“Bitcoin’in Gerçek Benimsenmesi Kredi Piyasasında” – Michael Saylor, Fiyat Odaklı Eleştirilere Tepki Gösterdi
Bitcoin(BTC)’i bir stratejik rezerv varlık olarak gören yaklaşımıyla tanınan Michael Saylor, kısa vadeli fiyat tartışmalarını geri plana atarak uzun vadeli benimsenmeye dikkat çekti. Saylor’a göre Bitcoin’in asıl gelişimi fiyat grafikleriyle değil, kredi piyasaları, muhasebe standartları ve banka sistemleri gibi finansal altyapıda kazandığı yer ile ölçülmeli. Finans yapısına derin şekilde entegre olan Bitcoin’in gerçek gücü, bu alanlardaki dönüşümde ortaya çıkıyor.
24’ünde (yerel saatle), What Bitcoin Did isimli podcast’e katılan Saylor, “Bitcoin’in gerçek ilerlemesi kurumlar, kredi piyasaları ve muhasebe standartlarına nüfuz etmesiyle olur. Günlük fiyat hareketleri konunun özünden sapmaktır” dedi. Saylor, özellikle 2025 yılında birçok yatırımcının fiyat düşüşlerine odaklanarak, işletmelerin Bitcoin’i aktif olarak benimsemeye başladığı yapısal dönüşümleri gözden kaçırdığını belirtti.
2025, Fiyattan Çok Şirketlerin Bitcoin Benimsenmesiyle Öne Çıktı
Saylor’un aktardığına göre, 2024 sonunda Bitcoin tuttuğunu beyan eden halka açık şirket sayısı 30 ila 60 arasında iken, bu sayı 2025 sonunda 200 seviyesine çıktı. Bu genişlemeyi Bitcoin’in altyapısal büyümesine dair güçlü bir gösterge olarak nitelendiren Saylor, sadece fiyat düşüşlerine odaklanan yaklaşımı ‘dar görüşlü’ olarak tanımladı.
Saylor’un kurucusu olduğu strateji şirketi Strategy, 2025 yılı boyunca yaklaşık 25 milyar dolar değerinde Bitcoin alımı gerçekleştirdi. 2026 yılı itibarıyla bu satın alma trendi aynı ivmeyle devam ediyor. Yakın zamanda gerçekleştirilen büyük alımda, şirket 13.627 BTC’yi yaklaşık 1,25 milyar dolara portföyüne ekledi.
Bu sürecin sadece yatırım ile sınırlı kalmadığını ve düzenleyici çerçevede de önemli gelişmeler yaşandığını belirten Saylor, 2025 yılı sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde kurumsal raporlama standartlarının değiştiğini ve Bitcoin için 'gerçeğe uygun değer' muhasebesinin benimsendiğini söyledi. Bu sayede şirketlerin Bitcoin'den kaynaklanan vergilendirme baskıları azaldı. Ayrıca bazı büyük ABD bankalarının spot Bitcoin ETF varlıklarını teminat olarak kabul etmeye başladığını ve hatta doğrudan BTC bazlı kredi ürünleri hazırlığına girdiğini aktardı.
ETF’lere Karşı Kurumsal Esneklik Vurgusu
Saylor, Bitcoin ETF’leri ile dijital varlığı aktif olarak yöneten işletmeler arasındaki farklara da değindi. Ona göre işletmelerin sahip olduğu ‘finansal esneklik’ ETF yapılarına kıyasla çok daha ileri düzeyde. Şirketler tahvil çıkarabilir, kredi ürünleri oluşturabilir ya da doğrudan finansal hizmetler sunabilirken; ETF’ler bu tür işlevsellikten yoksundur.
Bu fark nedeniyle bazı Bitcoin tutan şirketlerin borsa değerlerinin, ellerindeki BTC varlıklarının piyasa değerinden yüksek ya da düşük işlem görmesi normal karşılanmalı. Saylor, bunu şirketin yalnızca ‘varlık sahibi’ olmakla kalmayıp, yönetim stratejisi ve kârlılık potansiyeliyle de değerlenmesinin bir sonucu olarak değerlendirdi. “Net aktif değerine (NAV) göre iskontolu işlem görmek her şeyi açıklamaz” diyerek, bu tür yorumların bağlam dışı olduğunu ifade etti.
“BTC Tutan Şirket Sayısının Artışı, Endişe Etmeyi Gerektirmez”
Saylor, Bitcoin’i varlıklarına dahil eden şirket sayısının artmasına yönelik eleştirileri de değerlendirdi. Bazı çevreler, bu durumun rekabeti artırarak piyasada aşırı doygunluk yaratacağı ve verimsiz şirketlerin de Bitcoin’e sarılacağı görüşünde. Ancak Saylor, bu yaklaşımı 20. yüzyılda elektrik kullanımının yaygınlaşmasına duyulan gereksiz korkulara benzetti. Ona göre Bitcoin, hem güçlü şirketlerin daha da büyümesini hem de gelişme potansiyeli olanların dönüşümünü mümkün kılabilir. Bununla birlikte, kötü yönetilen şirketlerin Bitcoin tutmasının onları riskten muaf tutmayacağını da özellikle belirtti.
2026 yılı için Bitcoin fiyat öngörüsünün sorulması üzerine Saylor, “90 günlük fiyat tahmini yapmak akılsızca olur” diyerek, odak noktası olarak uzun vadeli trendleri gösterdi. Bitcoin’i ‘dijital sermaye’ şeklinde tanımlayan Saylor, bu varlığın küresel kredi sistemine entegre olmasının, önümüzdeki dönemdeki benimsenmenin asıl mihenk taşı olacağı görüşünde.
Sonuç olarak, Saylor’un açıklamaları; muhasebe sistemi reformları, kurumsal ilgi ve finans kurumlarının katılımı gibi etkenlerin, yalnızca fiyat odaklı yaklaşımları yetersiz kıldığını ortaya koyuyor. Bitcoin, grafiklerin göremediği bir hızla gerçek finans dünyasında yer edinmeye devam ediyor.
Yorum 0