ABD’li senatörler, Başkan Trump ailesiyle bağlantılı kripto şirketi ‘World Liberty Financial(WLFI)’ için Birleşik Arap Emirlikleri’nden(BAE) gelen büyük ölçekli yatırımı mercek altına alınmasını istiyor. Senatörler, bu yatırımın ABD’nin finansal verileri ve ‘ulusal güvenlik’ açısından potansiyel risk taşıdığını savunarak, Hazine Bakanlığı’ndan resmi soruşturma başlatılmasını talep etti.
14’ünde (yerel saatle), Elizabeth Warren ve Andy Kim isimli senatörler, ABD Hazine Bakanı Janet Yellen’a gönderdikleri mektupta, BAE’nin ‘ulusal varlık fonu’ destekli bir yatırım aracının WLFI’nin yüzde 49 hissesini yaklaşık 500 milyon dolar (yaklaşık 7,224 milyar won) karşılığında satın almayı öngören anlaşmasını gündeme taşıdı. Senatörler, bu işlemin Yabancı Yatırımlar Komitesi(CFIUS) inceleme kapsamına girip girmediğinin derhal gözden geçirilmesini istedi. Onlara göre söz konusu anlaşma, Başkan Trump’ın göreve başlamasından sadece birkaç gün önce sonuçlandırıldı ve bu sayede ilgili BAE fonu, WLFI’nin ‘en büyük ortağı’ ve fiilen tek dış yatırımcısı konumuna yükseldi.
Senatörler, mektupta Yellen’ın CFIUS başkanı sıfatıyla bu işlemin komiteye önceden bildirilip bildirilmediğini tespit etmesini ve gerekirse “kapsamlı, adil ve tarafsız bir soruşturma” başlatmasını talep etti. CFIUS, yabancı sermayenin ABD şirketlerine yaptığı yatırımları inceleyerek, kritik teknoloji, ABD vatandaşlarının kişisel verileri ve finansal altyapı üzerinde ‘kontrolün’ yabancı aktörlere geçip geçmediğini değerlendiren kurum olarak biliniyor.
Söz konusu yatırımın, BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı görevini de yürüten Şeyh Tahnoun bin Zayed Al Nahyan’ın desteğiyle gerçekleştiği belirtiliyor. Mektuba göre, yaklaşık 500 milyon dolarlık paketin içinden tahmini 187 milyon dolar (yaklaşık 2,703 milyar won), doğrudan veya dolaylı biçimde Trump ailesiyle bağlantılı şirketlere aktı. Ayrıca, yapay zeka ve veri odaklı G42 adlı şirketten iki ismin WLFI yönetim kuruluna katılması da anlaşmanın parçası. G42, geçmişte Çin ile bağlantıları nedeniyle ABD istihbarat kurumlarının şüphesiyle karşılaşmış bir yapı olduğu için, ‘bu yeni yatırım ulusal güvenlik cephesindeki kaygıları daha da büyütüyor’ yorumları yapılıyor.
Warren ve Kim, WLFI’nin işlediği verilerin niteliğine işaret ederek güvenlik risklerini somutlaştırdı. WLFI’nin gizlilik politikasında, kullanıcıların cüzdan adresleri, IP adresleri, cihaz tanımlayıcıları, yaklaşık konum bilgileri ve üçüncü taraf hizmet sağlayıcılar vasıtasıyla toplanan kimlik verileri gibi unsurların saklandığı ifade ediliyor. Senatörler, “Bu yapıda, yabancı bir hükümetin, ABD’lilerin hassas finansal ve kişisel verilerini elinde tutan bir Amerikan kripto şirketi üzerinde kayda değer nüfuz kurma ihtimali ortaya çıkıyor” uyarısında bulundu.
Senatörler, Hazine Bakanlığı’ndan şu başlıklarda 5 Mart’a kadar yazılı yanıt talep etti: Bu işlem CFIUS’a bildirildi mi, eğer bildirilmediyse gerekçesi neydi, ulusal güvenlik ve veri erişimi risklerinin nasıl değerlendirileceğine dair plan nedir? Bu talepler, fiilen WLFI’ye yönelen yabancı sermaye giriş yollarının ‘baştan sona tekrar masaya yatırılması’ çağrısı olarak yorumlanıyor.
Bu siyasi baskı ani bir hamle değil. Warren, geçen yıl senatör Jack Reed ile birlikte Adalet Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı’na başvurarak WLFI token satışları ile yaptırım altındaki ülke ve gruplar arasındaki olası bağlantıların soruşturulmasını istemişti. O dönem iki senatör, WLFI yönetim token’larının, Kuzey Koreli hacker grubu Lazarus, Rusya ve İran bağlantılı adresler gibi uluslararası yaptırım listesinde yer alan cüzdanlar tarafından satın alındığına dair raporlara atıf yapmış ve “token satışlarının yaptırımlardan kaçış kanalı olarak kullanılmış olabileceği” şüphesini dile getirmişti.
Başkan Trump ise, gazetecilerin WLFI’ye yönelik BAE yatırımını sorması üzerine, “Doğrudan bir dahlim yok” diyerek kendisini süreçten ayırmaya çalıştı. Trump, “Bu, oğullarımın, ailemin yürüttüğü bir iş. Birçok farklı yerden yatırım aldıklarını biliyorum” ifadelerini kullandı. Başkan Trump, WLFI ile bağlantılı kripto para faaliyetlerinde resmi karar alma süreçlerine katılmadığını vurgulasa da, Trump ailesine aktarıldığı iddia edilen ‘büyük tutarlı’ fon akışı ile BAE’de ulusal güvenlik danışmanı sıfatını taşıyan bir kraliyet ailesi üyesinin bu yatırımda rol alması, siyasi tartışmayı büyütüyor.
Tüm bu gelişmeler, Trump ile bağlantılı WLFI girişiminin, basit bir “aile şirketi” tanımının ötesine geçerek ABD’nin finansal altyapısı, kişisel verileri ve yaptırım rejimini doğrudan ilgilendiren bir ‘güvenlik dosyası’ haline gelebileceğine işaret ediyor. Senatörlerin CFIUS kartını masaya sürmesi, WLFI’ye dönük denetim ve düzenleyici baskının önümüzdeki dönemde daha da sertleşebileceği beklentisini güçlendiriyor. Aynı zamanda, Başkan Trump’ı çevreleyen ‘yabancı sermaye–kripto para’ denklemindeki düğümler, ABD’nin BAE’ye, Çin’e ve genel olarak kripto para endüstrisine yönelik politikalarında yeni belirsizlikler ve riskler doğurabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Yorum 0