Skorların Esiri Bir Toplum: Oyun Filozofunun Gözüyle Sosyal Medya ve Değerlerin Çarpıtılması
Oyunlar aslında keyif ve eğlence amacıyla var. Ancak gün geçtikçe yaşadığımız dünya, eğlence yerine ‘verimlilik’ ve ‘puan’ odaklı çalışıyor. ABD’deki Utah Üniversitesi’nde felsefe profesörü olan C. Thi Nguyen(C. Thi Nguyen), bu durumu “skorlaştırılmış bir dünya” olarak tanımlıyor. Özellikle sosyal medya platformları ve finansal sistemlerde yoğun şekilde görülen ‘oyunlaşma’ süreci yüzünden, insanların değer yargıları ve özgürlük algısı ciddi şekilde bozuluyor.
Keyiften Önce Skor Gelen Bir Dünya
Nguyen’e göre oyun, “gönüllü olarak kabul edilen, gereksiz engeller bütünü” olarak tanımlanıyor. Mesela balık tutmak gibi bir aktivitede, sonuçtan çok süreci yaşamak ve bundan zevk almak önemli. Ancak gerçek dünyada işler farklı. Artık birçok alanda odak noktası ‘etkinlik’ ve ‘puan’ olmuş durumda. Yani ‘oynamak’ için değil, kazanmak veya ölçülmek için oynuyoruz. Nguyen, bu durumu bir ‘uyarı’ ile vurguluyor: “Her yaşam faaliyetini oyun gibi yapmaya çalışmak, zamanla keyif değil, baskı getirir.”
Sosyal Medya ve ‘Beğeni’yle Basitleşen İletişim
Nguyen, sosyal medyayı oyun gibi görünen ama aslında oyun olmayan bir yapı olarak tanımlıyor. Çünkü sistem, insan ilişkilerini sadece ‘beğeni’, ‘retweet’ gibi puana dayalı göstergelere indirgemiş durumda. Bu sayede karmaşık ilişkiler yalnızca sayılarla değer kazanıyor. Sonuç olarak insanlar gerçek etkileşimlerden çok, dışarıdan gelecek tepkilere odaklanıyor. Nguyen bu durumu şöyle açıklıyor: “Bu sistemler sadece olumlu-olumsuz ya da ilgi-umursamazlık ayrımını ölçebilir. Ancak iletişimin kalitesi, samimiyet ya da fikir derinliği gibi insani unsurlar bu sistemde görünmez hale geliyor.”
Sanat ve Filmler de Skorlara Kurban
Bu aşırı skor odaklı yaklaşım sadece sosyal ilişkilerde değil, sanat dünyasında da etkisini gösteriyor. Film platformu Rotten Tomatoes gibi yerlerde verilen puanlar, çoğu zaman herkesin beğenebileceği sıradan yapımlara yüksek skor verirken, derinlikli ve tartışmalı filmler düşük puanla karşılaşabiliyor. Nguyen, “Gerçekten iyi bir film, genellikle izleyicilerin tepkisini ikiye böler ve bu da puanları düşürür. Ancak bu, onun değerini azaltmaz” diyerek, bu tür puan sistemlerinin estetik deneyimi sınırlandırabileceğini vurguluyor.
Değer Ölçüsünün Dışarıdan Belirlenmesi Tehlike Yaratıyor
Nguyen, insanın kendi mutluluk ya da potansiyelini dışarıdan gelen skorlarla değerlendirmesini “değer dış kaynaklaştırması” olarak adlandırıyor. Finans ve kripto para dünyasında örneğin; net servet ya da yatırım getirisi gibi ölçütler, neredeyse kişisel değerin bir göstergesi haline gelmiş durumda. Ancak bu noktada şu uyarıyı yapıyor: “Varlıklarımı artırmak gerçekten benim için anlamlı mı, yoksa öyle görünmek mi istiyorum – buna kafa yormak zorundayız.”
Eğitimden kamu sağlığına kadar birçok alandaysa, yalnızca sınav puanı ya da ölüm oranı gibi ölçülebilir veriler ön planda tutuluyor. Oysa özünde bu alanların amacı, ahlaki bireyler yetiştirmek ya da toplumsal refahı güçlendirmek olmalı. Nguyen bu konuda da net: “Ölçülemeyen değerler, kolayca değerlendirme sistemlerinin dışında bırakılıyor.”
Kuralları Sorgulamak: Oyunlaştırmanın Olumlu Gücü
Peki tüm bu skor odaklı dünyadan nasıl sıyrılırız? Nguyen bu soruya ‘oyunbaz tutum’ yani ‘playfulness’ kavramıyla yanıt veriyor. Ona göre insanlar kullanılan puan sistemlerinin mutlak olmadığını fark etmeli – bunlar sadece *birer oyun kuralı*. Ve tıpkı oyunlarda olduğu gibi, bu kurallar gerektiğinde değiştirilebilir. Bu yaklaşım, kişinin kendi değerlerini denemesine ve geliştirmesine yardımcı olur. Nguyen şöyle diyor: “Oyunlar, farklı puanlama sistemlerini test edebileceğiniz, özgürlük sağlayan araçlardır. Hangi oyunu oynayacağını seçmek kadar, oyunu bırakmak da değerlidir.”
Skorların Ötesindeki Gerçek Değeri Keşfetmek
C. Thi Nguyen, hayatın adeta her alanının rakamlarla ifade edilmek istendiği günümüzde, bu sürecin insan deneyimini nasıl basitleştirdiğini gözler önüne seriyor. O sadece bir felsefeci değil; aynı zamanda davranış, teknoloji ve toplum sistemleri arasında köprü kuran bir düşünür olarak dikkat çekiyor. Sorduğu soru oldukça net: “Kimin oyununun içinde yaşıyoruz?” Skor dediğimiz şey ne kadar önemli olursa olsun, tüm hayat bunun etrafında dönemez. Belki de asıl değerli şey; hangi kurallara göre oynayacağımıza kendimizin karar verebiliyor olmasıdır.
Yorum 0