Avrupa Merkez Bankası(ECB), ‘stablecoin’ kullanımının hızla artması halinde bankalardaki mevduatların azalabileceği ve buna bağlı olarak şirket kredileriyle para politikasının ‘aktarımı’nın zayıflayabileceği uyarısını yaptı. Bu değerlendirme, Avrupa finansal piyasalarında stablecoin’lerin artık sadece ‘ödeme kolaylığı’ sağlayan araçlar olmaktan çıkıp bankaların fonlama yapısı ve kredi arzını doğrudan etkileyen bir faktör haline geldiğine işaret ediyor.
ECB, 4’ünde (yerel saatle) yayımladığı ‘Stablecoins and Monetary Policy Transmission’ başlıklı çalışma raporunda, stablecoin benimsemesi arttıkça perakende mevduatlardaki düşüşün ‘ölçülebilir düzeyde’ gerçekleştiğini ve bankaların reel ekonomiye açtığı kredilerde de azalma görüldüğünü belirtti. Raporda, ‘stablecoin’ ilgisi yükseldikçe ‘perakende banka mevduatlarının azaldığı ve şirket kredilerinin gerilediği’ vurgulandı ve bunun bankaların reel ekonomiye sağladığı toplam kredi hacmini küçültebileceği ifade edildi.
ECB’nin altını çizdiği nokta, banka mevduatlarının krediler için ‘ucuz kaynak’ özelliği taşıması. Bankalar; hanehalkı ve şirket kredilerini finanse ederken mevduatları istikrarlı ve düşük maliyetli bir fonlama kaynağı olarak kullanıyor. Mevduatlar azaldığında ise bankalar daha pahalı ve görece oynak olan ‘toptan fonlama’ya yönelmek zorunda kalabiliyor. ECB’ye göre bu durum, faiz oranlarındaki değişim gibi para politikası adımlarının banka kredilerine yansıdığı aktarım kanalını zayıflatabilir.
Bununla birlikte ECB, etkinin ‘doğrusal olmadığını’ da vurguladı. Stablecoin benimsemesinin belli bir eşiği aşıp aşmadığı, ürünlerin nasıl kurgulandığı (örneğin ‘rezerv varlıkların bileşimi’, ‘itfa/geri ödeme yapısı’) ve hangi ‘düzenleyici çerçeve’ye tabi olduğu gibi faktörlere göre sonuçların değişebileceğine dikkat çekildi. Bu çerçeve, Avrupa’da stablecoin düzenleme ve denetiminin daha ince ayarlı ve sıkı hale gelmesinin kaçınılmaz olduğuna dair bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
ECB, uyarılarının arka planında pazar büyüklüğüne de işaret etti. Bankaya göre global stablecoin piyasa değeri son üç yılda iki kattan fazla artarak 312 milyar dolar (yaklaşık 462 trilyon won) seviyesine ulaştı ve 2028’de 2 trilyon dolara (yaklaşık 2.961 trilyon won) kadar çıkabilir. ECB’nin değerlendirmesine göre stablecoin’ler sadece ‘nötr bir ödeme/işlem aracı’ olmaktan çıkarak finansal aracılık yapısını değiştirme aşamasına geçerse, Avrupa bankacılık sisteminin ‘faiz marjı’, ‘likidite yönetimi’ ve ‘para politikasının etkinliği’ aynı anda sarsılabilir.
ABD ve İsrail’in hafta sonunda Tahran’a düzenlediği hava saldırıları sonrasında ise İran merkezli en büyük kripto para borsası Nobitex’ten kayda değer bir ‘on-chain çıkış’ gözlemlendi. Blokzincir analiz şirketi Elliptic verilerine göre, saldırıların başlamasından sonraki birkaç dakika içinde Nobitex’ten gerçekleşen çekimler yüzde 700’den fazla arttı. Jeopolitik riskteki ani tırmanış, dijital varlık kanallarından ‘hızlı sermaye hareketi’ne dönüştü.
Elliptic, 3’ünde yayımladığı raporda, hava saldırılarının hemen ardından Nobitex’ten çıkan kripto para tutarının 500 bin doların (yaklaşık 740 milyon won) üzerine sıçradığını bildirdi. Aynı gün içinde bazı saat dilimlerinde borsadan bir saatte çıkan tutarın 3 milyon dolara (yaklaşık 4,4 milyar won) yaklaştığı dönemler de tespit edildi. Şirket, bu ani artışın ‘İran’dan sermaye kaçışına’ işaret edebileceğini belirterek, ilk izleme sonuçlarına göre fonların önemli kısmının yurtdışındaki kripto para borsalarına aktarıldığını ekledi.
