Şirketlerin yenilenebilir enerji kullanım performansını hesapladığı uluslararası karbon muhasebesi standardındaki revizyon, nihai taslak öncesinde yön değiştiriyor. Tartışmanın merkezinde, bir şirketin elektriği tükettiği saatte üretilen temiz enerjinin mi yoksa yıllık toplam üretimin mi emisyon azaltımı olarak sayılacağı sorusu var.
Sera Gazları Protokolü (GHG Protocol), 29 Temmuz'da (yerel saatle) yayımladığı standart geliştirme güncellemesinde, Scope 2 (Kapsam 2) elektrik emisyonu muhasebesi ile etki muhasebesi ve piyasa araçları (AMI) iş akışlarını ayrı ayrı ele alacağını, Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) ile birlikte entegre bir kurumsal karbon muhasebesi standardı hazırlayacağını duyurdu. Nihai entegre kurumsal standardın yayımlanma hedefi, 2028 yılının dördüncü çeyreği olarak belirlendi.
Scope 2, şirketlerin satın aldığı elektrik, ısı ve soğutmadan kaynaklanan dolaylı emisyonları kapsıyor. Şirketler bugüne kadar genellikle yıllık bazda yenilenebilir enerji sertifikası (REC) eşleştirmesiyle elektrik kullanımından doğan emisyonu hesaplıyordu. Tartışma, bu yöntemin geçerliliğini korumasıyla mı yoksa elektrik tüketim saati, üretim saati ve şebeke bölgesinin çok daha sıkı eşleştirilmesiyle mi ilerleyeceği etrafında dönüyor.
Standart değişirse şirketlerin 'net sıfır' planları, yenilenebilir enerji tedarik sözleşmeleri ve sertifika piyasasının muhasebe yöntemi de etkilenebilir. Ancak şu an için kesinleşen tek şey kamuoyu görüşü sonuçları ve sonraki inceleme yönü; şirket portföylerine ya da sertifika piyasasına olacak sayısal etki henüz netleşmedi.
GHG Protocol'ün Scope 2 kamuoyu görüşü özet raporuna göre, zorunlu 'saatlik eşleştirme'ye destek düşük kaldı. Saatlik eşleştirme sorusunu 909 kişi yanıtladı, destek oranı yüzde 22'de kaldı. Kararsızlar yüzde 7, karşı çıkanlar ya da düşük destek verenler ise yüzde 70 oldu.
Bölgesel karşı çıkış da belirgindi. Doğu Asya'da yüzde 81, Kuzey Amerika'da yüzde 78, Güneydoğu Asya'da yüzde 71 oranında karşı çıkış ya da düşük destek kaydedildi. Ankete şirketlerin, sanayi birliklerinin ve danışmanların ağırlıklı katıldığı düşünüldüğünde, sonuçların büyük elektrik alıcılarının ve sanayinin maliyet kaygısını yansıttığı yorumlanıyor.
İstisna düzenlemesine ise çok daha geniş destek çıktı. Saatlik eşleştirmede istisna tanınmasına ilişkin soruyu 748 kişi yanıtladı ve yüzde 76'sı destek verdi. Kararsız oranı yüzde 9, karşı çıkış ya da düşük destek oranı ise yüzde 14'te kaldı.
Bu sonuçlar, şirketlerin muhasebe hassasiyetinin artmasına tamamen karşı çıkmadığını, bunun yerine veri toplama ve doğrulama maliyetiyle bölgesel elektrik piyasası farklarını gözeten kademeli bir uygulama istediğini gösteriyor. Saatlik elektrik verisinin ve bölgesel şebeke bilgisinin yeterli olmadığı yerlerde aynı kuralın toptan uygulanması güçlük yaratıyor.
GHG Protocol, kamuoyu görüşü sürecinin ardından tek bir zorunlu yöntem yerine, birden fazla piyasa temelli raporlama yaklaşımını daha ele alma yönünde bir çerçeve sundu. Aynı belgede Scope 2 ve AMI ayrı iş akışları olarak tanımlandı. Scope 2 şirketlerin emisyon envanterindeki hassasiyet sorununu ele alırken, AMI şirketlerin iklim eylemi ve piyasa araçlarının gerçek emisyon etkisine nasıl yansıtılacağını konu alıyor.
Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi), 11 Haziran'da (yerel saatle) yayımladığı Kurumsal Net Sıfır Standardı 2.0'da (Corporate Net-Zero Standard v2.0) Scope 2 için konum bazlı eşleştirme ve saatlik muhasebe kuralını devreye soktu. Ancak saatlik eşleştirmeyi isteğe bağlı bıraktı; büyük ölçekli elektrik kullanıcılarının ise düşük karbonlu elektrik performansını saatlik muhasebe kurallarıyla ölçüp raporlamasını istedi.
Şirket tarafındaki tepkiler karışık. Temiz Enerji Alıcıları Birliği (CEBA), zorunlu saatlik eşleştirme ile elektrik iletilebilirliği şartının gönüllü temiz enerji tedarikini caydırabileceğini belirterek isteğe bağlı uygulama ve mevcut sözleşmelerin korunmasını istedi. 66 kuruluşun oluşturduğu bir koalisyon da saatlik eşleştirmenin zorunluluk değil seçenek olarak kalması gerektiğini savundu.
Buna karşılık Green Software Foundation, resmi yanıtında saatlik karbon muhasebesini destekledi; elektrik yoğun dijital altyapı ve yazılım sektöründe saatlik verinin gerçek emisyonu daha doğru yansıttığı görüşünü savundu. ENGIE(ENGI) ise saatlik eşleştirmenin kademeli devreye alınmasını, küçük ölçekli kuruluşlara istisna tanınmasını, mevcut sözleşmelerin korunmasını ve aşamalı uygulamayı destekledi.
Piyasa altyapısı tarafında da saatlik elektrik eşleştirmesini izleyen ve alım satımını yapan çözümler yaygınlaşıyor. Bazı büyük elektrik alıcılarının daha sıkı kurallar talep etmesiyle yenilenebilir enerji tedariki, sertifika takibi ve emisyon raporlama sistemleri birlikte hareket ediyor.
Bu konu, yabancı şirketlerin çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) söyleminden çok, elektrik tedariki ve veri merkezi yatırım maliyeti meselesine yakın duruyor. Yapay zeka (AI) altyapısının büyümesi zaten büyük ölçekli elektrik talebini varsayarak tartışılıyor; TokenPost daha önce AI altyapısı için gereken elektrik miktarı ve finansman sorununu haberleştirmişti. Karbon muhasebesi standardı sıkılaştıkça şirketlerin yalnızca ne kadar elektrik kullandığını değil, bunu ne zaman ve nereden tedarik ettiğini de daha ayrıntılı açıklaması gerekecek.
Bu revizyon henüz nihai kural değil. GHG Protocol, Scope 2 ve AMI tartışmalarını sürdürerek ISO ile entegre bir kurumsal karbon muhasebesi standardı hazırlayacak. Nihai entegre kurumsal standardın yayımlanma hedefi, 2028 yılının dördüncü çeyreği olarak kaldı.
Doğrulama kaynakları: GHG Protocol, Scope 2 Public Consultation Summary, SBTi.
Yorum 0