Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Eylül faiz artışı ihtimali %35'e geriledi, Warsh'ın sözleri yeniden masada

Takım elbiseli, başını çevirmiş Kevin Warsh / The White House (Public domain)

Kevin Warsh(Kevin Warsh), Federal Rezerv (Fed) Başkanı'nın yüzde 2'lik enflasyon hedefinde ısrarcı olacağına dair açıklamalarının ardından Wall Street, ABD'nin faiz patikasını yeniden masaya yatırdı. Piyasanın asıl odağı faiz kararının kendisi değil, Fed'in enflasyonu baskılama iradesini somut politikaya dönüştürüp dönüştürmeyeceği.

Warsh, 14 Temmuz'da (yerel saatle) ABD Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi'nde yaptığı konuşmada enflasyonun 63 aydır hedefin üzerinde seyrettiğine dikkat çekti. Komite, Warsh'ın "63 aydır hedefin üzerinde kalan enflasyon, Amerikan halkı ve şirketleri için haksız bir yük ve vergi niteliğindeydi" dediğini aktardı.

Fed'in resmi tanıtımına göre Warsh, 22 Mayıs'ta başkanlık görevine başladı ve aynı zamanda Federal Açık Piyasa Komitesi'ne (FOMC) de başkanlık ediyor. TokenPost, Warsh'ın Kongre'de Fed'in bağımsızlığını vurguladığı açıklamalarını daha önce aktarmıştı.

Açıklamanın merkezinde yüzde 2'lik enflasyon hedefi var. Warsh, fiyat istikrarını Fed'in öncelikli görevi olarak öne çıkarırken istihdam hedefini de göz ardı etmeyeceğini söyledi. Reuters, Warsh'ın komite oturumunda "fiyat istikrarı ile azami istihdam birbirini dışlayan hedefler değil" dediğini aktardı.

Fed'in ikili görevi, fiyat istikrarını ve azami istihdamı bir arada sağlamak. Enflasyon yüksek seyrettiğinde faiz artışı ya da sıkılaştırıcı bir iletişim gündeme gelir; istihdamda belirgin bir yavaşlama görüldüğündeyse gevşeme baskısı artar. Warsh'ın açıklaması iki hedefi de anmakla birlikte vurguyu fiyat istikrarına kaydırdığı şeklinde okundu.

Piyasa açıklamanın yönünden çok uygulamaya nasıl yansıyacağını tartışıyor. Bloomberg, Warsh'ın enflasyonla mücadele araçları arasında faizin de yer alabileceğine işaret ettiğini, ancak somut bir sıkılaştırma takvimi sunmadığını yazdı. Wall Street, güçlü fiyat mesajını faiz artışı sinyali olarak okurken bunun fiilen bir adıma dönüşüp dönüşmeyeceğini ayrı bir soru olarak değerlendiriyor.

Temmuz sonundaki basın toplantısının ardından bu soru işaretleri büyüdü. Bloomberg, JPMorgan Chase'in(JPM) faiz artışı beklentisini 2027'nin ikinci yarısından 2026 Aralık'ına çektiğini aktardı. Aynı dönemdeki haberlerde piyasanın Eylül'de faiz artışı olasılığını yüzde 57 olarak fiyatladığı belirtildi.

TokenPost, JPMorgan'ın bir sonraki faiz artışı beklentisini erken ihtimalle 2026 Aralık'ına çektiğine dair haberi daha önce aktarmıştı. O dönemde de tartışılan soru, Warsh'ın enflasyonla mücadele iradesinin piyasaya yeterince net iletilip iletilmediğiydi.

Son veriler ise sıkılaştırma endişesini bir miktar hafifletti. Wall Street Journal, Eylül'de faiz artışı olasılığının yüzde 35'e gerilediğini aktardı. Bu, artış ihtimalinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor; yeni enflasyon verileri geldikçe piyasa fiyatlamasının yeniden şekillendiği bir sürece daha yakın.

Faiz beklentilerinin bu kadar sık değişmesinin nedeni, enflasyon ve büyüme verilerinin politika kararını aynı anda etkilemesi. Enflasyon yüksek seyrettikçe Fed sıkı duruşunu sürdürmek için gerekçe buluyor. Buna karşılık büyüme ve istihdam verileri yavaşladıkça ek faiz artışının getireceği yük ağırlaşıyor.

Warsh'ın yürüttüğü değişim tek bir faiz adımıyla sınırlı değil. Fed, 'Chairman's Task Forces for Advancing Monetary Policy' adlı çalışma grupları aracılığıyla bilanço politikasını, enflasyon çerçevesini ve iletişim yöntemini yeniden gözden geçiriyor. Fed'in resmi sayfası, bu çalışma gruplarının mevcut bilanço sisteminin maliyet, fayda ve kurumsal etkilerini incelediğini açıklıyor.

Bilanço politikası, Fed'in elindeki varlıkların büyüklüğünü ve bileşimini ayarlayarak finansal koşulları etkilediği bir araç. Politika faiziyle birlikte piyasadaki likiditeyi de belirliyor. Piyasanın Warsh'ın açıklamalarına bu kadar duyarlı yaklaşmasının arkasında, yalnızca faizin değil Fed'in politika uygulama biçiminin de değişebileceği algısı var.

Piyasa tepkisi ise ikiye bölünmüş durumda. Bir kesim, güçlü fiyat istikrarı mesajının Fed'in güvenilirliğini yeniden tesis etmesi için gerekli olduğunu düşünüyor. Diğer kesim ise somut bir adım atılmadan şahin söylemin tekrar edilmesinin, tam tersine politika güvenilirliğini zedeleyebileceği konusunda temkinli.

Bu gelişme, Kore'deki yatırımcılar açısından da Bitcoin(BTC) gibi riskli varlıkların fiyatını doğrudan belirleyecek bir veri değil. Yine de dolar likiditesi ve faiz beklentilerini okumada arka plan değişkeni olarak işliyor. Faiz artışı beklentisi güçlendikçe riskli varlıklara olan iştah zayıflayabilir; beklenti geriledikçe de likidite baskısı gevşeyebilir.

Warsh'ın açıklamalarının fiilen bir faiz kararına dönüşüp dönüşmeyeceği, önümüzdeki enflasyon verileri ve FOMC'nin değerlendirmesiyle netleşecek. Piyasa şu an hem yüzde 2'lik enflasyon hedefi etrafındaki Fed iletişimini hem de Eylül'deki faiz artışı ihtimalini aynı anda fiyatlıyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1