ABD finans sisteminde biriken yüksek kaldıracın, olası bir resesyonla çakışması halinde finansal krizde yeni bir evreyi tetikleyebileceği uyarısı yapıldı.
Business Insider'ın 24'ünde (yerel saatle) haberine göre, Helsinki Üniversitesi'nden Tuomas Malinen(Tuomas Malinen), yakın tarihli bir raporunda ABD ekonomisinin bu yılın sonunda ya da en geç 2027 başında resesyona girebileceğini öngördü. Malinen, şirket borçlarını ve yatırımcıların kaldıraçlı işlemlerini başlıca risk unsurları olarak gösterdi.
Malinen, "Aşırı kaldıraçlı bir finansal sistem, finansal ve ekonomik 'yanlış yatırımları' topyekûn ayıklayan bir resesyonu henüz hiç yaşamadı" dedi. Resesyon başladığında, birikmiş sorunlu yatırımların aynı anda tasfiye edilmesiyle hem finansal piyasaların hem de politika yapıcıların baskı altında kalabileceğini savunuyor.
Malinen bu riski küresel finansal krizin 'üçüncü dalgası' olarak tanımlıyor. İlk dalga, 2022'de İngiltere tahvil piyasasında yaşanan çalkantıydı.
O dönem kaldıraçlı borç odaklı yatırım (LDI) fonları kullanan emeklilik fonları, tahvil fiyatlarındaki sert düşüşle teminat tamamlama çağrılarıyla karşılaştı. İngiltere Merkez Bankası (Bank of England), tahvil piyasasını sakinleştirmek için devreye girdi; bu olay, faiz artışlarıyla kaldıraçlı pozisyonların çakışması durumunda piyasa gerginliğinin hızla büyüyebileceğini gösterdi.
İkinci dalga ise 2023'teki ABD bölgesel banka krizidir. Silicon Valley Bank(SVB) ve Signature Bank'ın çöküşü bu döneme denk geliyor.
ABD Merkez Bankası (Fed), mayıs ayında yayımladığı finansal istikrar raporunda finans sektöründeki kaldıraç kırılganlığının hâlâ belirgin olduğunu belirtti. Rapora göre, 2025'in üçüncü çeyreğinde hedge fonların toplam nominal kaldıracı, kayıtların tutulmaya başlamasından bu yana en yüksek seviyelere yaklaştı ve kaldıraç büyük ölçüde büyük fonlarda yoğunlaştı.
Kaldıraç, borç alınan parayla yatırım büyüklüğünün artırıldığı bir yapı. Fiyatlar beklenenin tersine hareket ettiğinde zararlar büyüyor; teminat tamamlama çağrıları ve zorunlu tasfiyeler devreye girdiğinde bu durum tüm piyasada satış baskısına dönüşebiliyor.
Şirket borçları da risk unsurları arasında sayılıyor. Alphabet(GOOGL), Microsoft(MSFT), Meta(META) ve Amazon(AMZN) gibi dört büyük teknoloji şirketi, bu yıl 700 milyar dolar (yaklaşık 968,1 trilyon won) üzerinde sermaye harcaması planlıyor; bunun önemli bir bölümü yapay zeka (AI) altyapısına ayrılacak.
TokenPost, daha önce büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarındaki artışın finansman yapısı ve nakit geri dönüş hızına yönelik piyasa denetimini artırdığını aktarmıştı. Yapay zeka yatırımlarının büyüme motoru olarak görülmesiyle birlikte borçlanma ve nakit akışı baskısını da artırabileceği noktası, bu uyarıyla örtüşüyor.
Malinen, Dünya Bankası verilerine dayanarak Japonya, Avrupa Birliği (AB), Çin ve ABD merkez bankalarının bilançolarının 2023'e kadar geçen 15 yılda toplam 24 trilyon dolar (yaklaşık 33,19 katrilyon won) büyüdüğüne dikkat çekti. Bu denli yüksek likiditenin sağlandığı bir ortamda, Kovid-19 dönemi hariç tutulduğunda gerçek anlamda bir resesyonun yaşanmamış olmasını da risk unsuru olarak değerlendiriyor.
Malinen'in görüşü, Wall Street'in genel eğiliminden ayrışıyor. Business Insider, bazı piyasa tahmin kuruluşlarının yıl sonu için S&P 500 hedeflerini yukarı çektiğini ve yapay zeka yatırımlarının ABD ekonomisini destekleyeceğini öngördüğünü aktardı.
Malinen önceki yazısında iflas sayılarındaki artışı ve şirket tahvili faizlerindeki seyri uyarı sinyali olarak göstermişti. TokenPost de haziran sonu itibarıyla son 12 ayda ABD'de iflas başvurularının 608.511'e ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 12,2 arttığını aktarmış ve iflas ve şirket tahvili faizlerinin resesyon olasılığına işaret ettiğine dair bir analizi okuyucularıyla paylaşmıştı.
Ancak imalat sektöründeki yeni siparişler gibi bazı göstergeler karışık sinyaller veriyor. Bu tartışma, resesyonun kesinleştiği sonucundan çok, kredi piyasaları ile reel ekonomi göstergeleri arasındaki farkın büyüdüğünü ortaya koyuyor.
Türk kripto para yatırımcıları için asıl mesele, ABD'deki büyüme tartışmasının risk varlıklarının genelinde likidite koşullarını ve kaldıraç azaltma baskısını tetikleyip tetiklemeyeceği. Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) fiyatlarına olası etkinin ayrı göstergelerle teyit edilmesi gerekiyor.
Yorum 0