İranlı Aktivist Sanaa Ebrahimi: “İslam Cumhuriyeti Halk İçin Değil, Gücü Elden Bırakmamak İçin Var”
İran doğumlu muhalif aktivist Sanaa Ebrahimi, ülkesindeki yönetime sert eleştiriler yöneltti. Ebrahimi’ye göre İran İslam Cumhuriyeti, yurttaşlarının refahından çok İslami ideolojiyi başka ülkelere yaymayı ve kendi iktidarını korumayı ön plana koyuyor. Dini bir meşruiyet kılıfıyla mutlak gücü elinde tutan rejimin, kadın hakları dahil temel özgürlükleri sistematik şekilde bastırdığını ifade etti.
Illinois Üniversitesi Chicago Kampüsü’nde bilgisayar mühendisliği alanında doktora yapan Ebrahimi, aynı zamanda sosyal medya yoluyla İran’daki baskıları dünya kamuoyuna duyuran etkili bir muhalif figür. 2019’da yönetimi eleştirdiği gerekçesiyle tehdit edilen Ebrahimi, bu nedenle ABD’ye sığınmak zorunda kalmış.
İdeoloji Odaklı Rejim, Halkı Geri Planda Bırakıyor
Ülkesinde artık katı bir totaliter sistem olduğunu savunan Ebrahimi, İran lideri Ali Hamaney’in başını çektiği yöneticilerin bölgesel bir dini otorite kazanma arzusunda olduğunu söylüyor. Ancak bu otoriteyi Şiilik ekseninde oluşturmaya çalışmaları, çoğunluğu Sünni olan İslam dünyasında kabul görmelerini zorlaştırıyor.
İran İslam Cumhuriyeti, devrimden bu yana bağımsızlık ve emperyalizme karşı duruş vurgusuyla tanınıyor. Ancak Ebrahimi, bu söylemlerin gerçekte Rusya ve Çin gibi güçlere ekonomik ve siyasi olarak bağımlı hale gelerek anlamını yitirdiğini dile getiriyor. Bu yüzden de ‘ulusun özgürlüğü’ vurgusunun artık bir propaganda unsuru olmaktan öteye gitmediğini öne sürüyor.
Kadın Hakları ve Demokrasi Ciddi Tehlike Altında
Kadın hakları konusunda da sert eleştiriler getiren Ebrahimi’ye göre İran, kadınların sistematik olarak ikinci sınıf yurttaş muamelesi gördüğü bir ‘cinsiyete dayalı apartheid’ rejimi haline geldi. Kadınlar evlenme, eğitim ya da seyahat gibi temel kararları bile özgürce alamazken, zaman zaman babalarının yerini alan din adamları, onlar adına karar verebiliyor.
Ebrahimi ayrıca mevcut yönetimin halkına temel hizmetleri dahi sağlayamazken, tüm enerjisini iktidarını sürdürmeye harcadığını belirtiyor. Seçim sistemi ise demokratik değerlerden tamamen uzak; adaylar rejim liderleri tarafından belirleniyor, halk sadece ‘onaylamak’ için sandığa gidiyor.
İnternet Sansürü ve Propaganda ile Kontrol Mekanizması
İran yönetimi, sokaklarda yükselen itiraz seslerini kısmak için sık sık internet erişimini engelliyor. Ebrahimi, bunun temel amacının sokaklarda yaşanan şiddet sahnelerinin yayılmasını önlemek ve dış dünyaya kontrollü, rejim lehine bilgiler aktarmak olduğunu söylüyor.
Bunun yanında devlet medyası aracılığıyla toplumu karamsarlığa iten ve muhalefeti etkisizleştiren bir propaganda makinesi işlettiğini belirtiyor. Ebrahimi, özellikle ABD'deki İran asıllı organizasyonlardan biri olan NIAC’in de bu anlatıyı Batı kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştığını ileri sürüyor.
Akademi Üzerinden İdeolojik Yayılma ve KGB Taktiği
Ebrahimi’ye göre İran yönetimi, Körfez ülkeleri üzerinden fonladığı üniversiteler aracılığıyla kendi ideolojisini yurtdışına da yayıyor. Bu faaliyetlerin özellikle İslam çalışmaları programlarına odaklandığını ve aslında siyasi bir ajanda doğrultusunda sürdürüldüğünü belirtiyor. Bu tarz propaganda yöntemlerinin Sovyetler dönemindeki KGB tarafından geliştirilen tekniklere dayandığını ve İran’ın bu modeli birebir uyguladığını dile getiriyor.
Mevcut rejimi sıradan bir hükümet gibi göstermek istediğini belirten Ebrahimi, aslında terör faaliyetlerine finansman sağlayan ve radikalizmi ihraç eden bir yapı olduğunu vurguluyor. Ona göre İran, hem içeride halkını bastırıyor hem de yurtdışında özgür dünyalar için tehdit oluşturan aşırıcı ideolojileri besliyor.
Genç Nesil Özgürlük Hayaliyle Yaşıyor
İran toplumunun özellikle genç kesimlerinin daha özgür, Batılı değerlere yakın bir hayat arzuladığını vurgulayan Ebrahimi, ülkedeki eğitimli kesimin büyük çoğunluğunun ilk fırsatta göç ettiğini söylüyor. “Bizim üniversiteden mezun olanların %95’i yurt dışına çıkıyor” diyerek mevcut baskı atmosferinin insanlar üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu özetliyor.
Sözlerini umutlu bir çağrıyla bitiren Ebrahimi, İran halkının demokrasi ve özgürlük uğruna bedel ödemeye hazır olduğunu belirtiyor. 2026 yılına gelindiğinde rejimin çok daha zayıflamış olacağını ve halkın ülkesini geri almaya daha da yaklaşacağını ifade ediyor.
Yorum 0