Orta Doğu’daki çatışmaların yeniden alevlenmesi, petrol piyasasındaki oynaklığı küresel finansal piyasaların yeniden en önemli değişkenlerinden biri haline getirdi. Kaiko Research’ün Thomas Probst’unun analizine göre WTI ve Brent petrol, yıl başından bu yana yüzde 75’in üzerinde yükselirken, Bitcoin(BTC) ve ABD hisse senedi piyasalarıyla olan korelasyon belirgin biçimde negatife döndü. Jeopolitik risk arttıkça petrol piyasasının ilk tepki veren alan olması, diğer varlık sınıflarıyla farkın da açılmasına yol açıyor.
Kaiko Research’e göre bu tablo, 2026’da Orta Doğu geriliminin yeniden tırmanmasıyla belirginleşti. WTI ve Brent petrol yılın başında varil başına yaklaşık 60 dolar seviyesindeydi. Son dönemde ise fiyatlar 100 doların üzerine çıktı. Her iki petrol türü de 80 ila 115 dolar arasında geniş bir bantta hareket ederek sert dalgalanmalar sergiledi. Bu durum, arz kesintisi endişeleri, askeri çatışma ihtimali ve ateşkes beklentileri gibi gelişmelerin fiyatlara çok hızlı yansıdığını gösteriyor.
7 Nisan’da (yerel saatle), ABD Başkanı Trump’ın iki haftalık geçici ateşkes açıklamasının ardından piyasada fiyatlanan jeopolitik risk primi hızla geriledi. Bunun sonucunda WTI birkaç saat içinde yaklaşık yüzde 18 düştü. Bu hareket, petrol fiyatlarının yalnızca temel verilere değil, siyasi ve askeri başlıklara da ne kadar sert tepki verebildiğini ortaya koydu. Kaiko Research, bu yapının petrolü diğer emtialara kıyasla çok daha fazla ‘haber akışına duyarlı’ bir varlık haline getirdiğini belirtti.
Emtia piyasasının geneline bakıldığında ise farklı yönler öne çıktı. Doğal gaz aynı dönemde net bir yön oluşturamadı. Düşüşün ardından mayıs başında kısmi bir toparlanma yaşansa da genel görünüm düzensiz kaldı. Buna karşılık bakır güçlü bir performans gösterdi. Fiyatlar yaklaşık 5,3 dolardan 6,3 doların üzerine yükseldi. Bu artışta Peru’daki arz sorunları ile elektrik şebekeleri, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve yapay zeka veri merkezlerinden gelen yapısal talep etkili oldu.
Yine de mevcut dönemin asıl merkezi petrol piyasası olmaya devam ediyor. Kaiko verilerine göre WTI ve Brent petrolün 30 günlük yuvarlanan volatilitesi nisanda bir ara yüzde 100’ün üzerine çıktı. Şu anda da yaklaşık yüzde 85 düzeyinde seyrediyor. Bu oran hâlâ olağan dışı yüksek kabul ediliyor. Aynı süreçte Bitcoin(BTC) volatilitesi kademeli biçimde gerileyerek yaklaşık yüzde 22’ye indi. Bakır ve S&P 500 endeksi(SPX) volatilitesi de sırasıyla yaklaşık yüzde 25 ve yüzde 12 seviyelerinde daha istikrarlı bir görünüm sundu. Bu da piyasa stresinin riskli varlıkların geneline değil, özellikle enerji piyasasına ve daha net biçimde petrole yoğunlaştığını gösteriyor.
Getiri tarafında da fark dikkat çekici oldu. WTI, 2026 başından bu yana yüzde 75’i aşan yükselişle takip edilen başlıca varlıkların önüne geçti. Bakır ve SPX daha sınırlı artışlar gösterirken, Bitcoin(BTC) incelenen dönemde negatif getiri verdi. Raporda bu tablo, Bitcoin(BTC)’in bu jeopolitik risk döneminde beklenen ‘güvenli liman’ işlevini üstlenemediği şeklinde yorumlandı. Belirsizlik dönemlerinde alternatif varlık olarak öne çıkabileceği düşünülse de fiyat hareketi petrolün tam ters yönünde gelişti.
Varlıklar arası ayrışmayı en net gösteren unsur ise korelasyondaki değişim oldu. Şubata kadar pozitif bölgede bulunan WTI ile Bitcoin(BTC) arasındaki ilişki martta negatife döndü. Mayısta ise yaklaşık eksi 0,5 seviyesine kadar geriledi. WTI ile SPX arasındaki korelasyon da benzer şekilde zayıfladı ve yaklaşık eksi 0,7’ye indi. Bunun temel nedeni, jeopolitik risk yükselirken petrolün sert biçimde değer kazanması, hisse senetleri ile kripto varlıkların baskı altında kalması ve ardından petrol fiyatları dengelenirken riskli varlıkların toparlanması oldu.
Tarihsel olarak bakıldığında bu tür hareketler yeni değil. 1973 petrol krizi, 1979 İran Devrimi ve 1990 Körfez Savaşı, Orta Doğu kaynaklı şokların petrol fiyatlarını kısa sürede yukarı taşıdığı örnekler arasında yer alıyor. Bölgenin küresel enerji arzındaki rolü düşünüldüğünde, mevcut yükseliş de istisnai bir durumdan çok tanıdık bir mekanizmanın devamı olarak görülüyor. Bu kez de şubat sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ilk hava saldırısının önemli bir dönüm noktası olduğu belirtiliyor.
Rapor, piyasa altyapısına ilişkin bir noktaya da dikkat çekiyor. Kaiko’nun emtia referans oranı sisteminin, petrol dahil başlıca varlıklarda borsa işlem saatleri dışına taşan ve saniye bazında güncellenen gerçek zamanlı fiyatlama sunduğu ifade edildi. Kurumsal şeffaflık standartlarıyla uyumlu bu yapı, jeopolitik riskin ve petrol piyasası oynaklığının hızla arttığı dönemlerde daha hassas izleme imkanı sağlıyor.
Sonuç olarak analiz, jeopolitik riskin yalnızca enerji piyasasını değil, emtia kompleksinin tamamını, Bitcoin(BTC) gibi kripto varlıkları ve hisse senetlerini de etkileyen bir yeniden fiyatlama süreci yarattığını gösteriyor. Petrol, sert yükselişi, yüksek volatilitesi ve riskli varlıklarla negatife dönen ilişkisi sayesinde bu dönemin ‘ana barometresi’ konumuna geldi. Thomas Probst’a göre bakır arz sıkışıklığı ve artan talepten destek bulurken, doğal gaz daha düzensiz bir seyir izliyor. Buna karşın WTI ve Brent petrol, Orta Doğu gerilimine en doğrudan maruz kalan varlıklar olmayı sürdürüyor. Bu da petrol piyasasının yeniden jeopolitik stresin ön cephesi haline geldiğine işaret ediyor.
Yorum 0