Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

MegaETH, Ethereum(ETH) Üzerinde 55.000 TPS ile Web2 Seviyesinde L2 ve ‘10 Kat Daha İyi’ Uygulama Ekosistemi Hedefliyor

MegaETH, Ethereum(ETH) Üzerinde 55.000 TPS ile Web2 Seviyesinde L2 ve ‘10 Kat Daha İyi’ Uygulama Ekosistemi Hedefliyor / Tokenpost

MegaETH’nin en üst düzey strateji yöneticisi(CSO) Namik Muduroglu, blokzincir sektöründe asıl başarının ‘altyapı’ değil ‘uygulama’ tarafında kazanılacağını vurguluyor. Ethereum(ETH) tabanlı ultra düşük gecikmeli katman2(L2) çözümü MegaETH, saniyede 55.000 işlem seviyesine varan kapasitesi ve web2’ye yakın kullanıcı deneyimiyle, gerçek kullanım odaklı bir uygulama ekosistemi kurma hedefini öne çıkarıyor.

Muduroglu’ya göre pek çok blokzincir ekibi bugüne kadar altyapı katmanına odaklanıp ‘uygulama katmanı’ndan uzak durdu ve bu yaklaşım ‘kelime’ “kaçınılmaz yenilgiye mahkûm bir strateji” ‘kelime’ niteliği taşıyor. Artık gerçek kullanıcı kazanabilecek hizmetler geliştirme zamanının geldiğini belirten Muduroglu, özellikle blokzinciri bilmeyen sıradan kullanıcıların bile doğal biçimde kullanacağı servisler inşa edilmeden yaygın benimsemenin mümkün olamayacağını ifade ediyor.

MegaETH ekibinin hedefi “iyi bir blokzincir” geliştirmekle sınırlı değil. Sosyal, oyun ve DeFi(DeFi) gibi günlük deneyimle kesişen uygulamaları bizzat büyütmek ve dışarıdan gelecek geliştiriciler için deneysel bir alan açarak ekosistemi genişletmek temel strateji olarak öne çıkıyor. Bu süreçte öncelik, “blokzincir” kelimesini öne çıkarmak değil, mevcut web hizmetlerinden “kelime” 10 kat daha iyi(‘10x’) ‘kelime’ kullanıcı deneyimi sunmak olarak tanımlanıyor.

MegaETH’nin en dikkat çekici iddiası, “gerçek zamanlı zincir(real-time chain)”e yakın çalışan bir L2 mimarisi sunması. Muduroglu, temel altyapı çalışmalarının büyük ölçüde tamamlandığını ve ekiplerin dağıtıma hazırlanmakta olduğunu belirtiyor. Ana ağ(mainnet) tamamen açıldığında, kullanıcıların birkaç hafta içinde yeni bir ‘on-chain’ deneyim türüyle karşılaşacağını dile getiriyor.

Bu yapının merkezinde ultra düşük gecikme bulunuyor. MegaETH, blok üretimini tamamen merkezileştiren cesur bir tercih ile web2 servislerine yakın performans elde ettiklerini açıklıyor. İç stres testlerinde saniyede 55.000 işlemi işlerken, aynı anda düşük gecikmeli oyunların oynanabildiği kadar gerçek zamanlılık korunduğu aktarılıyor. Muduroglu, yaklaşık 10 milisaniye(ms) kilitlenme süresiyle, deneyimin sıradan bir web uygulaması kullanmaya yakın hissettirdiğini söylüyor.

Bu tasarım, ‘kelime’ ademi merkeziyetçilik ile performans ‘kelime’ arasında belirgin bir ödünleşim oluşturuyor. MegaETH, veriyi Ethereum’a ‘settlement’ ederek temel güvenliği Ethereum’dan alıyor; L2 seviyesinde ise hız ve kullanıcı deneyimini maksimuma çıkarma stratejisini benimsiyor. Muduroglu, zamanla Ethereum’a dayalı güvenlik güvencelerinin daha da güçleneceğini, L2’nin yönetişim ve operasyon modelinin ise kademeli olarak dağıtılacağını belirtiyor.

