“Şeffaflık ve Ayrışma Temel Unsurlar”… BitGo CEO’su Kripto Altyapısının Geleceğini Anlattı
Kripto saklama hizmeti şirketi BitGo'nun CEO'su Mike Belshe, kripto sektörünün sürdürülebilir şekilde büyümesi için 'saklama' ve 'alım-satım' hizmetlerinin mutlaka birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. BitGo'nun 2026 yılında halka arz (IPO) sürecini tamamlayarak borsaya açık şirketler listesine katılması sonrası değerlendirmelerde bulunan Belshe, “Piyasalar nihayet vizyonumuza yaklaşmaya başladı” sözleriyle dikkat çekti.
BitGo uzun yıllardır kurumsal yatırımcılara dijital varlık altyapısı sunmaya odaklı çalışıyor. Belshe, “Biz yalnızca gürültü çıkaran bir girişim değil, güvenilir bir platform inşa etmeye çalışan bir şirketiz” diyerek halka arzın kısa vadeli bir finansman yöntemi değil, ‘şeffaflık’ ve ‘hesap verebilirlik’ üzerine kurulu kalıcı bir büyüme hamlesi olduğunu vurguladı.
BitGo’nun IPO’su Yeni Bir Altyapı ve Saklama Odaklı Dönemin Başlangıcı
Son yıllarda birçok borsa ve kripto platformunun çöküşüyle sarsılan kripto piyasası, güven krizleriyle karşı karşıya kalmaya devam etti. Belshe’ye göre bu krizin temel sebebi ‘görevlerin tek çatı altında toplanması’. Geçmişte FTX gibi borsaların çöküşü, aynı kurumun hem saklama hem de alım-satım dahil tüm finansal işlemleri yürütmesinin ciddi riskler doğurduğunu gösterdi.
Belshe konuyla ilgili olarak, “Tüm işlevleri aynı yapı içinde barındıran dikey entegrasyon modeli, 'tek bir başarısızlık noktası' oluşturuyor – bu, geleneksel finans dünyasında kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
BitGo, bir işlem platformu değil; kurumsal seviyede ‘saklama teknolojisi’, ödeme altyapısı, prime brokerage, stablecoin takas sistemi ve uyum-AML çözümleri sunan bir altyapı sağlayıcısı. Bu yapı, uzun vadede regülasyonlarla uyumlu şekilde çalışmak üzere tasarlanmış.
Halka Arz, Aynı Zamanda Disiplin ve Şeffaflık Talebi
Borsaya kote bir şirket olmanın getirdiği çeyrek dönem raporları, hissedar sorumlulukları ve kısa vadeli KPI baskıları Belshe için bir ‘yavaşlatıcı’ değil, ‘işin doğal akışı’. Ona göre bu tür şeffaflık mekanizmaları ürün odaklı kültürü pekiştiriyor.
“Raporlama zorunluluğu sayesinde daha net bir ürün stratejisi benimseniyor ve şirkette hızlı yanıt verme kültürü oluşuyor. Bu da yürütme gücümüzü artırıyor ve kontrol, denetim ile kurumsal dayanıklılığa daha çok odaklanmamızı sağlıyor” diyen Belshe, bu süreci “güveni bileşik faiz gibi oluşturma” olarak tanımlıyor.
Halka arz gerçekleşmeden önce de kârlı olduklarını vurgulayan CEO, bu başarıyı ‘şansa’ ya da dönemsel talebe değil, 'kurumsal güvene dayalı iş modeli'ne borçlu olduklarını belirtiyor. “Sürdürülebilir gelir, spekülasyondan değil güven temelli müşteri ilişkileriyle inşa edilir” yorumunda bulunuyor.
İkili Hisse Yapısı ile Uzun Vadeli Hedefler Güvence Altında
BitGo’nun IPO’sunun bir diğer dikkat çeken yönü ise Belshe’ye uzun vadeli kontrol gücü sağlayan ‘ikili hisse yapısı’. Her ne kadar bu durum bazı yatırımcılar için endişe verici görünse de, CEO bu yöntemin kısa vadeli baskılara karşı şirketin vizyonunu korumak için seçildiğini belirtiyor.
