ABD’nin 2026 mali yılı bütçe açığı 2 trilyon dolar, faiz gideri ise 1,1 trilyon dolar olarak tahmin edildi.
Sorumlu Federal Bütçe Komitesi (Committee for a Responsible Federal Budget, CRFB), 1 Ekim’de yayımladığı açıklamada açığın gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 6,2’sine karşılık gelen 2 trilyon dolar olacağını öngördü. Kamuoyunun elindeki federal borç 32,3 trilyon dolar, faiz gideri ise GSYH’nin yüzde 3,4’ü olan 1,1 trilyon dolar olarak tahmin edildi. Bunlar hükümetin kesinleşmiş hesapları değil, ön tahminler.
CRFB, faiz giderinin savunma harcamaları ile Medicare harcamalarını aştığını bildirdi. Bütçe açığı ve borç büyüdükçe hükümetin daha fazla borçlanması gerekiyor. Faizlerin yüksek kalması halinde yeni ihraç edilen veya vadesi dolduktan sonra yeniden finanse edilen tahvillerin faiz yükü de artabilir.
Kongre Bütçe Ofisi’nin (Congressional Budget Office, CBO) 2026-2036 dönemi tahmininde net faiz giderinin yükselmesi bekleniyor. CBO, net faiz giderinin GSYH’nin yüzde 3,3’ünden 2036’da yüzde 4,6’sına çıkacağını öngördü. Bu bir tahmin; gerçekleşen harcama borç miktarına ve faiz oranlarındaki değişime bağlı olacak.
Borç tavanı konusu da gündemdeki yerini koruyor. CBO, yasal borç tavanını 41,1 trilyon dolar olarak belirtiyor ve mevcut baz senaryoda Hazine Bakanlığı’nın tavana 2027 içinde ulaşacağını tahmin ediyor. Hazine tavana yaklaşırken olağanüstü önlemlere başvurabilir; tavanı yükseltme veya askıya alma yetkisi ise Kongre’de.
Scope Ratings, Nisan 2026’da ABD’nin uzun vadeli kredi notunu AA-/Durağan seviyesinde tuttu. O dönemdeki rutin izlemede not değişikliği yapılmadı. Kurumun 2025’te yayımladığı ayrıntılı rapor, süregelen bütçe açıklarını ve borç artışını, politika belirsizliğini ve borç tavanının siyasi amaçlarla kullanılmasını kredi riski olarak sıraladı. Doların rezerv para statüsü ile derin sermaye piyasaları ise kredi gücü olarak gösterildi.
ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre 10 yıllık tahvil getirisi 2 Ekim’de yüzde 4,46 oldu. Haberde yer alan yüzde 5,27 oranından farklı olsa da bu oranın hangi saatte ölçüldüğü ve hangi faiz göstergesini ifade ettiği doğrulanmadı; bu nedenle iki değeri aynı ölçüte göre karşılaştırmak mümkün değil. ABD’nin mali verileri değerlendirilirken kesinleşmiş sonuçları kurumların tahmin ve projeksiyonlarından, tahvil getirilerini de ölçüm zamanlarından ayırmak gerekiyor.
Yorum 0