Muduroglu, “altyapı için altyapı” döneminin sona erdiğini düşünüyor. Önceki yıllarda daha hızlı konsensüs algoritmaları ve daha yüksek TPS gibi teknik metrikler gündemi domine ederken, bugün asıl rekabet alanı gerçek kullanıcı çeken bir ‘kelime’ uygulama ekosistemi ‘kelime’ inşa etmek. MegaETH de kendisini yalnızca bir L2 altyapı sağlayıcısı değil, uygulamaları bizzat keşfedip büyüten “proaktif inşaçı” olarak konumlandırıyor.

Stratejik zaman ufkunu 5, 7 ve 10 yıllık periyotlara ayarladıklarını belirten Muduroglu, sert piyasa dalgalanmalarında bile kısa vadeli fiyat ya da yatırımcı psikolojisinden ziyade uzun vadeli ‘kelime’ hayatta kalma ve ölçeklenme ‘kelime’ kriterlerine göre hareket ettiklerini vurguluyor. Token oluşturma etkinliğini(TGE) ertelemeleri de bu yaklaşımın parçası. Ekip, kısa vadeli likiditeden önce üç kritik KPI’yı tamamlamayı hedefliyor: MegaETH üzerinde gerçek ciro üreten uygulamalar, yeterli stablecoin likiditesi ve sembolik bir “killer app”.

Muduroglu, sadece Ethereum’un kendi başına ultra düşük gecikmeli ve aşırı uzmanlaşmış bir mimariyi yapısal olarak yakalamasının zor olduğunu savunuyor. Ona göre hiçbir L1’in aynı anda bu kadar çok özelliği taşıması mümkün değil. Bu nedenle Ethereum’un güvenlik ve ademi merkeziyet için temel katman rolünde kalması, ultra hızlı ve uzmanlaşmış işlemenin ise MegaETH benzeri L2 çözümlerine devredilmesi en gerçekçi senaryo.

Yakın dönemde Vitalik Buterin’in Ethereum ölçeklenmesi üzerine kaleme aldığı yazıların, MegaETH mimarisinin yönünü belli ölçüde “doğruladığını” belirten Muduroglu, Ethereum ana zincirinin rolünün minimum güvenlik ve konsensüs katmanına indirgenmesi, kullanılabilirlik ve hızın ise farklı L2’ler arasında rekabetle paylaşılması fikrinin Ethereum topluluğunun uzun vadeli yol haritasıyla uyumlu olduğuna dikkat çekiyor. MegaETH’nin veri kullanılabilirliği katmanı olarak ‘EigenDA’yı seçmesi, Ethereum Vakfı tarafıyla tartışmalara yol açsa da, ekip bu tercihin düşük maliyet ve yüksek performans hedefini destekleyen zorunlu bir adım olduğunu savunuyor.

MegaETH, blok üretimini tek bir varlıkta toplayıp güvenliği Ethereum üzerindeki ‘settlement’ ile sağlıyor. Muduroglu, kullanıcı bakış açısından Ethereum’a finalizasyonun sunduğu güvenlik güvencesinin yeterli olduğunu düşündüklerini söylüyor. Bunun karşılığında ultra düşük gecikmeli işlem onayı ve web2 seviyesinde yanıt süresi elde ettiklerini belirtiyor.

Bu yol, ademi merkeziyet ilkesine duyarlı kesimlerde tartışma yaratabilecek olsa da MegaETH ‘kelime’ kullanıcı deneyimini(UX) ‘kelime’ açık şekilde önceleyen bir çizgi izliyor. Özellikle DeFi tarafında milisaniyelik farkların kârlılıkla doğrudan ilişkili olduğu, ayrıca kitle kullanıcı on-boarding’inde hızın kritik rol oynadığı vurgulanıyor. Ekip, gelecekte sıralayıcı(Sequencer) operasyonunu dünya ekonomisinin “sıcak noktaları” arasında döndüren bir model kurarak hem performansı hem dağıtımı birlikte sağlamayı planlıyor.

