Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Lagarde ECB’den Ayrılıyor: Dijital Euro ve MiCA Sonrası Avrupa’nın Kripto Rotası Değişecek mi?

Lagarde ECB’den Ayrılıyor: Dijital Euro ve MiCA Sonrası Avrupa’nın Kripto Rotası Değişecek mi? / Tokenpost

Avrupa Merkez Bankası(ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın gelecek yıl Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce görevden ayrılma kararı alması, Avrupa Birliği(EU) içinde ‘kripto para düzenlemeleri’ ve ‘dijital euro’ politikasının geleceğine yönelik merakı artırdı. Lagarde döneminde Avrupa, ‘kripto para şüpheciliği’ çizgisine rağmen MiCA düzenleme çerçevesini tamamladı ve dijital euro projesini belirli bir raya oturttu. Ancak ‘merkeziyetsiz finans(DeFi) alanındaki boşluklar’, ‘stablecoin düzenleme standartları’ ve ‘dijital euronun nihai tasarımı’ gibi çözülmesi gereken önemli başlıklar hala masada duruyor. Şimdiden Lagarde sonrası için perde arkasında başlayan koltuk yarışı ve öne çıkan adayların söylemleri dikkate alındığında, Avrupa’nın kripto politikalarının kısa sürede belirgin biçimde ‘kripto dostu’ bir yöne kayması pek olası görünmüyor.

Lagarde görev süresi boyunca kamuoyu önünde net bir ‘kripto para eleştirmeni’ olarak konumlandı. 2022’de yaptığı bir açıklamada kripto paralar için “Benim son derece mütevazı görüşüme göre, kripto paraların hiçbir değeri yok” diyerek sert çıkış yaptı. “Hiçbir temeli yok, güvenliği sağlayan bir dayanak varlık da bulunmuyor” sözleriyle Bitcoin(BTC) başta olmak üzere kripto varlıkları açıkça ‘spekülatif araç’ kategorisine yerleştirdi. Yatırımcı korumasını gerekçe göstererek “Pek çok yatırımcı riskleri doğru anlamadan tüm birikimlerini kaybedebilir” uyarısında bulundu ve güçlü düzenlemenin zorunluluğunu sürekli vurguladı. Bu bakış açısı, Avrupa Birliği kripto varlık düzenlemesi olan MiCA yasasının hazırlanma sürecinde ECB’nin temel duruşunu fiilen şekillendirdi. ECB doğrudan yasa yapan bir kurum olmasa da, MiCA görüşmeleri boyunca para politikası ve ödeme sistemleri açısından yoğun görüş bildirerek düzenleme çerçevesinin yönünü belirlemede etkin rol oynadı. Özellikle stablecoin’lerin euro bölgesi finansal istikrarı ve para egemenliği üzerindeki etkisine odaklandı. MiCA’nın yasalaşmasının ardından da Lagarde stablecoin’lere mesafeli duruşunu sürdürdü. 2025 Eylül’ünde Avrupa Parlamentosu ve üye ülke hükümetlerine seslenerek, “stablecoin ‘run’ riskini” önlemek için ihraç koşullarının sıkılaştırılmasını ve AB dışı ihraççılara karşı ‘katı eşdeğerlik’ kriterleri uygulanmasını talep etti. Ona göre ‘güçlü bir karşılıklı tanıma çerçevesi’ olmadan yabancı stablecoin’lere AB içinde geniş hareket alanı tanınması, risklerin ‘en zayıf düzenlemeye sahip bölgeye akmasına’ neden olacaktı. Lagarde stablecoin’lerin “parayı bir kamu malı olmaktan çıkarıp özel sektör kontrolüne geçen bir ürüne dönüştürebileceğini ve ulusal egemenliği aşındırabileceğini” savundu. “Yeterince kontrol edilmezlerse, paranın kontrolünün kamu otoritesinden özel aktörlere geçtiği bir sistem ortaya çıkar, bu da kamu sorumluluğu taşıyan bizlerin kabul edemeyeceği bir yön” diyerek tartışmayı sertleştirdi. ‘Euro stablecoin’leri ve DeFi düzenlemeleri’ etrafında yürüyen tartışmaların, sonraki dönemde gündeme gelmesi beklenen MiCA 2.0 paketinin merkezinde yer alacağı beklentisi bu nedenle güçleniyor.

