Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

MegaETH yöneticisi Muduroglu: Çoğu token yapısal olarak bozuk, yatırımcıyı elde tutmak yerine satışa zorluyor

MegaETH yöneticisi Muduroglu: Çoğu token yapısal olarak bozuk, yatırımcıyı elde tutmak yerine satışa zorluyor / Tokenpost

토ken ekonomisinin ‘tutma’ yerine ‘satışı’ teşvik eden yapısal bir kusur taşıdığı yönündeki eleştiriler yeniden güç kazanıyor. Lockup(‘kilitleme’) ve buyback(‘geri alım’) gibi çözümler defalarca devreye alınsa da, ‘teşviklerin yönü’ yanlış kurulduğu sürece projelerin ‘çıkış kapısına koşu’ yarışını durdurmasının zor olduğu vurgulanıyor.

MegaETH Labs’in stratejiden sorumlu üst düzey yöneticisi (CSO) Namik Muduroglu, “Çoğu token yapısal olarak bozuk durumda. Çünkü insanları elde tutmaya değil, satmaya teşvik ediyor” diyerek mevcut token tasarımlarının yatırımcıları ve toplulukları ‘race to the exit’ denilen çıkış yarışı içine ittiğini savunuyor. Daha önce Consensys’te stratejik iş geliştirme tarafında çalışan Muduroglu, MegaETH tarafında da 3 dakika içinde 10 milyon dolar (yaklaşık 147,82 milyar TL) toplayan ‘aşırı talep gören’ token satışının lansman stratejisini tasarlayan isim olarak biliniyor.

Mevcut token ekonomisinin tasarım aşamasından itibaren çıkar grupları arasındaki dengeleri bozduğunu düşünen Muduroglu, bugünkü modellerde kurucular ve erken dönem yatırımcıların orantısız biçimde kazanç sağladığını belirtiyor. Ona göre bu yapı, ağın gerçek katkı sağlayıcıları ve uzun vadeli kullanıcılarından çok, belirli bir grubun ‘exit’ yapmasına, yani nakde dönmesine hizmet ediyor. ‘Değer’ ile ‘kullanım’ arasındaki kopukluk ise en kritik nokta. Eğer token, hizmeti kullanmak için gerçekten zorunlu değilse ya da gelir akışına bağlanıp sistematik biçimde değer biriktirmiyorsa, fiyat yükseldiği her dönemde satış baskısının artması kaçınılmaz hale geliyor. Bu çerçevede lockup ve buyback mekanizmaları sadece “zaman kazandıran birer ‘bant’” olarak görülüyor; Muduroglu bu araçların ‘kök teşvikleri’ yeniden hizalamada yetersiz kaldığını ve “lockup ile buyback’in sadece birer band-aid” olduğunu vurguluyor.

Kripto piyasasına katılım tarzının ‘yatırım’ yerine giderek daha fazla ‘trade’ odaklı hale gelmesi de token ekonomisini zayıflatan bir dinamik olarak öne çıkıyor. Muduroglu’na göre kriptoda yatırım odaklı yaklaşımdan kısa vadeli al-sat işlemlerine doğru yaşanan kayma, token’ı uzun süre elde tutmayı özendiren yapısal teşvikleri fiilen bozdu. Kısa vadeli fiyat dalgalanmalarından kazanç elde etmeye dayalı işlem tarzı norm haline geldikçe, elde tutmanın anlamı ve cazibesi azalıyor. Proje tarafı uzun vadeli vizyondan söz etse bile, yatırımcıların hissettiği ödül yapısı kısa vadeli alım satıma dayanıyorsa, davranışlar da bu yöne kayıyor. Bu yüzden Muduroglu, “İnsanların token’ı elde tutmasını sağlayacak teşvikler tasarlamak zorundayız. Aksi halde piyasa oyuncuları sürekli kısa vadeli trade peşinde koşmaya devam eder” diyor. Buradaki çerçeve, token değeri ile kullanım amacını yeniden birbirine bağlayan modeller ve uzun vadeli elde tutmaya somut ödüller sağlayan mekanizmaların artık kaçınılmaz hale geldiği yönünde.

