Tokenize mevduatların bankaların uzun vadeli kredi verme kapasitesini daraltabileceği yönünde çarpıcı bir analiz, Federal Rezerv sistemine bağlı araştırmacılardan geldi. Blockchain tabanlı mevduat transferleri hızlandıkça bankaların mevduatı ‘istikrarlı fonlama kaynağı’ olarak görüp uzun vadeli varlık yönetme yapısının sarsılabileceği belirtildi.
Dallas Federal Rezerv Bankası(Dallas Fed) kıdemli finans ekonomisti Rosie Levy(Rosie Levy) ve yine Dallas Fed kıdemli finans ekonomisti Srini Ramaswamy(Srini Ramaswamy), 25’inde (yerel saatle) yayımlanan “Tokenized deposits could affect bank liquidity, maturity transformation” başlıklı raporda bu bulgulara yer verdi. Raporda, ortaya konan görüşlerin yalnızca yazarlara ait olduğu ve Dallas Fed ya da Federal Rezerv’in resmi tutumu olarak değerlendirilmemesi gerektiği ayrıca vurgulandı.
Tokenize mevduat, banka mevduatlarının blockchain tabanlı dijital token biçimine taşınması anlamına geliyor. Genellikle nakit veya devlet tahvili gibi likit varlıklarla desteklenen bir ödeme aracı olan stabil kripto paranın aksine, tokenize mevduat ihraç eden bankaya karşı bir alacak hakkı olarak kalıyor ve mevcut banka düzenleme çerçevesinin içinde kalmaya devam ediyor. Araştırmacılara göre bu fark, tokenize mevduatın bankacılık sektörünü stabil kripto paradan farklı bir biçimde etkilemesine yol açabilir.
Meselenin özünde mevduatın ‘yapışkanlığı’ yatıyor. Bankalar, kısa vadeli mevduatlarla görece uzun vadeli kredi ve menkul kıymetleri fonluyor. Rapora göre geleneksel mevduatlar aslında bir günlük fon gibi hemen çekilmiyor, ortalamada bankanın bilançosunda çok daha uzun süre kalıyor. Bu özellik, bankaların vade dönüşümü işlevini ayakta tutan temel unsur.
Araştırmacılar, 15 Temmuz 2026 tarihli Federal Rezerv H.8 verileri ve kendi hesaplamalarına dayanarak ABD ticari bankalarının varlık tarafındaki durasyon riskini 10 yıllık tahvil eşdeğeri bazında yaklaşık 7 trilyon dolar olarak tahmin etti. Bunun yaklaşık yüzde 80’ini, yani 5,8 trilyon doları, mevduatların durasyon özelliklerinin desteklediği belirtildi.
Rapora göre mevduatların ağırlıklı ortalama kalan vadesi yüzde 10 kısalırsa, bankacılık sektörünün vade dönüşüm kapasitesi 10 yıllık tahvil eşdeğeri bazında yaklaşık 580 milyar dolar azalabilir. Mevduat faizlerinin piyasa faizlerine daha duyarlı hale gelmesi durumunda da benzer bir baskı ortaya çıkıyor. Mevduat faiz duyarlılığının yüzde 10 artması halinde bankaların durasyon riski üstlenme kapasitesinin yaklaşık 700 milyar dolar azalabileceği de hesaplamalar arasında yer aldı.
Tokenize mevduatın ödeme verimliliğini artırabileceği belirtiliyor. Ancak gerçek zamanlı transfer özelliği, mevduat sahiplerinin daha yüksek getiri sunan bankalara parasını çok daha hızlı taşımasına da imkân tanıyor. Araştırmacılara göre yapay zeka(AI) ajanları ile akıllı sözleşme işlevlerinin birleşmesi, mevduat sahibi hiçbir işlem yapmasa bile bu tür transferlerin otomatik hale gelmesine yol açabilir.
Likidite yönetimi yükü de büyüyebilir. Raporda, tokenize mevduatın kayda değer ölçekte benimsenmesinin hem mevduat bakiyelerindeki dalgalanmayı hem de olağan dönemlerdeki fon çıkışı belirsizliğini artırabileceği belirtildi. Bankaların beklenmedik çıkışlara karşı daha fazla yüksek likiditeli varlık bulundurması gerekebileceği, bu kapsamda rezervler ve devlet tahvilleri gibi hızla nakde çevrilebilen varlıklara öncelik verebilecekleri ifade edildi.
Kula şirketi kurucu ortağı Chris Turner(Chris Turner), Bitcoin.com News’e yaptığı açıklamada token transfer hızının, dayanak finansal alacağın hukuki olarak kesin şekilde ödendiği anlamına gelmediğini söyledi. Turner, tokenların blockchain ağında saniyeler içinde hareket edebildiğini ancak ödeme, mülkiyet ve hukuki alacak haklarının nihai olarak yerine getirilmesinin hâlâ bankalara, saklama kurumlarına, takas sistemlerine ve düzenleyici kayıt kurumlarına bağlı olduğunu vurguladı. Bu açıklama, token hızının ödeme hukuku bakımından yeterli güvence sağlamadığına işaret ediyor.
Yurt dışındaki anlık ödeme örnekleri de karşılaştırma noktası olarak öne çıkıyor. Brezilya’nın Pix sistemi, 2020’de devreye giren 7/24 çalışan gerçek zamanlı bankalar arası transfer altyapısı. Rapora göre 2026 birinci çeyrek itibarıyla Pix’in aktif kullanıcı sayısı yaklaşık 200 milyona, aylık işlem hacmi ise yaklaşık 650 milyar dolara ulaştı. 2025 tarihli bir araştırma, Pix kullanımı yoğun olan bankalarda likit varlıklara, özellikle devlet tahviline olan talebin arttığını, buna karşılık kredi aracılığının azaldığını ortaya koymuştu.
ABD’de tokenize mevduat henüz erken bir aşamada. Raporda, Uluslararası Ödemeler Bankası(BIS) ve Uluslararası Finans Enstitüsü(IIF) öncülüğündeki Project Agora örneği hatırlatılarak, tokenize edilmiş merkez bankası parası ile ticari banka mevduatlarını birleştiren ortak defter tartışmalarının da sürdüğü belirtildi. Wells Fargo(WFC)’nun bu sonbahardan itibaren kurumsal ve ticari müşteriler için tokenize mevduat ödemelerini kademeli olarak devreye alacağını duyurduğu plan gibi örnekler, bankacılık sektöründeki denemelerin sürdüğünü gösteriyor.
Yorum 0