Lagarde kripto paralara eleştirel yaklaşsa da, ‘dijital nakit’ talebini başından beri reddetmedi. 2021’de Dünya Ekonomik Forumu(WEF) ile yaptığı bir söyleşide, “Müşteriler banknot ve madeni para yerine dijital bir para formunu tercih ediyorsa, bu seçeneğin sunulması gerekir” ifadesini kullandı. Aynı yılın Ekim ayında Avrupa düzeyinde dijital euro için resmi ‘araştırma aşaması’ başlatıldı ve 2025 Ekim’inde ECB Yönetim Konseyi’nin fiili ihraç hazırlıklarına geçme kararı almasıyla proje yeni bir evreye taşındı. Buna rağmen dijital euro daha ilk safhalardan itibaren ciddi itirazlarla karşılaştı. Eleştirilerin odağında, ‘merkez bankasının bireylerin ödeme verilerini ayrıntılı biçimde izlemesi’, ‘belli tüketim kalemlerini kısıtlama veya yönlendirme potansiyeli’ ve bunun ‘gözetim ile kontrol aracı’na dönüşme ihtimali bulunuyor. Tam anonimlik imkanının ortadan kalkması, internet bağlantısı olmayan ortamlarda kullanım ile olası sistem arızalarında ortaya çıkabilecek riskler de önemli tartışma başlıkları arasında. ECB ise dijital euronun “nakitle aynı seviyede mahremiyet sağlamayı hedefleyen ve euroyu ‘geleceğe uygun’ hale getirmek için tasarlanmış bir araç” olduğu tezini savunuyor. Lagarde 2025 Ekim’inde yaptığı bir açıklamada “Dijital nakit ihracına hazırlanacağız, aynı zamanda banknot tasarımlarını yenileyerek euroyu geleceğin para birimi haline getireceğiz” dedi. ECB Yönetim Kurulu üyesi Piero Cipollone da dijital euronun “dijital çağda da nakdin sağladığı avantajlardan yararlanmayı sağlayacağını” belirterek, Avrupa ödeme altyapısının dayanıklılığını artırma, ödeme maliyetlerini düşürme ve özel sektör için yenilikçi platform işlevi görme gibi hedeflere işaret etti. Son kertede dijital euronun ‘kamusal dijital para’ olarak kabul görüp görmeyeceği ya da ‘gözetim parası’ imajını kırıp kıramayacağı, yeni ECB başkanının siyasetle kuracağı denge ve Avrupa siyasi kurumlarının uzlaşma becerisine bağlı olacak.