DAO (merkeziyetsiz otonom organizasyon) yönetişimi de bu tartışmanın önemli bir parçası. Muduroglu, bugüne kadar kurulan DAO yönetişim modellerinin beklenen düzeyde etkin çalıştığının henüz kanıtlanmadığını savunuyor. Özellikle karar alma süreçlerinde ‘sorumluluk dağılımı’ ve ‘icra kabiliyeti’ sorunlarının altını çiziyor. Bu sınırlılıklar, bir yandan da blokzincir tabanında ‘geleneksel hisse (equity) modeline benzer’ yapıları yeniden gündeme taşıyor. Tamamen token temelli yönetişim yerine, yetki ve sorumlulukların daha net tanımlandığı, icra zincirinin daha belirgin olduğu hibrit modellerin yeniden değer kazandığı yorumları yapılıyor. Burada amaç, DAO idealini bir kenara bırakmak değil; piyasanın ‘sonuç ve sorumluluğun birbirine bağlandığı’ pratik yönetişim çerçeveleri talep etmeye başlaması.

Muduroglu’nun işaret ettiği bir diğer kırılma noktası ise kurumsal yatırımcıların uzak durduğu ‘token overhang’ riski. Overhang, gelecekte piyasaya sürülme potansiyeli olan büyük ölçekli token arzını ifade ediyor. Bu risk kalıcı olduğu sürece hem sağlıklı fiyat keşfi zorlaşıyor hem de likidite bozulabiliyor. Muduroglu, “Token’ın yapısal overhang’i, akıllı paranın yatırımlarını caydırabilir” diyerek, kurumsal yatırımcı açısından teknolojiden veya büyüme potansiyelinden önce, hangi miktarda token’ın ne zaman ve nasıl serbest kalacağının belirgin olmamasının daha büyük bir risk unsuru haline geldiğini söylüyor. Sonuçta ‘potansiyel satış baskısı’ token fiyatı üzerinde sürekli bir iskonto etkisi yaratarak, projenin hedeflediği değerleme ile piyasanın biçtiği fiyat arasındaki farkı büyütebiliyor.

Lockup mekanizmasına dair değerlendirmeler de bu çerçevede yeniden şekilleniyor. Muduroglu’na göre lockup, sadece satışı engelleyen bir kısıtlama değil; erken aşama bir girişimin zaman içinde gerçekten değerlenerek ulaştığı değerlemeyi ‘büyüme yoluyla yakalamasını’ sağlayan bir araç olarak kurgulanabilir. Tahsis edilen token’ların kilitlenmesi, girişimin ürün, kullanıcı, gelir tarafında belirli bir olgunluk seviyesine erişene kadar piyasaya baskı oluşturmadan gelişmesini mümkün kılıyor. Burada yine ‘tasarım’ öne çıkıyor. Lockup sürecinin sadece piyasaya şoku erteleyen bir araç haline gelmesi durumunda, kilit açılım tarihleri yeni bir volatilite dalgası yaratabiliyor. Buna karşın büyüme kilometre taşları, performansa bağlı hak ediş (vesting) gibi unsurlarla birlikte planlandığında lockup, token ekonomisinin güvenilirliğini artıran ve tüm paydaşlar için daha öngörülebilir bir çerçeve oluşturan bir araca dönüşebiliyor.

Muduroglu, bu tartışmaların sonunda “Kripto projelerinin ‘sorumluluk’ olmadan yürütülebileceği fikri mantıksız” diyerek net bir çizgi çekiyor. Ona göre, merkeziyetsizliği ‘sorumluluktan kaçış lisansı’ gibi gören kültür, piyasanın güvenini aşındırıyor. Token ekonomisi ve DAO yönetişimi burada yan yana anılıyor: Token’ın değerinin nereden üretildiği ve kime, nasıl dağıtıldığı, kararların hangi sorumluluk zinciri içinde alınıp uygulandığı gibi sorulara net yanıt verebilen ‘etkili bir yönetişim yapısı’ kurulmadan, uzun vadeli elde tutmayı teşvik edecek sağlam modeller inşa etmek zor. İşlem odaklı yapıya evrilen bugünkü piyasada, token değeri ve kullanım amacını yeniden tanımlamaya dönük çabaların önümüzdeki dönemde daha da hızlanması bekleniyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1