Güney Kore kripto para piyasasının yeniden yapısal bir dönüşüm eşiğine geldiği yönünde dikkat çekici bir değerlendirme paylaşıldı. 25 Haziran’da (yerel saatle), TokenPost’ta yayımlanan ve 박성모 araştırmacının hazırladığı analize göre, ülke artık yalnızca bireysel yatırımcı odaklı bir pazar olmaktan çıkıyor. Bunun yerine ‘stablecoin’ ve gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu yani ‘RWA’ ekseninde kurumsal altyapı hızla şekilleniyor. Değerlendirmeye göre bankalar, kart şirketleri, internet platformları ve aracı kurumlar, düzenlemeler tam netleşmeden önce bile pilot projeler, stratejik yatırımlar, ödeme ağı entegrasyonları ve token menkul kıymet hazırlıklarıyla pozisyon almış durumda.
Analizin temel noktası şu: Güney Kore kripto pazarı dışarıdan daha sakin görünse de perde arkasında blokzincirin geleneksel finans sistemine entegrasyonu hız kazanıyor. 2017 ile 2021 arasında ülke, küresel kripto işlemlerinde bireysel yatırımcı ağırlığıyla öne çıkmış, Upbit ve Bithumb listelemeleri de projeler için likidite ve görünürlük kapısı sayılmıştı. Şimdi ise işlem coşkusu görece zayıflarken, boşluğu büyük finans kuruluşları ve platform şirketleri dolduruyor. Piyasa, bir sonraki aşamanın altyapısını hazırlıyor.
Özellikle ‘stablecoin’, hem politika yapıcılar hem sektör oyuncuları açısından en hassas başlıklardan biri haline geldi. Rapora göre tartışmanın odağında, Kore wonu bazlı stablecoin’ler için düzenlenmiş bir pazar açılıp açılmayacağı ve ihraç tarafında kimin öne çıkacağı yer alıyor. Bankalar, banka öncülüğündeki modeli tercih ederken; fintech ve platform şirketleri daha açık bir rekabet yapısı istiyor. Düzenleyiciler ise inovasyonu teşvik etmek ile para egemenliğini korumak arasında denge arıyor.
Bu gerilimin arkasında dolar bazlı stablecoin’lerin etkisi bulunuyor. Güney Kore’den çıkan sermayenin bir kısmının yurt dışı borsalara ve USD Coin(USDC) gibi dolar cinsinden stablecoin’lere yönelmesi, ödeme, alım satım ve para transferinin bir bölümünün yerel finans sisteminin dışına taşınmasına yol açıyor. Raporda bu durum sadece ürün rekabeti olarak değil, aynı zamanda ‘savunmacı bir yanıt’ olarak yorumlanıyor. Buna göre düzenlenmiş bir won stablecoin’i, dijital para akışını won, yerel kurumlar ve Kore regülasyon çerçevesi içinde tutmak için bir araç olarak görülüyor.
Pek çok girişim halen pilot aşamada olsa da büyük kurumlar düzenlemeleri beklerken test süreçlerini sürdürüyor. Bankacılık tarafında KB Finans Grubu öne çıkan örneklerden biri. KB Finans’ın banka iştiraki yılın başlarında, blockchain tabanlı ödeme ve havale akışını; Hollys Coffee QR ödemeleri ve Vietnam’a para transferi senaryoları üzerinden test etti. Aktarılan verilere göre transferler 3 dakika içinde tamamlandı, maliyet ise geleneksel SWIFT sistemine kıyasla yüzde 87 daha düşük gerçekleşti. Bu, yalnızca bir teknoloji denemesi değil; ülkenin önde gelen bankalarından birinin gerçek kullanım senaryosunu uçtan uca sınaması açısından önemli görülüyor.
Hana Finans Grubu da Dunamu yatırımıyla stratejik bağlarını güçlendirdi. Grup, şu anda Dunamu’nun GIWA adlı blockchain ağı üzerinden para transferi testleri yapan çok kurumlu stablecoin konsorsiyumunda yer alıyor. Hana Card ise yabancı ziyaretçilere yönelik USDC ödemelerini pilot olarak deniyor. NH NongHyup Bank, NHN KCP ile birlikte stablecoin tabanlı üye iş yeri mutabakatını değerlendiriyor. Bu adım, fiziksel ticaret ve ödeme işleme tarafında anlamlı bir kullanım alanı yaratabilir. K Bank ise Upbit’in özel iş ortağı banka konumunun avantajıyla kripto kullanıcı akışına yakın duruyor ve Ripple(XRP) tarafıyla iş birliği dahil stablecoin cüzdanı ile transfer hizmetlerini devreye alma ihtimalini araştırıyor.
