Bitcoin’in (BTC) 6,04 milyonluk bölümünün açık anahtarlarının ortaya çıktığına ilişkin analizlerin ardından Ledger CTO’su, gerçek kuantum bilişim riskinin zincir üzerindeki açık anahtar sayımlarından daha geniş değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ledger CTO’su Charles Guillemet, açık anahtarları hash ile gizlenen Bitcoin’lerin de xpub, cihazlar, PSBT’ler, günlükler ve yedekler aracılığıyla dışarıya sızabileceğini açıkladı. Bir işlem başlatıldığında açık anahtar blok zincirinde görünür hale geldiği için toplam riskin yalnızca zincir üzerinde şu anda tespit edilen açık anahtarlar üzerinden hesaplanmasının zor olduğunu belirtti.
Glassnode, 6,04 milyon Bitcoin’in toplam arzın %30,2’sine karşılık geldiğini ve bu miktarın açık anahtarlarının şu anda zincir üzerinde görünür olduğunu hesapladı.
Kalan %69,8’lik bölüm ise Glassnode’un hesaplama yönteminde, elde tutulurken açık anahtarı görünür olmayan miktar olarak sınıflandırıldı. Ancak bu veri, kuantum saldırılarının ne zaman mümkün hale geleceğini, anlık riskin boyutunu veya saklama kuruluşlarının ödeme gücünü değerlendiren bir sonuç değil.
Glassnode, açık anahtarı görünen miktarı yapısal maruziyet ve operasyonel maruziyet olarak ikiye ayırdı. Yapısal maruziyet 1,92 milyon Bitcoin, operasyonel maruziyet ise 4,12 milyon Bitcoin olarak hesaplandı.
Açık anahtarı henüz zincir üzerinde görünmeyen Bitcoin’ler, mevcut durağan durum analizinde maruz kalmamış kabul edilebilir. Ancak bir adres yeniden kullanılır veya bu adresteki miktarın bir bölümü transfer edilirse açık anahtar ortaya çıkar ve aynı adreste kalan bakiye de risk kapsamına girebilir.
Maruziyet seviyesi adres türüne göre de değişiyor. Açık anahtarı doğrudan kaydeden P2PK yönteminde açık anahtar, varlıklar tutulurken de görülebilir. Açık anahtar hash’ini kullanan P2PKH yönteminde ise açık anahtar ayrıca açığa çıkmadıysa elde tutma sürecindeki saldırı maruziyeti görece daha düşük.
Bununla birlikte P2PKH adreslerindeki miktar da hareket ettirildiği anda açık anahtarı görünür hale getirerek işlem sırasında saldırı hedefi olabilir. Bu nedenle adresin şu anda açık anahtarı gizleyip gizlemediği ve gelecekte kullanılıp kullanılmayacağı birlikte değerlendirilmelidir.
Google Quantum AI araştırmacıları, Bitcoin’de kullanılan eliptik eğri şifrelemesi yeterince güçlü bir kuantum bilgisayar tarafından saldırıya uğrarsa açık anahtardan özel anahtarın hesaplanabileceğini analiz etti. Araştırmacılar, açık anahtar ortaya çıktıktan sonra özel anahtarın hesaplanmasının yaklaşık 9 dakika sürebileceği varsayımını da sundu.
Bu varsayım, günümüzde mevcut olmayan kapasitede bir kuantum bilgisayarı temel alıyor. Dolayısıyla analiz, Bitcoin’de şu anda kuantum saldırısı gerçekleştiği anlamına gelmiyor; daha çok şifreleme sistemini değiştirmek için gereken süreyi ve maruziyet kapsamını değerlendiren bir senaryo niteliği taşıyor.
Kuantuma dayanıklı şifrelemeye geçiş, mevcut şifreleme sisteminin yeni bir yöntemle değiştirilmesini gerektiriyor. Google araştırmacıları geçiş için hazırlık yapılmasını önerirken Glassnode, adres yeniden kullanımının azaltılması ve cüzdanlar ile saklama altyapısı için geçiş planları hazırlanmasının maruz kalan miktarı düşürebileceğini açıkladı.
Borsalar ve saklama kuruluşları için adres oluşturma ve yeniden kullanma süreçlerinin yanı sıra anahtar oluşturma, yedekleme ve onay prosedürlerinin gözden geçirilmesi önem taşıyor. Açık anahtarı görünen miktar, hemen ele geçirilebilecek fonların büyüklüğünden ziyade gelecekteki geçiş önceliklerini belirlemeye yardımcı olan bir gösterge olarak yorumlanmalı.
BitGo, Temmuz 2026’da kurumsal Bitcoin cüzdanlarının açık anahtar maruziyetini değerlendirmeye, yönetmeye ve azaltmaya yönelik bir özellik sunduğunu açıkladı. Ancak bu tür önlemler kurumsal saklama operasyonlarına yönelik tamamlayıcı uygulamalar olup Bitcoin ağının tamamını kuantuma dayanıklı bir yapıya dönüştürecek yükseltmeden ayrı değerlendirilmeli.
Türkiye’deki yatırımcılar açısından da temel konu kısa vadeli fiyat hareketlerinden çok saklama yapısı ve geçiş hazırlığı. Borsaların, saklama kuruluşlarının ve cüzdan hizmeti sağlayıcılarının hangi imza sistemi ile anahtar yönetimi yöntemini kullandığı, kuantuma dayanıklı şifrelemeye geçiş yükünü değiştirebilir.
Sonuç olarak %30,2’lik oran, Bitcoin’in tamamındaki kesin kuantum açığı oranını değil, belirli bir anda zincir üzerinde açık anahtarı görünen miktarı ifade ediyor. Zincir dışı açıklamalar ve işlem sürecindeki maruziyet de hesaba katıldığında gerçek risk kapsamı, kullanılan hesaplama yöntemine göre değişebilir.
Yorum 0