Son altı ayda kurumsal yatırımcıların Bitcoin(BTC) alımları, madencilik yoluyla piyasaya giren yeni arzı üç kattan fazla aştı. Bu durum, Bitcoin piyasasında *arz-talep dengesinin* Bitcoin lehine şekillendiğine işaret ediyor.
On-chain analiz platformu Glassnode’un verilerine göre, halka açık ve kapalı küresel şirketlerin dahil olduğu Dijital Varlık Kasası (Digital Asset Treasury - DAT) üzerinden tutulan toplam Bitcoin miktarı geçen yılın temmuz ayından bu yana yaklaşık 260 bin BTC artarak 1,11 milyon BTC seviyesine yükseldi. Aynı süreçte madenciler yalnızca 82 bin BTC üretebildi. Kurumların aldığı BTC miktarı, yeni arzın üç katından fazla. Güncel piyasa değeriyle bu 260 bin BTC’nin karşılığı yaklaşık 25 milyar dolar (yaklaşık 36 trilyon 802 milyar Kore wonu) seviyesinde bulunuyor.
Mevcut piyasa verilerine göre Bitcoin madencileri günlük ortalama 450 BTC üretiyor ve bu da aylık yaklaşık 13.500 BTC’ye denk geliyor. Buna karşılık, şirketler DAT modeliyle her ay ortalama 43.000 BTC satın aldı. *Uzmanlara göre*, bu alımlar sadece kısa vadeli yatırım değil, uzun vadeli stratejik pozisyonlanmanın bir parçası olarak görülüyor ve bu da satış baskısını azaltan bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan JP Morgan Chase’in finans şefi Jeremy Barnum geçtiğimiz günlerde 4. çeyrek finansal sonuçları sonrası düzenlenen bir konferans görüşmesinde, *faiz getirili stablecoin* modellerinin geleneksel bankacılık sisteminin istikrarını tehdit eden bir yapı oluşturabileceği yönünde uyarılarda bulundu. Jeremy Barnum, ABD Kongresi’nde tartışılan GENIUS yasa tasarısının temel amacına destek verdiğini belirtirken, "Mevduat benzeri işlev gören ve faiz sağlayan stablecoin’lerin düzenleyici bir çerçeve olmadan yaygınlaşması, yüzyıllardır kurulan bankacılık istikrarını aşmak isteyen bir *paralel sistem* yaratabilir" dedi.
Jeremy Barnum ayrıca JP Morgan’ın piyasadaki yeniliklere açık olduğunu, ancak *yatırımcı koruması* ve *finansal düzenin* vazgeçilmez ilkeler olduğunu vurguladı. Son dönemde ABD’de stablecoin piyasasına yönelik bankaların olumsuz yaklaşımı devam ediyor. Bunun nedeni olaraksa bankaların sunduğu düşük faiz ortamına karşılık blokzincir tabanlı, yüksek getiri vadeden altyapıların artması gösteriliyor.
Diğer yandan blokzincir güvenlik firması SlowMist’e göre, off-chain işlem protokolü olan Truebit’in TRU adlı token’ı geçtiğimiz günlerde bir siber saldırıya maruz kaldı. Saldırgan sistemdeki bir akıllı sözleşme açığını hedef alarak 26 milyon dolarlık (yaklaşık 382 milyar Kore wonu) TRU token bastı. Saldırının ardından TRU fiyatı yüzde 99 oranında düştü.
Saldırının kök nedeni, Truebit’in akıllı sözleşmesindeki *tam sayı taşması (overflow)* durumuna karşı önlem alınmamış olmasıydı. SlowMist’in açıklamasına göre, ETH üzerinden TRU basımı sırasında hesaplama formülü hatalı uygulanmış ve neredeyse sıfıra yakın bir maliyetle sınırsız token üretmek mümkün hale gelmişti.
Söz konusu akıllı sözleşmenin Solidity 0.6.10 sürümüyle yazıldığı belirtilirken, bu sürümde tam sayıların üst sınırını aşan işlemler sonucu otomatik sıfıra yakın negatif değer elde edilmesi gibi açıklar mevcut. Bu durum, bir blokzincir projesi uzun süredir faaliyette olsa dahi ilk kodlamadaki küçük bir hatanın bile devasa zararlara yol açabileceğini gösteriyor. *yorum: Bu olay, "kod yasadır" prensibinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi.*
Sonuç olarak, Bitcoin tarafında kurumsal talebin arzdan çok daha baskın olduğu bir dönem yaşanırken, bu piyasa açısından ‘pozitif bir dengesizlik’ yaratıyor. Orta ve uzun vadede alım baskısının fiyat üzerinde destekleyici etkisi olabilir. Ancak teknolojik güvenlik açıkları ve mevzuatsız finansal modellemeler, sektörün büyümesinin önünde büyük bir engel oluşturuyor. Dijital varlıklar ile geleneksel finans dünyası arasında doğru bir dengenin kurulabilmesi için hem *sağlam regülasyon çerçeveleri* hem de *gelişmiş teknik güvenlik önlemleri* kaçınılmaz hale geliyor.
Yorum 0