Ödeme ağlarında da hareketlilik yüksek. Shinhan Card, Solana(SOL) Vakfı ile fiziksel ödemelere yönelik stablecoin altyapısı geliştiriyor. Şirketin 28 milyon üyesi ve yıllık 200 trilyon won düzeyinde işlem hacmi bulunuyor. Bu nedenle iş birliğinin basit bir deneyden ibaret olmadığı değerlendiriliyor. BC Card ise yabancı ziyaretçilerin Güney Kore’deki üye iş yerlerinde stablecoin kullanabilmesini sağlayan iki aylık pilot programını tamamladı. Kart onayı ile mutabakat katmanına stablecoin eklenmesi, oynaklık ve gerçek zamanlı uzlaştırma sorunlarının bir kısmını hafifletmiş görünüyor.
Geleneksel finans dışındaki oyuncular arasında Danal öne çıkıyor. Şirket, 3,2 milyon kullanıcı ve 150 bin üye iş yerine dayanan Paycoin ağına sahip. Ayrıca 2025 Korea Blockchain Week kapsamında wona endeksli Korean Stable Coin(KSC) modelini tanıttı ve Circle Alliance’a katıldı. “yorum” Burada asıl dikkat çeken nokta, stablecoin yarışında sadece ihraç teknolojisinin değil, dağıtım kanalını erkenden kurmanın da belirleyici hale gelmesi.
Tüketici platformları ise Güney Kore pazarının bir başka kritik ayağını oluşturuyor. Kakao Pay ve Naver Pay; arama, mesajlaşma, alışveriş ve finansı birleştiren günlük kullanım platformları olarak çok sık kullanıcı teması yaratıyor. a16z crypto research, bu platformların bankalara kıyasla daha düşük maliyetle cüzdan benzeri arayüzler ve tekrar eden kullanım alışkanlığı oluşturabileceğini düşünüyor. Kakao Pay daha önce won bazlı stablecoin’i yurt dışı büyümesinin ikinci ayağı olarak anmıştı. Naver’in ise Naver Financial ile Upbit’in işletmecisi Dunamu arasındaki bağ üzerinden, borsa ve günlük ödemeleri kapsayan bir yapı hazırlığında olduğu değerlendiriliyor.
Raporda ‘RWA’ yani gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonuna da geniş yer veriliyor. Güney Kore’de bu pazar henüz düzenleyici kum havuzu ve pilot aşamasında olsa da kurumsal ilginin beklenenden güçlü olduğu belirtiliyor. ABD’de RWA daha çok devlet tahvilleri ve özel kredi etrafında tartışılırken, Güney Kore’de alan çok daha geniş. Gayrimenkul, tahvil, altın, karbon kredileri ve kısa vadeli borçlanma araçlarının yanında; gemi finansmanı, savunma sanayi tedarik zinciri ve K-pop telif hakları gibi daha yerel sektörler de tokenizasyon kapsamına giriyor.
Mirae Asset Securities, Korea Land Trust ve HJ Shipbuilding & Construction ile birlikte gemi finansmanı tokenizasyonunu inceliyor. Hanwha Investment & Securities ise grup bünyesindeki savunma tedarik zinciri varlıklarını tokenleştirme planı açıkladı. Story Protocol de Seoul Auction Blue ile iş birliği yaparak yaratıcı fikri mülkiyet ve K-pop telif gelirlerini zincir üstüne taşımaya çalışıyor.
Mevzuat tarafında da ilerleme var. 2026’nın başlarında Güney Kore Ulusal Meclisi, Sermaye Piyasası Kanunu ve Elektronik Menkul Kıymetler Kanunu’nda değişiklikleri kabul ederek token menkul kıymet ihracına daha net bir hukuki zemin oluşturdu. Fiili uygulamanın 2027 başında başlaması bekleniyor. Bu nedenle kısa vadede büyük ölçekli işlem hacmi beklenmese de piyasa oyuncuları şimdiden pozisyon alıyor. Ön izin alan işlem sistemi platformları NXT ve KDX olurken, Korea Exchange de ihraç sonrası likiditeyi destekleyecek ikincil bir pazar hazırlıyor.