MegaETH, stres testlerinde saniyede 55.000 işleme ulaşıldığını ve bu esnada zincirin gerçek kullanıcılara açık kaldığını açıklıyor. Muduroglu, bu sayede düşük gecikmeli oyunlar başta olmak üzere çeşitli uygulamaları gerçek ortamda çalıştırarak performansı sınadıklarını belirtiyor. EigenDA’nın erken aşamada seçilmesi de, diğer L2’lerden farklı bir ‘performans-maliyet’ eğrisi yakalama hedefiyle ilişkilendiriliyor.

Muduroglu, asıl kritik alanın bu performansı kullanacak ‘kelime’ geliştirme ortamı ‘kelime olduğunu düşünüyor. MegaETH, geliştiricilerin gerçek zamanlı etkileşim ve karmaşık mantığı özgürce deneyebileceği bir “sandbox” sağlamaya odaklanıyor. Hızlı işlem ve düşük gecikme; DeFi, GameFi, SocialFi dahil hemen her on-chain uygulama türünde ifade gücünü ciddi biçimde artırabilecek bir temel olarak görülüyor. Muduroglu, “ifade gücü yüksek uygulamaların, ancak geliştiricilerin serbestçe deneyebildiği ortamlardan çıktığını” vurguluyor.

MegaETH’nin öne sürdüğü bir diğer deney, “proximity markets”. Basit anlatımla, MegaETH sıralayıcısına mümkün olduğunca yakın konumlanmak için yapılan ‘colocation’ yarışı, zincir üstü bir ihale piyasasına dönüştürülüyor. DeFi’de belirli bir zincirde yoğun işlem aktivitesi varsa, bu zincirde değerli ‘order flow’ ortaya çıkıyor. Bugüne dek bu akış çoğunlukla az sayıdaki altyapı oyuncusu ve yüksek frekanslı trader’da toplanırken, MegaETH bu akışı Mega(MEGA) token temelli açık artırma modeliyle daha geniş katılıma açmayı hedefliyor.

Muduroglu, “colocation’ın DeFi’nin kalbi” olduğunu vurgulayıp, ultra düşük gecikmeli ortamda gerçek zamanlı emir iletiminin “gerçek anlamda ‘kelime’ ademi merkezi raylar üzerinde çalışan web2 seviyesinde hizmetler ‘kelime’” sunduğunu söylüyor. Eşleşme gecikmesini ve slippage’i minimize eden bu yapı, DeFi piyasa yapısı ve gelir dağılımını dönüştürebilir. Ayrıca herkesin proximity market’e katılabileceği şekilde tasarlanırsa, bugüne kadar az sayıda oyuncuda toplanan ‘kelime’ order flow değeri ‘kelime’ daha geniş toplulukla paylaşılabilir.

Muduroglu, çoğu altyapı projesinin bugün “tam rekabet ve metalaşma(commoditization)” tuzağına düştüğünü düşünüyor. Giriş engelleri azaldıkça ve farklılaşma azaldıkça, gelir modellerinin sıfıra yakınsama riski büyüyor. MegaETH, altyapı ile uygulamaların birbirinin alanını daraltmadığı, aksine sinerji yarattığı bir ekonomik model tasarlamak için ciddi mesai harcadığını belirtiyor.

Bu modelin merkez parçalarından biri stablecoin ‘kelime’ USDM ‘kelime’. MegaETH, yaygın stablcoin’lerin aksine önce token çıkarıp sonra kullanım alanı arayan yaklaşımı tersine çeviriyor. Önce çeşitli uygulamalarda kullanılabilecek yeterli sayıda ‘sink’ yani talep noktası inşa ediliyor, ardından bu “sink”lere doğal biçimde eklemlenen bir stablecoin devreye alınıyor. Muduroglu, “USDM benimsenmesi, MegaETH üzerinde hayal ettiğimiz ‘10 kat daha iyi uygulamaların’ ne kadar hayata geçeceğine bağlı” diyor.

