Ethereum, blockchain teknolojisinin en zorlu sorunu olarak bilinen “üçlü açmaz”ı (trilemma) aştığını açıkladı. 3’ünde (yerel saatle), Ethereum’un kurucu ortağı Vitalik Buterin, resmi X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, bu açmazı aşmada kilit rol oynayan ‘PeerDAS’ ve ‘ZK-EVM’ gibi iki önemli teknolojiyi gündeme getirdi. Buterin’e göre, bu gelişmeler Ethereum’u yalnızca daha verimli bir ağ değil, yepyeni bir ‘dağıtık’ yapı haline dönüştürüyor.
Blockchain dünyasında yıllardır tartışılan ‘üçlü açmaz’, bir ağın aynı anda hem ‘merkezsizliği’, hem ‘güvenli konsensüs’ü hem de ‘yüksek işlem kapasitesini’ sağlamasını imkânsız görür. Buterin’e göre Ethereum, bu üç hedefi aynı anda gerçekleştirme eşiğine yaklaştı. Bunun arkasındaki nedenler ise PeerDAS ve ZK-EVM gibi teknolojilerin artık Ethereum ana ağında çalışır durumda olması.
Vitalik Buterin, PeerDAS’ın doğrulayıcı düğümlerin veriyi tamamıyla indirmek yerine küçük örneklerle doğrulama yapmasına imkân tanıyarak işlem kapasitesini ciddi şekilde artırdığını ifade etti. Bununla birlikte ZK-EVM teknolojisi ise az sayıdaki düğümün işlem sonucunu matematiksel kanıtlarla tüm ağa doğrulatmasına olanak sağlıyor. Bu sistemle birlikte ağ genelinde doğrulama süreci hem hızlanıyor hem de daha az kaynak kullanıyor. Buterin, PeerDAS’ın hâlihazırda ana ağda etkin olarak çalıştığını, ZK-EVM’in ise alfa aşamasını geçerek kullanım düzeyine ulaştığını belirtti.
Bunların sadece teknik bir gelişme olmadığını belirten Buterin, yaklaşık 10 yıldır süregelen Ethereum yol haritasının bir sonucu olduğunu vurguladı. PeerDAS teknolojisinin altyapısı bundan 10 yıl önce tartışılmaya başlanmıştı. ZK-EVM ise 2020 civarında aktif geliştirme sürecine girdi. Bu bağlamda, yaşanan gelişmeler ani bir devrimden çok uzun soluklu bir stratejinin meyvesi olarak görülüyor.
Özellikle Buterin’in ZK-EVM’e verdiği önem dikkat çekiyor. Ona göre bu teknoloji, yalnızca akıllı sözleşmeleri çalıştırmak için değil, Ethereum’un tamamında ‘kanıta dayalı doğrulama’ sistemine geçişi destekleyen temel yapı taşı. Gelecekte ağın kimin işlemi gerçekleştirdiğine değil, neyin kanıtlandığına göre karar verileceğini dile getiriyor.
Buterin 2026 ila 2030 arasındaki dönemin ‘genişleme süreci’ olacağını öngörüyor. 2026’da gaz limiti artırılarak dolaşıma daha fazla işlem kapasitesi kazandırılabileceğini, aynı dönemde ZK-EVM doğrulayıcı düğümlerinin deneme sürecinin başlayabileceğini belirtti. 2027 ile 2030 arasında büyük çaplı yapısal değişikliklerle birlikte ZK-EVM’in birincil blok doğrulama yöntemi olması bekleniyor.
Buterin’in dikkat çektiği bir diğer konu ise blok üretiminin bugünkü gibi merkezi bir şekilde kalmasının uzun vadede risk taşıdığı. Bu yüzden ‘tamamen dağıtılmış blok üretimi’ konusunun üçüncü büyük hedef olarak gündeme alınması gerektiğini söyledi. Şu anda bu adımın aciliyeti olmadığını, bunun yerine işlem dahil etme yetkisinin daha fazla aktöre dağıtılması gibi geçiş çözümlerine odaklanılması gerektiğini vurguladı. Örneğin, işlem yollarının çeşitlendirilmesi ya da farklı işlem üretici ağlarının devreye alınarak tek bir aktörün işlem havuzunu domine etmesinin önüne geçilmesi öneriliyor.
Ethereum, yalnızca bir blockchain yükseltmesi değil; uzun süredir tartışılan merkezsizlik ve verimlilik idealini kod düzeyinde gerçekleştiren yepyeni bir yapıya dönüşme yolculuğuna girmiş durumda. Eğer yol haritası planlandığı gibi hayata geçerse, Ethereum'un sıradan bir blockchain’den çok daha fazlası haline gelmesi mümkün görünüyor: yüksek performanslı, merkeziyetsiz bir küresel bilgisayar.
Yorum 0