Raporda kripto paraların sınır ötesi para transferlerini kolaylaştırarak ‘küresel banka sistemi gözetimini’ kısmen baypas edebildiği de hatırlatıldı. Elliptic, kullanıcıların bu sayede ‘geleneksel finansal gözetimin’ bir bölümünü atlayarak fonlarını İran dışına çıkarabildiklerini anlattı. Savaş, yaptırım veya kur şoku gibi durumlarda kripto paraların ‘alternatif çıkış kapısı’ olarak kullanılabildiği yorumunu yaptı.
Bununla birlikte Nobitex’ten para çıkışı uzun süreli olmadı. Saldırılardan sonra borsadan ek çıkış hacmi sert biçimde yavaşladı. Kripto adli analiz şirketi TRM Labs, bu durumu İran’daki sert internet kısıtlamalarına bağladı. TRM’nin tespitlerine göre, çatışmanın tırmanmasının hemen ardından İran’ın ‘internet bağlantı seviyesi’ yaklaşık yüzde 99 oranında çöktü. Bu tablo, ‘on-chain işlem’ hacminin ve sermaye hareketlerinin ‘ağ erişimine’ ne kadar bağımlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
ABD’de ise dijital varlık (kripto) ‘piyasa yapısı yasası’na ilişkin süreç 11 Kasım’daki ara seçimler yaklaşırken yavaşlama riskiyle karşı karşıya. Washington’daki sektör kaynakları, siyasi tıkanmalar ve komiteler arası öncelik çatışmaları nedeniyle düzenleme tartışmalarının fiilen ‘bekleme moduna’ geçebileceğini öngörüyor.
Sürecin dönüm noktası, geçen yaz Temsilciler Meclisi’nin ‘CLARITY Act’ olarak bilinen tasarıyı onaylayıp Senato’ya göndermesiyle başladı. Ancak Senato cephesinde tarihin en uzun süreli hükümet kapanması, etik soruşturmalar üzerinden yaşanan parti içi gerilimler ve stablecoin’lere ilişkin ‘faiz/getiri (yield)’ tartışmalarının çakışmasıyla ivme kayboldu. Üstüne, yaklaşık sekiz ay kalan ara seçim takvimi, düzenleme için gerekli politik enerjiyi daha da zayıflatabilir.
Mevcut ilerleme tablosu, Senato içinde bile belirgin bir ‘hız farkı’ olduğunu gösteriyor. Emtia odaklı (commodity) piyasa yapısı tasarısının bir versiyonu Senato Tarım Komitesi’nden geçmiş durumda. Buna karşın menkul kıymet hukuku ve finansal regülasyonları ele alan Senato Bankacılık Komitesi’nde, ocaktaki ‘markup’ (tasarı inceleme oturumu) iptal edildiğinden bu yana kayda değer hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Dijital varlıkların ‘menkul kıymet mi yoksa emtia mı’ sayılacağı yönündeki sınıflandırma tartışması; dolayısıyla menkul kıymet regülatörü SEC ile türev piyasalar otoritesi CFTC arasındaki ‘yetki paylaşımı’ meselesi halen çözülemedi.
Piyasa gözlemcileri, stablecoin düzenlemeleri ile genel ‘piyasa yapısı’ çerçevesinin birbirine bağlı olduğunu düşünüyor. Avrupa’da ECB, stablecoin yaygınlaşmasının para politikası ve banka kredileri üzerindeki olası etkilerini açıkça gündeme taşırken; ABD’de belirsiz kalan regülasyon yapısı nedeniyle, global kripto şirketleri ve likiditenin daha ‘net kurallara sahip yetki alanlarına’ kayma ihtimali artıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemin temel sorusu, ara seçimlere doğru şekillenecek politik dengeler içinde ‘stablecoin’ ve geniş kapsamlı ‘kripto piyasa yapısı’ tartışmasının ne ölçüde ‘uzlaşılabilir bir çerçeve’ye oturtulabileceği olacak.
Yorum 0