USDM arzında da ‘kelime’ sermaye verimliliğini ‘kelime’ maksimuma çekmek amaçlanıyor. Hedef, sadece kilitli sermaye miktarını büyütmek değil; bu sermayenin ekosistemdeki gerçek uygulamalara dağıtılıp döngüsel olarak kullanılması. Böylece stablecoin, DeFi ve altyapı gelir modellerinin tek bir “flywheel” içinde birbirini beslemesi hedefleniyor.

MegaETH, L2 projeleri arasında nadir görülen biçimde TGE zamanlamasını oldukça geriye atmış durumda. Muduroglu, hiçbir L2’nin ana ağ lansmanı ile aynı gün token çıkarmadığını hatırlatıyor ve MegaETH’nin de kısa vadeli likidite yerine yapısal başarıya uygun zamanlamayı tercih ettiğini aktarıyor. Mega token’ın çekirdek işlevlerinin proximity market, USDM ve sıralayıcı rotasyonu gibi gerçek zincir içi aktivitelerle yakından bağlı olması bu tercihte etkili.

Token lansmanı öncesi ulaşılması gereken üç KPI açıklanmış durumda: Günlük gelir üreten çok sayıda ‘çekirdek uygulama’, zincir üzerinde 500 milyon dolar seviyesinde USDM likiditesi ve MegaETH üzerinde anlamlı on/off-chain pazarlarla entegre en az çift haneli sayıda uygulama. Ekip, bu hedefler sağlanmadan token’ın gerçek kullanım ve likidite temelli çalışamayacağını düşünüyor.

Muduroglu, Mega projesinin başarılı sayılması için piyasanın bu zincir üzerinde “gerçekten anlamlı bir şeyler olduğunu” hissetmesi gerektiğini söylüyor. Mega token ve USDM, bu faaliyetleri birbirine bağlayan iki ana halka olarak tasarlanmış durumda. USDM, Mega ekosistemindeki uygulamaları birleştiren temel “flywheel”, Mega token ise proximity market katılımı, sıralayıcı işletimi ve yönetişimde kilit rol oynuyor.

Kısa vadeli fiyat dalgalanmaları, ön piyasa ve ikincil işlemler konusunda ise “spekülatör spekülasyon yapar, kendi yoluna gider” çizgisi korunuyor. Ekip için önemli olan, kullanıcı katılımı, uygulama dağıtım hızı ve bu uygulamalar üzerinden oluşan gerçek likidite. Token faydası ve sermaye verimliliği doğru kurgulandığında, doğal olarak daha fazla geliştirici ve kullanıcının zincire akacağı bir ‘kelime’ olumlu döngü ‘kelime bekleniyor.

Muduroglu, kripto sektörünün kısa döngüler ve yüksek oynaklığa rağmen hâlâ “dünyayı yutabilecek” potansiyeli barındırdığını, bu nedenle projeleri kısa vadeli bakışla kurgulamanın büyük hata olacağını savunuyor. Önceki nesil zincirlerin yaşadığı aşırı ısınma ve çöküş dönemlerini detaylı inceleyerek, aynı hatalara düşmemek için tarihten ders aldıklarını ifade ediyor.

MegaETH’nin ilk token satışı(ICO) bu ilgiyi doğrular nitelikte. Ekip 50 milyon dolar hedefle yola çıkarken, 1,3 milyar dolar seviyesinde talep gelerek ciddi bir ‘oversubscription’ gerçekleşti. Muduroglu, bu süreçte amacın en yüksek meblağı toplamak değil, uzun vadede ekosisteme katkı sağlayacak yatırımcı ve topluluk üyelerini seçmek olduğunu vurguluyor. ‘kelime’ Uzun süre kalacağına inandıkları katılımcılara, talep ettikleri kadar tahsis vermek ‘kelime temel prensip olarak benimsendi.

