Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Kripto projelerinde en büyük tehdit: Güven kaybı çöküşe yol açıyor

Kripto projelerinde en büyük tehdit: Güven kaybı çöküşe yol açıyor / Tokenpost

Çoğu kripto projesi hacklendiğinde toparlanamıyor… Asıl tehlike güven kaybında

Kripto para projelerinin büyük çoğunluğu siber saldırıya uğradıktan sonra tam anlamıyla toparlanamıyor ve sonunda çöküyor. Etkili bir kriz planı ve şeffaf iletişim olmadan karşılaşılan bu tür saldırılarda, asıl sorun genellikle ‘güvenin yıkılması’ oluyor.

Web3 güvenlik platformu Immunefi’nin CEO’su Mitchell Amador, yakın tarihli bir röportajında “Ağır bir saldırının ardından kendini toparlayabilen proje oranı yüzde 20’nin bile altında” dedi. Amador’a göre birçok protokol, hack meydana gelir gelmez ‘felç’ oluyor.

Amador, saldırının ilk birkaç saati içerisinde kayıpların aniden büyüdüğünü belirtiyor. Hazırlıklı bir yanıt stratejisi olmadan zaman kaybediliyor, kararlar gecikiyor ve çoğu zaman panikle alınan hatalı kararlar devreye giriyor. Proje ekipleri, ‘itibar zedelenmesinden’ çekindikleri için akıllı sözleşmeleri durdurmayı bile *tereddütle* karşılıyor ve sonuçta kullanıcılarla olan iletişim tamamen kopuyor. Bu da paniğin iyice artmasına yol açıyor.

Amador’un vurguladığı temel nokta, ‘kayıptan çok güvenin yitirilmesinin’ daha yıkıcı olduğu. “Saldırı anında sessiz kalmak, kullanıcı güvenini yerle bir etmenin en kısa yolu” diyen Amador, kripto projelerinin asıl testi olan güven krizinin *olay anındaki yönetim ve iletişimle* şekillendiğini ifade ediyor.

Sadece teknolojiyi onarmak yetmiyor… Asıl mesele ‘merkezsiz güven’

Kripto güvenlik firması Kerberus’un CEO’su Alex Katz da bu görüşü destekliyor. “Büyük hack saldırılarının çoğu, projeyi adeta ‘idam fermanı’ ile baş başa bırakıyor” diyen Katz, kullanıcıların ayrıldığını, likiditenin kuruduğunu, itibarın ise neredeyse geri döndürülemez biçimde zarar gördüğünü belirtiyor. “Teknik olarak tüm sistemi ayağa kaldırabilmiş olsanız bile, kullanıcılar tekrar geri dönmüyor” ifadesiyle bu durumu özetliyor.

Öte yandan saldırıların doğası da değişiyor. Önceleri akıllı sözleşme kodlarındaki açıklar hedef alınırken, şimdi yönetim hataları ve kullanıcı dikkatsizliği daha büyük *riskler* taşıyor. Katz’a göre “Günümüzde en büyük açık insanın kendisi. Kötü niyetli işlemleri onaylamak, sahte sitelere gizli anahtar girmek ya da yedek cümleleri ifşa etmek gibi hatalar, saldırıların başlıca nedeni haline geldi.”

Nitekim bu ayın başında bir yatırımcı, Trezor’un müşteri hizmetleri taklidiyle kandırıldı ve tohum cümlelerini aktardığı için, toplam 282 milyon dolar (yaklaşık 4,2 trilyon TL) değerinde Bitcoin(BTC) ve Litecoin(LTC) kaybetti. Bu olay, kripto sektöründe şimdiye dek görülen en büyük ‘insan kaynaklı saldırı’ olarak kayıtlara geçti.

2025’te kayıplar 45 trilyon TL’yi bulabilir… Yapay zekâ saldırı yöntemlerini geliştiriyor

Geçtiğimiz yıl kripto para hackleri toplam 3,4 milyar dolarlık (yaklaşık 5 trilyon TL) zarara yol açtı. Bu, 2022’den bu yana görülen en büyük miktar. Üstelik bu zararın yüzde 69’u yalnızca üç büyük olaydan kaynaklandı. Özellikle Bybit’teki hack saldırısı, yaklaşık 1,4 milyar dolarlık (yaklaşık 2 trilyon TL) zararla toplam kayıpların neredeyse yarısını oluşturdu.

Amador, son dönemde ‘akıllı sözleşmeleri hedef almadan gerçekleştirilen’ saldırıların arttığına dikkat çekiyor. Protokollerdeki açıklar, teknolojik geliştirme yapılmadan sofistike yöntemlerle istismar ediliyor. Bunun yanı sıra *yapay zekâ*, bu saldırıların otomasyonunu bir üst seviyeye taşıyor. Artık binlerce oltalama mesajı, AI ile kişiye özel hale getirilip tek bir günde gönderilebiliyor.

Güvenlik araçları gelişiyor fakat asli sorun ‘zayıf müdahale kapasitesi’

Tüm bu risklere rağmen uzmanlar hala umutlu. Amador, “2026 yılı, akıllı sözleşme güvenliğinin şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaşacağı yıl olacak” diyerek olumlu bir tablo çiziyor. Geliştirici pratiklerinin olgunlaşması, detaylı denetim süreçleri ve zincir üzerindeki tehdit algılama araçlarının gelişmesi, bu iyimserliğin temeli. Ayrıca güvenlik duvarları, gerçek zamanlı izleme sistemleri ve tehdit istihbarat araçlarının hızla yaygınlaştığını da ekliyor.

Ancak hala en büyük sorun, olay anındaki *zayıf reaksiyon*. Amador, “Saldırı gerçekleştiği anda protokol durdurulmalı ve kullanıcıya açık şekilde bilgi verilmeli. Kapsam netleşmeden bile iletişime başlanması şart” diyor. İlk şok anlarında kararların ertelenmesi, bir hatayı felakete dönüştüren temel neden olarak öne çıkıyor.

Kripto dünyasında ‘güven’, kod kadar değerli bir kavram olmaya devam ediyor. Teknolojinin gelişiminden çok, krizler karşısında nasıl davranıldığı ve kullanıcılarla nasıl iletişim kurulduğu, sektörün geleceğini belirleyen ana unsur haline gelmiş durumda.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1