Ethereum(ETH) kurucu ortağı Vitalik Buterin, geçmişte ‘gerçek dışı bir ideal’ olarak gördüğü kullanıcı odaklı tam blokzincir doğrulamasına bakış açısını değiştirdiğini açıkladı. Bu değişimin arkasında, sıfır bilgi kanıtı(ZK-SNARKs) gibi yeni kriptografi tekniklerinin yükselişi ve kullanıcı egemenliği fikrine olan ilginin yeniden artması bulunuyor.
26’sında, Buterin kişisel sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 2017 yılında “ortalama bir kullanıcının tüm blokzincir geçmişini doğrulamasının yalnızca bir dağın başındaki keşişin hayali olabileceğini” söylediği ifadelere artık katılmadığını belirtti. Yeni teknolojilerin gelişimi sayesinde, bu yaklaşımın artık ‘gerçekçi bir alternatif’ haline geldiğini söyledi.
Buterin’in yorumlarına göre, ZK teknolojisinin ilerlemesi sayesinde kullanıcılar tüm işlem geçmişini tekrar yürütmek zorunda kalmadan bir blokzincirin doğruluğunu güvenilir biçimde kontrol edebiliyor. 2017’de Ian Grigg ile yaptığı tartışmada, sıradan kullanıcıların bu işlemleri gerçekleştiremeyeceğini ve bu nedenle üçüncü taraf hizmetlere bağımlı kalacağını savunmuştu. Ancak şimdi bu görüşünü geri çeken Buterin, gelişen kriptografik tekniklerin bireysel kullanıcıların sistemleri bağımsızca doğrulamalarına olanak verdiğini dile getirdi.
Bu değişimin yalnızca teknik değil, aynı zamanda ‘hayati’ bir ihtiyaca yanıt verdiğini vurgulayan Buterin, merkezi hizmetlere bağımlılığın ağ kesintileri, yüksek gecikme süreleri, hizmet sonlanması, merkezi doğrulayıcılar ve sansür riski gibi çok sayıda tehdidi beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu noktada özellikle merkezi RPC hizmet sağlayıcılarına aşırı güvenmenin, kullanıcının dijital varlıkları üzerindeki denetimini tehlikeye atabileceğini söyledi.
Buterin, 2017’deki benzetmesine geri dönerek, tam zincir doğrulamanın herkes için gündelik bir zorunluluk olmadığını; ancak gerektiğinde devreye girecek bir ‘yedek çözüm’ olarak daima var olması gerektiğini belirtti. Ona göre bu tip çözümler, doğrudan kullanılmasalar bile, üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarının daha adil ve güvenilir davranmaları için baskı oluşturabilecek bir güç alanı yaratıyor.
Bu açıklamalar, Buterin’in son dönemde sıkça dile getirdiği ‘basitlik ve özerklik’ temelli Ethereum vizyonuyla da örtüşüyor. 19’unda yaptığı bir değerlendirmede, ağ protokolünün fazla karmaşıklaşmasının güvenilirliği zedeleyebileceğini ve yalnızca teknik uzmanların anlayabileceği bir yapının sonunda kullanıcı özerkliğini tehdit edebileceğini dile getirmişti.
23’ünde yaptığı başka bir paylaşımda ise 2024’ü ‘bilişim özerkliğini geri kazanma yılı’ ilan etmiş ve kullanıcıların ProtonMail, Signal ve merkeziyetsiz sosyal medya gibi mahremiyet odaklı araçlara geçiş yapmasının önemine dikkat çekmişti. Bu araçların kullanımının, bireylerin dijital egemenliğinin temel yapıtaşı olduğunun altını çizdi.
Buterin’in bu görüş değişikliği, yalnızca geçmiş bir ifadenin geri alınması değil, aynı zamanda Ethereum’un gelecekte izleyeceği rotaya dair önemli ipuçları da barındırıyor. 8’inde yaptığı paylaşımda, merkeziyetsizliği koruyarak ağın ölçeklenmesini sağlamanın sadece işlem gecikmesini değil, bant genişliğini artırarak da mümkün olduğunu ileri sürmüştü.
Sonuç olarak Buterin, kullanıcı dostu sistemler inşa ederken bireysel doğrulama hakkından feragat etmeyen bir yaklaşımı benimsiyor. Temel düşüncesi şu şekilde özetlenebilir: *Karmaşıklık değil, sadelik; bağımlılık değil, bağımsızlık*… Ve artık, bu hedef yeni teknolojilerle birlikte daha ulaşılabilir hale geliyor.
Yorum 0