Ethereum(ETH) kurucu ortağı Vitalik Buterin, ağın ölçeklenebilirliğini artırmak için alışılmışın dışındaki bir öneriyle gündeme geldi. 24’ünde (yerel saatle) kişisel blogunda paylaştığı yazısında Buterin, Ethereum’un ‘bin kat’ büyümesinin anahtarının, gecikme sürelerini azaltmak yerine doğrudan ‘veri aktarım kapasitesini’ artırmak olduğunu savundu. Yani hedef, işlemleri daha hızlı yürütmek değil; ‘daha fazla işlem’ taşıyabilecek geniş bir kapasite inşa etmek.
Buterin bu vizyonunda, işlemlerin iletilme süresi gibi zamanla ilgili kısıtlamaların doğası gereği fiziksel sınırlara takıldığını belirtti. Özellikle kırsal alanlarda ya da sıradan kullanıcı cihazlarında düğüm çalıştırmanın sürdürülebilir olması gerektiğini vurgulayan Buterin, sansür direnci ve mahremiyet gibi değerlerin korunması için ‘veri miktarını artırma’ yönteminin gerçekçi ve etkili olduğunu ileri sürdü.
Buterin ayrıca Ethereum’u bir otoyola benzeterek mevcut stratejilerini açıkladı. Ona göre, daha fazla insan taşımak için iki seçenek var: 'araçların hızını' artırmak veya 'şerit sayısını' çoğaltmak. Ancak hız artırımı hem güvenlik riski yaratıyor hem de fiziksel sınırlara takılıyor. Bunun yerine 'şerit sayısını artırma' yani bant genişliğini büyütme stratejisi daha kalıcı ve sürdürülebilir bir seçenek.
Hatırlanacağı gibi 5 yıl önce de Buterin benzer bir görüşü savunmuş, Elon Musk’ın Dogecoin(DOGE) için yaptığı “blok boyutunu büyütüp işlem hızını 10 katına çıkarma” önerisine karşı çıkmıştı. O dönem Buterin, gerçek merkezsizleşme için sıradan bir kullanıcının bile dizüstü bilgisayar ile düğüm çalıştırabilmesi gerektiğini söylemiş, blokların büyümesinin ise veri merkezi temelli sistemlere ve dolayısıyla ‘merkezileşmeye’ yol açabileceğini belirtmişti. Eğer sadece birkaç büyük oyuncu protokol kararlarını yönlendirirse, projenin özündeki ademi merkeziyet ilkesinin zarar görebileceğinden endişe duyduğunu ifade etmişti.
Öte yandan Buterin “hiçbir şekilde gecikme süresini azaltmak mümkün değil” demiyor. Aksine, silinmiş kodlar (erasure coding) kullanımı ve P2P protokolündeki iyileştirmeler ile mesaj iletim sürelerinin düşürülebileceğini, bu sayede ağ akışında daha hızlı sonuçlar elde edilebileceğini belirtti. Ayrıca, daha az düğümle çalışan alt ağlar (subnet) aracılığıyla işlem sürecinin daha yalın hale getirilebileceğini söyledi. Bu yöntemle Ethereum ağı 3 ila 6 kat arasında ölçeklenebilir hale getirilebilir ve bunun “bugünden yapılabilecek” bir gelişim olduğunu vurguladı.
Ethereum’un uzun vadede ulaşmayı hedeflediği noktanın ise basit bir ‘küresel oyun sunucusu’ değil, dünyanın ‘kalp atışı’ gibi temel bir yapı taşı olması gerektiğini söyleyen Buterin, bu vizyonla Ethereum’un her küresel uygulama için merkez zincir olarak hizmet verebileceğini ifade etti. Mevcut ZK teknolojileri ve PeerDAS gibi katmanlı veri erişim çözümleriyle Ethereum’un binlerce kat daha ölçeklenmesi mümkün.
Buterin’in temel mesajı şu: ‘Aşırı ölçeklenebilirlik’ ve ‘tam merkezsizleşme’ birlikte elde edilebilecek hedeflerdir. Yani teoride binlerce şeride sahip devasa bir dijital otoyol açmak hiç de imkansız değil.
Yine de, bazı uygulamaların bir gün bu 'kalp atışından daha hızlı' performansa ihtiyaç duyabileceğini öngörüyor. O durumda ise bu uygulamaların Ethereum dışı çözümler, yani off-chain sistemler veya ikinci katman(Layer2) teknolojileriyle entegre edilmesi gerekecek. Bu bağlamda da Layer2 çözümler, Ethereum ekosistemi için kritik bir rol oynamaya devam edecek gibi görünüyor.
Yorum 0