“Biz yalnızca önümüzdeki birkaç yılı değil, önümüzdeki birkaç on yılı düşünerek sistemlerimizi inşa ediyoruz. Kısa vadeli kazançlar uğruna güvenliği ya da uyumu riske atamayız. İkili yapı, bu uzun vadeli misyona kalkan olma amacı taşıyor,” dedi.
Bununla birlikte, Belshe kontrol gücünün dış denetimden kaçma anlamı taşıyamayacağına dikkat çekti. “Halka arz sayesinde zaten çok daha fazla şeffaflık ve gözetim altındayız ve buna hazırız” sözleriyle denetime açık olduklarını ifade etti.
145 Milyar Dolarlık Saklama Şirketi ‘Paranoyak Risk Yönetimi’ne Odaklı
Şu anda 145 milyar dolar civarında dijital varlık koruyuculuğu yapan BitGo için en kritik konu ‘risk yönetimi’. Belshe, bu yaklaşımı ‘taahhütlü paranoya’ olarak adlandırıyor. Ona göre güvenlik, sadece bir ürün özelliği değil; sistemin yapısı, kültürü ve denetim yapısıyla iç içe geçmeli.
“Güvenli bir platform, yalnızca teknolojiden ibaret değildir. Operasyonel riskler, iş ortağı riskleri, regülasyon riskleri, yönetişim riskleri – hepsi bizim yönetmekle yükümlü olduğumuz konular. Burada ‘güven’ ürünün kendisidir” açıklamasında bulundu.
ABD’de Regülasyonlar Engel Değil, Fırsat
Amerika'daki regülasyon karmaşası, birçok şirketin operasyonlarını denizaşırı ülkelere taşımasına neden oldu. Ancak Belshe’ye göre asıl sorun kuralların varlığı değil, ‘tutarsız’ olması.
“Kurumsal yatırımcılar düzenlemelerden korkmaz. Onların asıl çekindiği şey, düzenlemelerin belirsizliğidir.” diyen CEO, ABD’de somut AML standartları ve tanımlı regülasyon çerçevesinin oluşturulması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde sektörde daha büyük yapısal riskler ortaya çıkıyor.
Smart contract’ların yapısına uygun, güncel teknolojiye duyarlı düzenlemelerin geliştirilmesinin şart olduğunu da sözlerine ekledi.
DeFi ve Tokenizasyon Sürecinde Altyapı Temel Taşı
DeFi ve tokenizasyon konusunda da pragmatik yaklaşan Belshe, bu yeni teknolojilerin ‘geleneksel ilkeleri’ temel alarak inşa edilmesi gerektiğini savunuyor.
“Tokenizasyon sayesinde takas süreleri kısalacak, piyasalar daha şeffaf hale gelecek, finans alanı programlanabilir olacak. Ama tüm bu faydalar, kurumsal saklama altyapısı, kimlik doğrulama, yükümlülük uyumu ve denetim sistemleri olmadan işe yaramaz."
DeFi için de benzer görüşte olan Belshe, bazı uygulamaların açık altyapılarda kalacağını; ancak büyük bölümünün regülasyon altına girerek daha sağlam bir yapı içinde faaliyet göstereceğini öngörüyor. “Sonuçta tüm bu sistemlerin güvenli çalışabilmesi için altyapının tamamlanması şart” diye ekliyor.
BitGo’nun halka arzı sadece bir şirket başarısı değil, aynı zamanda kripto endüstrisinin bahis ekonomisinden regülasyon bazlı altyapıya geçişinin simgesi olarak görülüyor. Bu değişimin merkezindeyse ‘şeffaflık’ ve ‘ayrışma’ prensiplerine sadık kalan Mike Belshe ve BitGo yer alıyor.
Yorum 0