Lagarde’ın görevden erken ayrılma kararı Fransa iç siyasetiyle de doğrudan ilişkili. Görevini gelecek yılki Fransa cumhurbaşkanlığı seçiminden önce bırakması halinde, Emmanuel Macron mevcut görev süresinin sonrasına taşacak bir atamayla ECB’nin yeni başkanını belirleme sürecine bizzat yön verebilecek. Almanya’dan sonra AB’nin ikinci büyük ekonomisi konumundaki Fransa için, “Paris’in onayı olmadan ECB başkanı belirlenmediği” yönündeki yerleşik anlayış bu açıdan önem taşıyor. Son kamuoyu yoklamaları, sağ tandanslı ‘Ulusal Birlik(National Rally)’ partisini yükselişte gösterirken, Macron hükümeti sık sık yaşanan başbakan değişiklikleri nedeniyle siyasal istikrarsızlık eleştirileriyle karşı karşıya. Ulusal Birlik lideri Jordan Bardella, “Macron, bir sonraki ECB başkanını belirlerse, resmi görev süresinin ötesinde de Avrupa maliye ve para politikası üzerinde nüfuz kurmayı sürdürecek” diyerek tepki gösteriyor. Bugün itibarıyla en güçlü adaylar arasında İspanya Merkez Bankası’nın eski başkanı Pablo Hernandez de Cos ile Hollanda Merkez Bankası’nın eski başkanı Klaas Knot öne çıkıyor. Her iki isim de ‘kripto para ve blokzincir teknolojisinin potansiyelini kabul etmekle birlikte, finansal istikrar risklerini daha ağır basan bir kriter’ olarak gören teknokratlar olarak değerlendiriliyor. De Cos 2022’de Uluslararası Ödemeler Bankası(BIS) konferansında yaptığı konuşmada, kripto varlıkların “deneyimli piyasa aktörleri için bile anlaşılması ve ölçülmesi zor, ciddi riskler doğurabildiğini” vurgulayarak, ‘vahşi batıdan medenileşmiş raylı sisteme geçiş’ için güçlü bir düzenleme çerçevesi gerektiğini ifade etti. Knot ise 2024’te BIS çatısı altındaki bir konuşmasında, varlıkların tokenleştirilerek dağıtık defterlere taşınmasının “verimlilik artışı ve bazı varlıklarda likiditenin yükselmesi açısından avantajlar sağlayabileceğini” kabul ederken, “bu yeniliklerin küresel finansal sistemin bütünü için otomatik olarak net fayda getireceği varsayımına kapılmamak gerektiğini” söyledi. 2025 Haziran’ında yaptığı başka bir değerlendirmede ise stablecoin’ler ile mevcut ödeme ağları arasında ‘geleceğin parası’ rekabetinden söz ederken, “teknoloji açısından tarafsız kalınması gerektiğini” ama “yeniliğin istikrarı aşındıracak bir yöne evrilmesine izin verilemeyeceğini” vurguladı. Piyasa yorumlarına göre bu açıklamalar, Lagarde ayrıldıktan sonra da ECB’nin temel çizgisinin ‘dijital yeniliğe alan açarken, stablecoin, DeFi ve kripto paralara karşı temkinli bir yaklaşım’ doğrultusunda devam edeceğine işaret ediyor. ABD’nin düzenleyici belirsizlik nedeniyle yavaş kaldığı bir dönemde, AB MiCA ile kapsamlı bir çerçeveyi rakiplerinden daha önce hayata geçirdi. Ancak bu süreçte ‘kripto paralara mesafeli bir merkez bankası’ etkisinin ağır bastığı görüşü de yaygın.

Avrupa kripto politikası, ‘düzenlemede öncü ülke’ rolü ile ‘yeniliği baskılayan aktör’ algısı arasında hassas bir çizgide ilerliyor. ABD’ye kıyasla ‘kripto dostu’ imajı daha zayıf olsa da, AB pratikte MiCA ile kuralları önden netleştiren taraf konumunda. DeFi ve zincir üstü finans, stablecoin ekosistemi ve dijital euroya dair bundan sonraki ayrıntılı yasama adımları, yeni ECB başkanı ile AB Komisyonu ve üye devlet hükümetleri arasındaki güç dengeleri içinde şekillenecek. Şu an adı geçen adayların hemen hepsinin en az Lagarde kadar temkinli, bazı başlıklarda ise daha şahin tutumlar sergilemiş olması, Avrupa’nın kısa vadede ‘kripto merkezi’ne dönüşme ihtimalini zayıflatıyor. Bunun yerine ‘düzenleme öncüsü’ kimliğini koruyup dijital varlık piyasasının etrafındaki sınırları adım adım daraltma eğilimini güçlendireceği düşünülüyor. Bununla birlikte, net bir regülasyon çerçevesi ve dijital euro girişiminin birlikte olgunlaşması halinde, Avrupa içinde ‘düzenleyici belirliliğe’ dayalı uzun vadeli kripto ve blokzincir iş modellerinin gelişebileceği beklentisi de varlığını sürdürüyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1