Mega token, proximity market’te sıralayıcıya yakınlık rekabetinde kullanılan ana araç konumunda. Katılımcılar Mega token ile sıralayıcıya coğrafi ve ağ anlamında daha yakın pozisyonlar için açık artırmaya giriyor, karşılığında gerçek zamanlı işlem akışına erişim ve ücret gelir fırsatı elde ediyor. Bu model, yüksek frekanslı alım-satım, arbitraj ve piyasa yapıcılık yapan aktörler için özellikle önemli.

İleriye dönük olarak MegaETH, sıralayıcının kendisini de küresel ekonomik aktivitenin en yoğun olduğu bölgelere göre hareket ettiren bir yapı kurmayı planlıyor. Muduroglu, bunu Mega token destekli bir tür PoA(Proof of Authority) modeli olarak tanımlıyor: Belirli bir anda hangi tarafın sıralayıcıyı işleteceği ve hangi bölgenin sıralayıcı üssü olacağı Mega token merkezli mekanizmalarla belirlenecek. Böylece performans korunurken, işletim yetkisi birden fazla aktöre dağıtılacak bir orta yol hedefleniyor.

MegaETH ekosistemine, geleneksel finans varlıklarını tokenleştirip DeFi ile buluşturmak isteyen projeler de dâhil oluyor. Muduroglu’nun özellikle dikkat çektiği ekiplerden biri ‘Brics’. Bu proje, Türk lirası carry trade işlemlerini tokenleştirerek, geleneksel finans dünyasında alışılmış getiri yapılarını on-chain ortama taşımayı deniyor. Amaç, klasik DeFi getirilerine benzer oranlar sunarken, temel getiri mekanizmasını daha ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir forma sokmak.

‘Hello Trade’ ekibi ise hisse senedi, emtia gibi reel varlıkları tokenleştirip spot piyasa kurma vizyonunu ortaya koyuyor. İlk aşamada belirli varlık sınıflarına odaklanılsa da, nihai hedef MegaETH üzerinde farklı tokenleştirilmiş hisse ve emtianın gerçek zamanlı işlem görebileceği bir on-chain pazar yapısı kurmak. Bu girişimler, L2 altyapının sadece ücret ve hız optimizasyonuyla sınırlı kalmayıp, varlık ihraç ve işlem mimarisini baştan tasarlama gücüne sahip olabileceğini gösteren örnekler olarak öne çıkıyor.

Muduroglu’nun çizdiği MegaETH yol haritasının özü üç maddede toplanıyor: Birincisi, Ethereum tabanlı güvenlikten vazgeçmeden L2 seviyesinde uç performans ve gerçek zamanlılık sunmak. İkincisi, odağı altyapının kendisinden çok, üzerinde çalışan “kelime 10 kat daha iyi uygulamalar ‘kelime’e kaydırmak. Üçüncüsü ise Mega token, USDM, proximity market ve sıralayıcı rotasyonunu tek bir ekonomik bütünlük içinde birleştirerek altyapı gelir modelinin sürdürülebilirliğini sağlamak.

Muduroglu, kripto piyasasının kısa dönem döngülerinden ziyade 5–10 yıllık perspektife dayanan bir ‘kelime’ uzun vadeli stratejinin ‘kelime’, yüksek oynaklıklı ortamda ayakta kalmanın tek yolu olduğunu düşünüyor. MegaETH’nin ultra düşük gecikmeli L2 mimarisi ve ‘kelime’ uygulama odaklı ekosistem ‘kelime stratejisinin kullanıcı ve geliştiriciyi cezbedip cezbetmeyeceği, ayrıca bu modelin diğer Ethereum L2 projeleri üzerinde nasıl bir etki yaratacağı önümüzdeki dönemde piyasanın yakından izleyeceği başlıklar arasında olacak.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1