sonuna ertelediği açıklandı. Komite Başkanı John Boozman, “iki partiden de geniş destek almak için daha fazla zamana ihtiyaç olduğunu” söyledi.
Tüm bu gelişmeler, DeFi dünyasında faaliyet gösteren açık kaynak geliştiricilerin karşılaştığı hukuki belirsizliklerin ABD kripto sektörü açısından kritik öneme sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Gözler şimdi SEC’in atacağı adımlara ve yasama sürecinde alınacak kararlara çevrilmiş durumda.
Yorum 0