아rap Emirlikleri(UAE) Merkez Bankası, ABD-İsrail-İran arasındaki askeri gerilim nedeniyle Orta Doğu’daki tansiyon yükselirken bile ülkenin bankacılık sisteminin ‘tamamen normal şekilde çalıştığını’ açıkladı. Bu açıklama, hafta boyunca süren füze ve drone saldırıları sonrası piyasalardaki endişeyi önceden bastırma ve ülkenin bölgesel bir finans merkezi olarak ‘operasyonel sürekliliğini’ vurgulama hamlesi olarak yorumlanıyor(yorum).
Merkez Bankası, yayımladığı açıklamada Khaled Mohamed Balama(Khaled Mohamed Balama) başkanın “bankalar, finans kurumları ve sigorta şirketlerinin ‘en yüksek verimlilik ve istikrar’ seviyesinde çalıştığını” belirterek, “sektörün genelinde ‘en yüksek düzeyde dayanıklılık ve istikrar’ görüldüğünü” söylediğini aktardı. UAE’nin bölgenin önde gelen finans merkezi ve dijital varlık şirketleri için bir büyüme üssü haline geldiği bir dönemde gelen bu mesaj, jeopolitik baskı altında bile ülkenin finansal altyapısının sarsılmadığı sinyalini piyasalara iletmeyi hedefliyor.
AP’ye göre 3’ünde (yerel saatle), İran’ın insansız hava araçları ve füze saldırılarıyla UAE ve komşu ülkeleri hedef alması bölgedeki gerginliği ciddi şekilde tırmandırdı. Haberde, imha edilen mühimmatın kalıntılarının Dubai çevresindeki birçok bölgede yangınlara ve hasara yol açtığı; Cebel Ali Limanı(Jebel Ali Port) çevresindeki altyapının ve Dubai Uluslararası Havalimanı yakınlarının da etkilendiği bildirildi. Buna rağmen UAE Merkez Bankası, ülkenin finans sektörüne ait temel mali sağlamlık göstergelerinin güçlü seyrini koruduğunu vurguladı.
Merkez Bankası’nın paylaştığı verilere göre UAE bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranı(CAR) yaklaşık ‘%17’ seviyesinde bulunuyor. Likidite karşılama oranı(LCR) ise ‘%146,6’nın üzerinde. Her iki gösterge de uluslararası düzenleyici standartların belirgin biçimde üstünde. Banka, bu oranların kısa vadeli likidite şoklarına ve kredi riskine karşı yeterli ‘tampon(buffer)’ sağladığını belirtiyor.
Balama, UAE’deki banka ve finans sektörünün toplam varlıklarının 5 trilyon 420 milyar dirheme ulaştığını açıkladı. Bu tutar yaklaşık 1 trilyon 480 milyar dolar (yaklaşık 2,180 trilyon won) seviyesine denk geliyor. Merkez Bankası, finansal kuruluşlar ve ilgili otoritelerle birlikte süreci yakından izlediklerini ve ‘iş sürekliliği’ açısından hazırlık durumunu düzenli olarak gözden geçirdiklerini de ekledi.
Açıklamada, UAE bankalarının uluslararası standartlara uygun, gelişmiş risk yönetim sistemleri ve iş sürekliliği çerçeveleriyle çalıştığı vurgulandı. Jeopolitik belirsizliklerin arttığı dönemlerde, uluslararası sermaye akımlarının ve şirket faaliyetlerinin ‘güvenli şekilde sürüp süremeyeceği’ temel değerlendirme kriterlerinden biri haline geliyor. Bu çerçevede UAE Merkez Bankası’nın mesajı, ülkenin finansal sistemine yönelik güveni koruma ve dış algıyı güçlendirme çabası olarak değerlendiriliyor(yorum).
Ülke, dijital varlık şirketlerini çekme konusunda da en hızlı büyüyen merkezlerden biri sayılıyor. Halihazırda UAE genelinde 1.800’den fazla kripto şirketi faaliyet gösteriyor ve bu şirketlerde 8.600’ün üzerinde kişi istihdam ediliyor. Yalnızca Dubai DMCC serbest bölgesinde 600’ün üzerinde web3 şirketinin yer aldığı ifade ediliyor. Bu tablo, UAE’nin hem geleneksel finans hem de dijital varlık ekosisteminde bölgesel bir ‘yoğunlaşma noktası’ haline geldiğini ortaya koyuyor.
Gerilimin yükselmesiyle bazı kripto şirketleri de ‘önleyici tedbir’ almaya başladı. Wu Blockchain’e göre kripto para borsası Bybit, 3’ünde personel güvenliğini yeniden gözden geçirerek farklı bölgeler arası destek mekanizmalarını devreye alıp operasyonel sürekliliği koruma seçeneklerini masaya yatırdı. Cointelegraph’ın ulaştığı bir iç yazışmaya göre ise Bitget Üst Yöneticisi Gracy Chen(Gracy Chen), çalışanlarına “acil durum protokollerini devreye aldıklarını ve Orta Doğu’daki güvenlik durumunu yakından izlediklerini” bildirdi.
Orta Doğu’daki krizin daha da derinleşip derinleşmeyeceği henüz net değil. Ancak UAE Merkez Bankası’nın likidite, sermaye gücü ve operasyonel süreklilik vurgusunu öne çıkarması, hem finans hem de kripto endüstrisinin aynı anda yoğunlaştığı bir merkez ülke olarak ‘sistem istikrarının’ korunmasının en kritik öncelik olduğunu yeniden gösteren bir adım niteliğinde. Bu yaklaşım, küresel yatırımcıların ve dijital varlık şirketlerinin bölgeye bakışını şekillendirmede belirleyici olmaya devam edecek gibi görünüyor(yorum).
Yorum 0