Rollup tabanlı Katman-2(L2) çözümlerine olan inancın, kripto piyasasının temel ilkelerinden biri olan *merkezsizlik* ve *asgari güven gereksinimi (trustlessness)* ilkesini tehdit edebileceğine dair eleştiriler yükseliyor. Taraxa'nın kurucu ortağı Steven Pu, yakın zamanda yayımladığı bir yazıda Rollup L2'lerin kripto para dünyasının özgün tasarım felsefesini zedelediğini savundu ve merkeziyetsiz ağların üç temel gereksinimi olan *katılım, hizalanma ve yürütme* açısından ciddi yapısal sorunlara dikkat çekti.
Pu’ya göre, gerçek bir asgari güvensizlik sistemi, coğrafi olarak dağılmış birçok düğümün duygusal yargılardan uzak bir şekilde ağa katılmasıyla mümkün olabilir. Ancak günümüzde giderek yaygınlaşan off-chain ölçeklendirme çözümleri; özellikle *optimistic rollup* ve *sıfır bilgi (ZK) rollup* teknolojileri, bu temel prensibi doğrudan tehdit ediyor. Çoğu Rollup L2 çözümü, tek bir sıralayıcının tüm işlem düzenleme ve hizalama kararlarını tek başına verdiği bir yapıyla çalışıyor. Bu da doğrudan *sansür ihtimali* ve *merkezi sistem riski* doğuruyor.
Pu, özellikle optimistic rollup yapılarının dayandığı bir haftalık ‘itiraz süresi’nin milyonlarca işlemi askıda bırakabilecek belirsizlikler içerdiğini vurguladı. ZK rollup'lar işlem doğruluğunu ZK kanıtlarına dayandırsa da, sıralayıcının işlemleri geciktirmesi veya sırasını keyfi şekilde değiştirmesi gibi durumlara karşı çözüm olmadığını söylüyor. Bu kontrolsüzlük sebebiyle sansür tespit edilmediği sürece herhangi bir cezanın da uygulanamayacağını belirtti.
Steven Pu, “Sıralama ve hizalanmaya dair hiçbir garanti olmadan sadece yürütme doğruluğuna güvenmek, sadece bir kabuktur” diyerek eleştirisini sürdürdü. Gerçek bir merkeziyetsizlik için bu üç unsurun da şeffaf biçimde tasarlanması gerektiğini savunuyor.
Piyasalar da bu tür yapısal risklerin farkında gibi görünüyor. Şu anda çok sayıda varlık, onlarca farklı rollup köprüsüne bağlı bir ortamda çalıştığı için likidite bölünüyor. Bu da *multi-sig cüzdanlar* ve *acil durdurma anahtarları* gibi merkezi güvenlik araçlarına olan bağımlılığı artırıyor. Bu durum sistem genelinde *güvenilirlik riski* doğuruyor. Nitekim bu risk unsurları, artık varlık değerlemelerinde de kendini göstermeye başladı ve eğer *sıralayıcı risk primi* yükselirse, *Ethereum(ETH)*’un para birimi olarak taşıdığı prim de olumsuz etkilenebilir.
Pu, L2 çözümlerinin gelecekte merkeziyetsiz hale geleceği yönündeki iyimserliğe de mesafeli yaklaşıyor. Mevcut tekli sıralayıcı yapısından çoklu sıralayıcı modellerine geçişin aslında Katman-1(L1) üzerindeki işlemlere geri dönüş anlamına geldiğini ve bunun da *Ethereum’un ana zinciri üzerindeki likiditeyi, işlem ücretlerini ve toplam kilitli değeri (TVL)* dağıttığını ileri sürüyor. Ayrıca mevcut L2 operatörlerinin gelir ve kontrol kaybı yaşamak istememeleri nedeniyle, gerçekten merkeziyetsiz modellere geçişin çok düşük bir ihtimal olduğunu belirtiyor.
Pu, *“Ethereum yavaş ve pahalı olmak zorunda değil”* diyerek bu ön kabulden vazgeçilmesi gerektiğini öne sürüyor. Ona göre, gelişmiş uzlaşım yapılarıyla yüksek performans sağlayan farklı Katman-1 modelleri bu soruna çözüm sunabilir. Her ne kadar Ethereum’un TVL’inin 100 milyar dolara yaklaşmış olması mevcut yapıda radikal değişiklikleri zorlaştırsa da, ihtiyacımız olan şey tam da *Ethereum’un temelinde ölçeklenebilirliği artıracak değişiklikler* yapmak.
Son olarak Pu, Ethereum’un çekirdek geliştiricileri ve topluluğuna çağrıda bulunarak *köprüsüz yükseltmeler, yürütme ve mutabakat yapılarının iyileştirilmesi için kaynak tahsis edilmesini* ve *Ethereum L1’in tarafsızlığının ve gelir modelinin korunmasına* odaklanılmasını talep etti. Özetle çözüm onun gözünde net: “Rollup L2’leri bırakıp, doğrudan Ethereum’u genişletelim.”
Yorum 0