Şu anda ön sıralarda Shinhan Investment & Securities bulunuyor. Şirket, 2025’te 10 yatırım sözleşmesi menkul kıymeti ihracını tamamladı ve NXT etrafında 50’den fazla şirketin yer aldığı bir birlik kurdu. NH Investment & Securities ile Mirae Asset Securities de gemi varlıkları ve fikri mülkiyet dahil yeni proje akışını genişletiyor.
Bu tablo, kripto yerel projeler için de net mesajlar veriyor. Rapora göre Güney Koreli finans kurumları, blockchain altyapısını tamamen kendi başına inşa etmek yerine güvenilir dış teknoloji ortakları seçme aşamasında. Nitekim Shinhan Card ile Solana(SOL) Vakfı iş birliği, Avalanche tabanlı KRW1 barındırma modeli, LayerZero’nun Korea Gold Exchange ve Nexpace ile ortaklıkları, Kaia’nın KB pilotuna verdiği destek bu eğilimi yansıtıyor. Saklama ve altyapı tarafında Fireblocks, NH NongHyup Bank’ın tokenizasyon yığını içinde yer alırken; BitGo da Hana Finans ve SK Telecom destekli Güney Kore birimini kurmuş durumda. Bu gelişmeler, düzenlemeler tam netleşmeden yapısal entegrasyonun başlamış olduğuna işaret ediyor.
Raporda özellikle şu vurgu yapılıyor: Güney Kore’de başarı için ‘rekabet’ etmekten çok, mevcut sistemi ‘desteklemek’ daha kritik olabilir. Geleneksel finans kurumları zaten varlık yapılandırma, dağıtım ve uyum kapasitesine sahip. Dışarıdan gelen projelerden beklenen şey, mevcut işi kökten bozmak değil; bunu genişletecek ve bağlayacak teknolojiyi sunmak. RWA tarafında da üç temel fırsat öne çıkıyor: İlki küresel dağıtım. Güney Kore kurumlarının tokenleştirdiği varlıkları uluslararası yatırımcı ve likiditeyle buluşturacak kanallar hâlâ sınırlı. İkincisi likidite ve zincirler arası birlikte çalışabilirlik. Üçüncüsü ise kurumsal oyuncuların mevcut faaliyetlerini tamamlayan altyapı sunumu.
Kullanıcı arayüzü ve dağıtım tarafında platform şirketlerinin rolünün daha da büyüyebileceği düşünülüyor. Naver, Dunamu satın alımını resmileştirerek Naver Pay’in 34 milyon kullanıcısı ile Upbit’in işlem altyapısını birleştirme ihtimalini güçlendirdi. Dunamu, OP Stack tabanlı katman-2 ağı GIWA’yı kurarken; Naver de kendi cüzdan altyapısı üzerinde çalışıyor. Bu da alım satım ve ödemeyi tek zincir üstü akışta birleştirme potansiyeli yaratıyor. Kakao ise Kakao Bank, Kakao Pay ve KakaoTalk ekosistemiyle birlikte, itibari para ve stablecoin’leri aynı yerde toplayan bir ‘süper cüzdan’ modeline yönelebilir. Toss da 24 adet won stablecoin markası için başvuru yaparak ve özel blockchain ekibi kurarak bu yarışta ağırlığını artırıyor. Yani bankalar ve aracı kurumlar ihraç ile varlık tarafını üstlense bile, kitlesel benimsemenin kapısını bu platformlar açabilir.
Sonuç olarak Güney Kore pazarı için asıl soru artık geleneksel finansın blockchain’e girip girmeyeceği değil. Daha önemli olan, bunun zaten gerçekleşiyor olması. Bundan sonraki rekabet; hangi zincirin, hangi cüzdanın, hangi saklama çözümünün, hangi ödeme altyapısının ve hangi tokenizasyon protokolünün bu yapının parçası olacağı etrafında şekillenecek. a16z crypto research, Güney Kore’yi güçlü bireysel yatırımcı geçmişi, gelişmiş finans kurumları ve dijital varlıklara yatkın kullanıcı tabanı sayesinde özel bir pazar olarak tanımlıyor. ‘Stablecoin’ ve ‘RWA’ çevresindeki bu yeniden yapılanmada, bugünden ilişki kuran ve gerçek kullanım alanı yaratabilen projelerin yarının Güney Kore blockchain altyapısında merkezi bir rol üstlenme ihtimali yüksek görünüyor.
Yorum 0