Blockstream CEO’su Adam Back “Epstein ile hiçbir finansal bağımız olmadı” dedi
ABD Adalet Bakanlığı tarafından Jeffrey Epstein hakkındaki yeni belgelerin açıklanmasıyla birlikte, Bitcoin(BTC) altyapı firması Blockstream yeniden gündeme geldi. Bu gelişmeler üzerine Blockstream CEO’su Adam Back, şirketin geçmişte de bugün de Epstein ile herhangi bir ‘mali ilişki’ kurmadığını açık bir dille belirtti.
30 Ocak’ta (yerel saatle), Adalet Bakanlığı 'Epstein Belgeleri Şeffaflık Yasası' kapsamında milyonlarca sayfalık yeni belgeleri kamuoyuna sundu. Yayımlanan belgelerde teknoloji, finans ve siyaset dünyasından önemli kişilerin isimleri yer aldı. Dikkat çeken bölümlerden biri, Blockstream'in kurucu ortağı Austin Hill’in 2014 yılındaki bir yatırım turu sırasında Epstein ile e-posta yazışmalarının yer almasıydı.
Adam Back, bu iddialara yanıt vererek olayların geçmişine açıklık getirdi. 2014 yılında Blockstream’in ilk yatırım toplama sürecinde, o dönem MIT Media Lab başkanı olan Joi Ito aracılığıyla Epstein’ın adının gündeme geldiğini söyledi. Back’e göre, Epstein bu süreçte Ito’nun yönettiği fona LP (sınırlı ortak) statüsünde dâhildi.
Ito’nun fonunun Blockstream hisselerinden küçük bir pay satın aldığı, ancak birkaç ay içerisinde ‘çıkar çatışması’ ve ‘etik endişeler’ nedeniyle hisselerin tamamen elden çıkarıldığı belirtildi. Adam Back, ne Epstein’ın şahsen ne de onunla bağlantılı vakıfların Blockstream’e ‘doğrudan’ herhangi bir yatırım yapmadığını bir kez daha yineledi ve bu ilişki sonrası herhangi bir bağ kurulmadığını vurguladı.
Yayımlanan belgeler arasında 2014 yılına ait e-postalarda, Austin Hill’in, Joi Ito ve Epstein’la Blockstream’in yatırım ilerleyişini konuştuğu yazışmaların yanı sıra, Epstein’ın sahibi olduğu adanın yakınlarında bulunan St. Thomas Adası’na seyahat rezervasyonlarına dair içerikler de yer alıyor. Ancak bu e-postalar ‘özel konuşmalar’ ve ‘diplomatik yazışmalar’ içeriyor olsa da, Blockstream ya da şirket çalışanları hakkında resmi bir ‘hukuki suçlama’ yapılmış değil.
Adalet Bakanlığı, belgelerde geçen bir ismin ‘ihlal suçu işlediği anlamına gelmediğini’ özellikle belirtti. Buna rağmen, kripto topluluğunda bazı kişiler firmanın ‘ahlaki sorumluluk’ taşıması gerektiğini savunuyor.
Belgelerde ayrıca Jeffrey Epstein’ın kripto para birimlerine olan bireysel ilgisi de dikkat çekiyor. Bitcoin(BTC) başta olmak üzere Ripple(XRP) ve Stellar(XLM) gibi projeleri yakından takip ettiği, hatta bu projeleri ‘eleştirel’ biçimde değerlendirdiği görülüyor. Aynı zamanda kendi dijital para sistemini önerdiği bazı notlar da belgelerde yer alıyor.
Belgelerde adı geçen isimler arasında Başkan Trump tarafından daha önce ABD Merkez Bankası başkanlığı için önerilen Kevin Warsh ve Strateji şirketi kurucu ortağı Michael Saylor da bulunuyor. 31 Ocak’ta yayımlanan yeni belgelerde, Saylor’un 2010 yılında bir yardım etkinliğinde 25 bin dolar (yaklaşık 3,6 milyon TL) bağış yaparak sosyal bir etkinlik biletine sahip olduğu bilgisi yer alıyor. Ayrıca bazı PR uzmanlarının Saylor hakkında ‘zombi gibi’ ya da ‘toplumsal uyum problemi yaşayan biri’ gibi ifadeler kullandığı görülüyor.
Kripto araştırma şirketi Swissblock’un baş ekonomisti Henrik Zeberg, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “2008’de Epstein hakkında hüküm verilmesinden sonra hâlâ onun adasını ziyaret edenler varsa bu ciddi bir ‘ahlaki sorun’ teşkil eder” dedi. Zeberg, bu tür davranışların politikacılar, milyarderler ve hatta ABD başkanı gibi kişiler için bile daha büyük bir ‘ahlaki sorumluluk’ taşıdığını belirtti.
Jeffrey Epstein ile ilgili belgelerin önümüzdeki aylarda kademeli olarak kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Kripto ekosisteminin klasik finans ve teknoloji elitleriyle giderek iç içe geçtiği bu dönemde, yaşanan bu gelişme blokzincir teknolojisinin ‘şeffaflık’ ve ‘güven’ gibi temel ilkelerini koruyup koruyamayacağına dair zihinlerde yeni sorular doğurdu.
Yorum 0