Steybılkoin piyasası 2025’te hızla büyürken, pazarın tepesindeki güç dengesi daha da sağlamlaşmış görünüyor. 6 Temmuz 2026’da yayımlanan Kaiko Research raporuna göre toplam steybılkoin piyasa değeri 300 milyar dolara ulaşsa da Tether(USDT) ve USD Coin(USDC), dolaşım ağı, likidite ve piyasa entegrasyonu sayesinde açık ara üstünlüğünü koruyor. Raporda, yeni ihraççıların art arda pazara girdiği ancak asıl rekabetin ‘ihraç’ta değil, ‘benimsenme’ ve ‘likidite’de yaşandığı vurgulanıyor.
Kaiko Research analisti Thomas Probst’un değerlendirmesine göre steybılkoin piyasası artık yalnızca kripto para işlemlerini destekleyen bir araç değil. Ödeme, takas ve hazine yönetimi gibi alanlarda temel finansal altyapının parçasına dönüşmüş durumda. Bu nedenle bankalar, fintech şirketleri, ödeme firmaları ve kripto odaklı girişimler kendi varlıklarını piyasaya sürmeye çalışıyor. Ancak pazar büyüdükçe payın daha dengeli dağılması yerine, üst sıralardaki varlıklarda yoğunlaşma da artıyor.
Veriler de bu tabloyu destekliyor. Kaiko Research’e göre Haziran 2026 itibarıyla Tether(USDT)’in piyasa değeri yaklaşık 186 milyar dolar, USD Coin(USDC)’in piyasa değeri ise yaklaşık 70 milyar dolar seviyesinde. Buna karşılık USDe, Dai(DAI) ve PayPal USD(PYUSD) gibi diğer dolar bazlı steybılkoinler bu iki büyük oyuncunun oldukça gerisinde kalıyor. Bu durum, steybılkoin piyasasının sadece dolar merkezli olmadığını, aynı zamanda dolar tarafında da net biçimde USDT ve USDC ekseninde şekillendiğini gösteriyor.
İki varlığın gücü yalnızca bilinirlikten kaynaklanmıyor. Tether(USDT), gelişmekte olan ülkelerde, sınır ötesi ödemelerde ve bankacılık sisteminin zayıf kaldığı alanlarda dolara alternatif bir araç olarak yaygın biçimde kullanılıyor. USD Coin(USDC) ise regülasyon uyumu, kurumsal benimsenme, geleneksel finansla bağlantı ve şeffaflık tarafında öne çıkıyor. Kullanım alanları farklı olsa da her iki varlık da geniş ve yerleşik bir altyapıya sahip.
İşlem hacmi tarafında da benzer bir yoğunlaşma öne çıkıyor. Rapora göre 2025’in başında dolar bazlı steybılkoin işlem hacminde USD Coin(USDC)’in payı yaklaşık yüzde 11 düzeyindeydi. Bu oran 2026’da yaklaşık yüzde 21’e yükseldi. Buna rağmen Tether(USDT) hâlâ açık biçimde çoğunluğu elinde tutuyor. Bu da, geriden gelen projelerin belirli ölçüde büyüse bile öndeki varlıkların likidite avantajını kısa sürede kırmasının kolay olmadığını ortaya koyuyor.
Kaiko Research bu yapıyı ‘ağ etkisi’ ile açıklıyor. Teknik olarak yeni bir steybılkoin çıkarmak artık daha kolay. Ancak bir varlığın gerçekten yaygın kullanılan bir ödeme aracına dönüşebilmesi için güçlü bir dağıtım ağına, derin emir defterine ve kullanıcı güvenine ihtiyaç duyuluyor. Başka bir deyişle, yeni projeler iyi bir tasarım ya da güçlü destekçilerle yola çıksa bile yeterli piyasa derinliği oluşmadan geniş çaplı benimsenme sağlanamıyor.
Likidite verileri de dikkat çekici. Rapora göre Haziran 2026 itibarıyla USD Coin(USDC)’in ortalama yüzde 1 piyasa derinliği yaklaşık 16 milyon dolar, Tether(USDT)’in ise yaklaşık 14 milyon dolar seviyesinde. Aynı dönemde Bitcoin(BTC) yaklaşık 5 milyon dolar civarında kaldı. Bu fark, büyük steybılkoinlerin spot piyasada ne kadar güçlü bir emir katmanına sahip olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda büyük ölçekli takas ve kurumsal işlemler için neden daha uygun görüldüklerini de açıklıyor.
Euro bazlı steybılkoinler tarafında ise tablo çok daha zayıf. Avrupa Birliği’nin MiCA düzenlemesinin devreye girmesiyle kurallar netleşse de euro cinsinden steybılkoinlerin piyasa etkisi hâlâ sınırlı. Rapora göre 2025 başında euro bazlı steybılkoinlerin işlem hacmindeki payı yalnızca yüzde 0,03 seviyesindeydi. 2026 ortasında bu oran yaklaşık yüzde 0,12’ye yükseldi. Aynı dönemde dolar bazlı steybılkoinlerin payı ise yüzde 99,88 oldu.
