Circle’ın geliştirdiği ‘Arc’ adlı Layer-1 blokzincir ağı, ‘kuantum dirençli’ yapıyı temel özelliği haline getirerek klasik blokzincir projelerinden ayrılmaya çalışıyor. Proje, daha en baştan kuantum bilgisayar çağına göre tasarlandığı için özellikle kurumsal yatırımcı ilgisini çekebilecek bir altyapı olarak öne çıkıyor.
Arc ekibi, geçen perşembe günü yaptığı güncelleme duyurusunda, ana ağda ‘kuantum sonrası imza (Post-Quantum Signature)’ sistemini devreye alacaklarını açıkladı. Bu yöntem, gelecekte ortaya çıkacak gelişmiş kuantum bilgisayarlarla bile çözülmesi oldukça zor olacak bir imza altyapısı sunuyor. Böylece kullanıcılar, cüzdan oluştururken en baştan kuantum saldırılarına dayanıklı bir yapı seçebilecek. Ancak ana ağın tam olarak ne zaman devreye gireceği henüz paylaşılmadı.
Bugün piyasadaki çoğu blokzincir cüzdanı, dijital imza tabanlı çalışıyor. Kullanıcı, kripto para transferi yaparken özel anahtarıyla bir imza üretiyor; ağdaki düğümler de bu imzayı doğruluyor. Mevcut klasik bilgi işlem ortamında bu yapının kırılması oldukça zor kabul ediliyor. Fakat kuantum bilgisayarlar, hem uzun vadeli hem de kısa vadeli saldırı senaryolarında yeni bir tehdit düzeyi yaratıyor. Bugün ‘güvenli’ görünen yapıların, gelecekte ciddi şekilde zayıflayabileceği endişesi güçlenmiş durumda.
Son dönemde Google’ın Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) ağlarının güvenliğini kuantum tehditleri açısından ele alan bir rapor yayımlaması da sektör genelinde tedirginliği artırdı. Geliştiriciler ve girişimler, çözüm arayışını hızlandırırken, Arc tarafı ‘baştan itibaren kuantum dirençli’ bir mimari kurduklarını özellikle vurguluyor.
Arc’ın hedefi, kurumsal odaklı bir finansal altyapı oluşturmak. Testnet süreci geçen yıl ekim ayında başlatıldı ve ağdaki gas ücretleri Circle’ın dolar endeksli stabil kripto parası USD Coin(USDC) ile ödeniyor. Yaklaşık 77,5 milyar dolar (yaklaşık 116 trilyon won) piyasa değerine sahip USDC, Tether(USDT)’in ardından en büyük ikinci stabil kripto para konumunda. Düzenleyici kurumlarla daha uyumlu ve şeffaf yapısı nedeniyle kurumlar arasında ‘tercih edilen’ stabil para olarak öne çıkıyor.
Arc, yalnızca cüzdan güvenliğiyle sınırlı kalmayan, ‘finansal veri koruması’na uzanan bir yol haritası paylaştı. Kısa vadede; kullanıcı bakiyeleri, işlem geçmişi ve alıcı adresleri gibi bilgilerin kuantum dirençli kriptografi teknikleriyle korunması planlanıyor. Bu yaklaşım, kurumların hassas finansal aktivitelerinin dışarıya sızmasını engellemeyi hedefliyor.
Orta vadede ise doğrulayıcı sunucular, anahtar saklama çözümleri ve node’lar arası iletişim gibi potansiyel zayıf noktaların güçlendirilmesine odaklanılacak. Arc ekibi, bunu yalnızca ‘kasayı’ değil, ‘bütün binayı’ sağlamlaştırmaya yönelik bir güvenlik yaklaşımı olarak tanımlıyor.
Teknik tarafta Arc, yüksek işlem hızını da öne çıkarıyor. Resmi blogda yer alan bilgilere göre ağda blok kesinleşme süresi 1 saniyenin altında. Bu yapı, bir saldırganın özel anahtarı ele geçirip sahte imza üretebileceği zaman penceresini en aza indirmeyi amaçlıyor.
Uzun vadeli planda ise ağı ayakta tutan doğrulayıcı katmanının da kuantum dirençli hale getirilmesi bulunuyor. Kurumlar tarafından işletilecek bu doğrulayıcı düğümler, işlemlerin onaylanması ve blokların üretilmesinden sorumlu, dolayısıyla güvenlik açısından kritik bir role sahip.
Arc ekibi, “doğrulayıcı imzalarının güçlendirilmesinin, performans testleri ve araç desteği yeterli seviyeye geldikçe aşamalı şekilde hayata geçirileceğini” belirtiyor ve ‘güvenlik’ ile ‘ağ performansı’ arasında dengeyi korumanın öncelik olduğunu vurguluyor.
Kuantum bilgisayarların gerçek anlamda ne zaman somut bir tehdit seviyesine ulaşacağı halen net değil. Ancak Arc gibi ‘önceden konumlanan’ ve kuantum çağına hazırlıklı olmayı tercih eden altyapıların, gelecekte kurumsal sermaye girişleri ve düzenleyici çerçevenin şekillenmesiyle birlikte rekabette öne çıkma ihtimali ‘yüksek’ olarak değerlendiriliyor.
Yorum 0