스테이블coin altyapı şirketi Braille, blokzincirler arası varlık transferindeki tıkanıklığı çözmeyi hedefleyen yeni bir ‘interoperability’ protokolü duyurdu. Hızla büyüyen *stablecoin* ekosistemindeki ‘ölçeklenme darboğazı’na odaklanan bu çözüm, farklı ağlarda çalışan projelerin birbirine daha sorunsuz bağlanmasını amaçlıyor.
Braille kısa süre önce ‘ION protokolü’nü tanıtarak, farklı blokzincirler arasında stablecoin transferini mümkün kılan yeni bir yapı devreye aldı. Bu modelde token’lar bir zincirde ‘yakılır(burn)’ken, diğer zincirde aynı miktarda yeniden ‘basılır(mint)’. Böylece klasik köprü(bridge) modellerinde olduğu gibi her ağ için önceden ayrı bir likidite havuzu kurma zorunluluğu ortadan kalkıyor.
Yaklaşık 3.000 milyar dolar (yaklaşık 435 trilyon won) büyüklüğe ulaşan stablecoin pazarında bugün ağırlığı Tether’in USD Tether(USDT) ve Circle’ın USD Coin(USDC) projeleri taşıyor. Ancak son dönemde bankalar, fintech şirketleri ve portföy yönetim firmalarının da kendi stablecoin’lerini çıkarmaya başlamasıyla rekabet alanı hızla genişliyor.
Veri platformu CoinGecko’ya göre hâlihazırda takip edilen stablecoin sayısı 350’yi aşmış durumda. Gerçek dünya varlıklarına ve itibari paralara endeksli ‘peg’ modelleri arttıkça, farklı ağları birbirine güvenli ve verimli şekilde bağlayacak altyapı ihtiyacı da aynı hızla büyüyor.
Braille’in kurucusu ve CEO’su Ben Milne, mevcut yapının en büyük sorununun ‘likidite’ olduğunu vurguluyor. Milne, “Stablecoin’ler arasındaki likidite eksikliği, kurumsal ve özel tasarımlı stablecoin projelerinin ölçeklenmesi önündeki en büyük engel” diyerek, “Bu açığı tamamen kapatacak kadar büyük bir sermaye havuzu fiilen mevcut değil” yorumunda bulundu.
Bugün zincirler arası varlık geçişi çoğunlukla likidite havuzları veya ‘wrapped’ (sarılmış) token modelleri ile sağlanıyor. Bu da her blokzincir üzerinde ayrı likidite birikimi gerektiriyor ve hem stablecoin sayısı hem de zincir adedi çoğaldıkça ihtiyaç duyulan sermaye miktarı katlanarak artıyor.
Braille, hâlihazırda 30’dan fazla blokzincirde 100’ün üzerinde stablecoin programına altyapı sunuyor. Şirketin bazı kurumsal müşterileri aylık milyarlarca dolarlık ödeme hacmine ulaşıyor. Ancak bu işlemler ağırlıkla ‘ödeme odaklı’ ilerlediği için, spekülatif yatırım amaçlı büyük bakiyeler tutulmuyor; bu da bilançoların görece daha küçük kalmasına yol açıyor.
ION protokolü, mevcut sınırları aşmak için Circle’ın ‘Cross-Chain Transfer Protocol(CCTP)’ modeline benzer bir ‘yak-bastır (burn-mint)’ mekanizmasını tercih ediyor. Aradaki kritik fark ise ION’un tek bir token’a bağlı olmaması; ekosisteme katılan tüm stablecoin ihraççılarının bu altyapıyı kullanabilecek şekilde tasarlanmış olması.
Bu yaklaşım, zincirler arasında ayrı likidite havuzları kurma ihtiyacını ortadan kaldırdığı için ‘sermaye verimliliği’ni ciddi biçimde artırma potansiyeli taşıyor. Stablecoin ihracının hızla arttığı mevcut ortamda, geleneksel köprü modellerinin verimsizliğini azaltacak alternatif bir altyapı olarak öne çıkıyor.
ION protokolü, ilk etapta Monad, Raines, Coinflow, Turnkey, Etherfuse, Spark, Canton gibi projelerle iş birliği içinde testnet ortamında devreye alınacak ve daha sonra aşamalı biçimde genişletilecek.
Stablecoin pazarında tekil büyük varlıkların belirlediği yapıdan çoklu ihraççı modeline geçiş hızlanırken, ‘interoperability’ yani zincirler arası uyum altyapısında da rekabet kızışıyor. Orta ve uzun vadede hangi teknik yaklaşımın fiili ‘standart’ hâline geleceği, stablecoin piyasasının güç dengelerini ve genel mimarisini önemli ölçüde şekillendirebilir.
Yorum 0