Piyasa derinliğinde fark daha da belirgin. USD Coin(USDC), alış ve satış tarafında ortalama yüzde 1 derinlikte sık sık 10 milyon doların üzerine çıkarken, Tether(USDT) de iki tarafta 5 milyon dolar ile 10 milyon dolar arasında yüksek likidite sunuyor. Buna karşılık euro bazlı başlıca steybılkoinler olan EURC ve EURCV’nin ortalama yüzde 1 piyasa derinliği çoğunlukla 200 bin dolar ile 500 bin dolar arasında kaldı. Bu nedenle euro bazlı projelerde ‘büyüme’ görülse de dolar bazlı rakiplerle rekabet edecek olgunluğa henüz ulaşılmadığı düşünülüyor.
Öte yandan steybılkoin piyasasında yeni rekabet alanı olarak yeni ihraççılar öne çıkıyor. Bankalar, finans kurumları ve fintech şirketleri artık steybılkoinleri sadece kripto ekosisteminin iç aracı olarak değil, gerçek bir ödeme ve takas altyapısı olarak değerlendiriyor. 7 gün 24 saat çalışma, düşük maliyetli transfer ve sınır ötesi anlık değer aktarımı gibi avantajlar, bu ilgiyi giderek daha fazla kurumsal alana taşıyor. Avrupa’da CACEIS’in EURXT hamlesi de bunun örneklerinden biri olarak görülüyor.
Ancak rapor, ‘piyasaya çıkış’ ile ‘başarı’yı kesin biçimde ayırıyor. Yeni bir steybılkoin üretmenin teknik eşiği düşmüş olsa da onu büyük bir işlem varlığına dönüştürmek hâlâ zor. Bunun için borsalarda listelenme, ödeme uygulamalarına entegrasyon, piyasa yapıcı desteği ve düzenli kullanım yaratacak gerçek talep gerekiyor. Bu çerçevede raporda Open USD(OUSD) dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkarılıyor.
Open USD(OUSD), dolar teminatlı bir steybılkoin olarak ödeme şirketleri, finans kurumları, fintech firmaları ve borsaların yer aldığı ortak bir girişim niteliği taşıyor. Hedefi, finans kurumları, ödeme sağlayıcıları ve borsalar için temel işlem varlıklarından biri olmak. Bu yüzden piyasada Open USD(OUSD)’nin özellikle USD Coin(USDC) ile doğrudan rekabete girebileceği konuşuluyor. Yine de Kaiko Research’e göre OUSD’nin mevcut dengeyi sarsabilmesi için kısa sürede yeterli piyasa derinliğini ve güveni kanıtlaması şart.
Burada asıl mesele sadece teknoloji değil. USD Coin(USDC) zaten yaklaşık 70 milyar dolarlık piyasa değeri, güçlü marka algısı ve yüksek likidite ile önemli bir avantaj taşıyor. ‘Yorum’: Steybılkoin rekabeti giderek teknik üstünlük yarışından çok dağıtım ağı ve kullanıcı alışkanlığı yarışına benziyor. Kullanıcıların, borsaların ve kurumların zaten aktif biçimde kullandığı bir varlığı yerinden etmek için yalnızca regülasyon uyumu ya da güçlü ortaklık listesi yeterli olmuyor. Asıl kırılması gereken duvar, mevcut kullanım alışkanlığı oluyor.
Rapora göre steybılkoin piyasası hızlı büyüse de yapısal olarak hâlâ oldukça dengesiz. Tether(USDT) ve USD Coin(USDC), ölçek, likidite, dağıtım ağı ve güveni bir araya getirerek yeni oyuncuların aşmasını zorlaştıran güçlü bir savunma hattı kurmuş durumda. Buna rağmen steybılkoinler ödeme ve finans altyapısında daha merkezi bir rol üstlendikçe, bankalar, fintech şirketleri ve sanayi ortaklıkları tarafından desteklenen yeni projelerin mevcut düzende gedik açma ihtimali tamamen dışlanmıyor.
Sonuç olarak steybılkoin piyasasında belirleyici unsur ‘ihraç’ değil, ‘benimsenme’. Yeni bir steybılkoinin kalıcı başarı yakalaması için derin likidite, geniş entegrasyon ve sürekli kullanımın aynı anda sağlanması gerekiyor. Kaiko Research, Open USD(OUSD) gibi projelerin bunu başarması hâlinde steybılkoin pazarındaki rekabet yapısının değişebileceğini düşünüyor. Ancak bugün için tablo net: büyüme alanı açık olsa da Tether(USDT) ve USD Coin(USDC)’in kurduğu hakimiyet duvarı hâlâ oldukça yüksek.
Yorum 0