ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi Eylül 2026’da 54 baz puan yükselirken yarı iletken ETF’si yaklaşık yüzde 9,4 arttı. Uzun vadeli faizler ve teknoloji hisseleri birlikte yükselse de bu hareket, piyasanın neyi fiyatladığını tek başına ortaya koymuyor.
ABD Hazine Bakanlığının günlük verilerine göre 10 yıllık tahvil faizi ağustos sonundaki yüzde 4,75’ten eylül sonunda yüzde 5,29’a çıktı. FRED’in enflasyona endeksli tahvil verilerinde aynı dönemde 10 yıllık reel faiz yüzde 2,44’ten yüzde 2,93’e yükselerek 49 baz puan arttı. Başabaş enflasyon oranı ise yüzde 2,31’den yüzde 2,36’ya çıkarak 5 baz puan yükseldi.
Faiz artışının büyük bölümü reel faizlerdeki değişimle birlikte görüldü. Ancak başabaş enflasyon oranı, piyasanın enflasyon beklentilerinin yanı sıra enflasyon riskini ve likidite koşullarını da yansıtabilir. Bu nedenle yalnızca oranındaki artışa bakarak yatırımcıların enflasyon beklentilerini belirlemek zor.
Uzun vadeli faizler hem gelecekteki kısa vadeli faiz beklentilerini hem de uzun vadeli tahvil tutmak için talep edilen vade primini içeriyor. New York Federal Rezerv Bankası, ACM modeliyle vadeye göre vade primlerini tahmin ediyor. Reel faiz ile vade primini birbirinden bağımsız nedenlermiş gibi toplayarak faiz artışını açıklamak da güç.
Hisse piyasasında da getiriler arasında belirgin fark vardı. QuantStreet Capital’ın kurucusu Harry Mamaysky, 6 Ekim’de yayımladığı yatırım mektubunda yarı iletken ETF’si SMH’nin eylülde yaklaşık yüzde 9,4 yükseldiğini, S&P 500 eşit ağırlıklı endeksi SPW’nin ise yaklaşık yüzde 4,8 düştüğünü hesapladı. Bunlar mektupta yer alan rakamlar; endeks ve ETF’nin hesaplama ölçütleriyle dönemini eşitleyen bağımsız bir yeniden hesaplama doğrulanmadı.
Mamaysky, yapay zekâ veri merkezleri ve işlem altyapısına yapılan yatırımlar arttıkça çip, sunucu ve ağ ekipmanı tedarikçilerinin gelir fırsatını ilk yakalayanlar olabileceğini değerlendirdi. Bununla birlikte, bu ekipmanları kullanan şirketlerin maliyetlerini aşan verimlilik artışı ve kâr elde edip etmediğinin ayrıca kanıtlanması gerektiğini belirtti. Yarı iletken şirketlerinin sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının ekonomik getirisinin şirketlerin geneline yayıldığını göstermeye yetmiyor.
Faiz artışının nedenlerine ilişkin farklı açıklamalar bulunuyor. Janus Henderson, eylül ayı piyasa değerlendirmesinde yüksek enerji fiyatlarını, büyüyen bütçe açığını, yapay zekâ kaynaklı borçlanmayı ve beklenenden güçlü ekonomik verileri birlikte sıraladı. ABD Merkez Bankasının eylül toplantı tutanaklarında da bazı katılımcılar, güçlü ekonomik verileri, yapay zekâ bağlantılı borçlanmayı ve jeopolitik etkenleri uzun vadeli faizlerdeki yükselişin nedenleri arasında saydı.
7 Ekim’de yayımlanan bir piyasa analizine göre S&P 500 rekor seviyelere yakın seyrederken endeks bileşenlerinin yaklaşık yüzde 25’i 50 günlük hareketli ortalamasının üzerindeydi. Bu oran, endeksin yükselişinin piyasanın geneline yayılmamış olabileceğine işaret ediyor.
Eylül ayındaki faiz artışı ve teknoloji hisselerindeki yükseliş verilerle doğrulanıyor. Ancak bunlar, faiz artışının nedenini veya yapay zekâ yatırımlarının başarıyla geri kazanıldığını kanıtlamıyor.
Yorum 0