Bitcoin(BTC) madenciliğinin iklim değişikliğine yol açan başlıca faktörlerden biri olduğu yönündeki görüşler son günlerde tekrar gündeme gelirken, birçok uzman bu fikre itiraz ediyor. Özellikle ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) alanında çalışan araştırmacılar, Bitcoin madenciliğine dair yaygın eleştirilerin bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu yeni verilerle ortaya koyuyor.
Öne çıkan uzmanlardan biri olan ESG analisti Daniel Batten, Bitcoin madenciliğinin enerji israfı olduğu yönündeki iddiaların ‘bilimsel dayanaklardan yoksun’ olduğunu vurguladı. Çeşitli akademik çalışmalar ve Cambridge Üniversitesi’nin verilerine atıfta bulunan Batten, sistemin enerji ve kaynak kullanımının ‘işlem başına’ değil, genel ağ güvenliği ve madencilik zorluğuna göre belirlendiğini belirtti. Yani daha fazla işlem gerçekleşmesi, madencilikte doğrudan daha fazla enerji, su ya da donanım kullanımı anlamına gelmiyor.
Batten, 2018’de Alex de Vries tarafından yazılan ancak daha sonra çürütülmüş bir makalenin hâlâ yanlış bir referans olarak sıkça kullanıldığını ve bu durumun kamuoyunda fazlasıyla yanlış algı oluşturduğunu ifade etti.
Elektronik atıklar ve elektrik şebekelerinde istikrarsızlığa yol açtığı yönündeki eleştirilerin de abartıldığını savunan Batten, 2025 yılına ait Cambridge Üniversitesi verilerine göre madencilikten kaynaklı e-atık miktarının önceki tahminlerden yüzde 1.200 daha az olduğunu kaydetti. Bunun yanı sıra, Bitcoin madenciliğinin ‘esnek yük yapısı’ sayesinde yalnızca ihtiyaç anında çalışabildiğini ve bu özelliğin özellikle yenilenebilir enerji kullanımının yüksek olduğu bölgelerde enerji şebekesini dengelemeye yardımcı olduğunu belirtti.
Bu konuda yalnızca uzman görüşleri değil, gerçek dünya uygulamaları da söz sahibi: Batten, Duke Üniversitesi ve diğer kurumlardan gelen araştırmaların Bitcoin’in enerji şebekelerine olan katkısını doğruladığını belirtti. Örnek olarak, Teksas eyaletinde elektrik şebekesini işleten ERCOT’un 2022 yılında yaşanan aşırı sıcaklar sırasında Bitcoin madencilerinin neredeyse her gün şebeke stabilizasyonuna katkı sağladığını raporladığına dikkat çekti. Buna karşın madenciliğin şebekede soruna yol açtığı yalnızca tek ve önemsiz bir olay tespit edilmiş.
Elektrik faturaları üzerindeki etkiler de benzer şekilde çürütülüyor. Batten, 2021 ile 2024 yılları arasında ABD genelinde ve Teksas özelinde elde edilen fiyat verilerini analiz ettiğini ve Bitcoin madenciliğinin yoğun olduğu bölgelerde anormal fiyat artışı yaşanmadığını açıkladı. Aksine, madencilik sayesinde fazla üretilen yenilenebilir enerji değerlendirilebilmekte ve bu durum genel elektrik sistemine ekonomik fayda sağlayarak elektrik faturalarının artmasını önleyebiliyor. Norveç ve Kenya gibi ülkelerde madencilik faaliyetlerinin elektrik fiyatlarını düşürdüğü örnekler de bulunuyor.
Batten’a göre kamuoyunun enerji kullanımına bakış açısını yeniden değerlendirmesi gerekiyor. Bitcoin'in enerji tüketimi sık sık ülke enerji tüketimi ile kıyaslanarak eleştiriliyor. Ancak Batten, asıl odaklanılması gerekenin ne kadar enerji kullanıldığı değil, bu enerjinin nasıl üretildiği ve yönetildiği olduğuna dikkat çekiyor. Tamamen elektrik temelli çalışan Bitcoin madenciliği; bir yandan sera gazı olan metan gazının salımını azaltmaya yardımcı olurken, diğer yandan da küresel ölçekte sürdürülebilir enerji kullanım oranını artırıyor.
Son verilere göre Bitcoin madenciliği genel itibarıyla yüzde 50’nin üzerinde ‘sürdürülebilir enerji’ kullanımıyla gerçekleştiriliyor. Batten, bu sürecin doğrudan karbon salımına yol açan fosil yakıt kaynaklı olmadığına ve toplam sera gazı emisyonunun yılda yaklaşık 39,8 milyon ton CO2 eşdeğeri seviyesinde olduğuna dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, Bitcoin madenciliğine dair ‘enerji israfı’ ya da ‘çevresel tehdit’ gibi yargılar, geçmiş dönemden kalma veriler ve yanlış çıkarımlar üzerine kurulu. Ancak giderek artan sayıda veri ve çalışma, madenciliğin aslında enerji sistemlerine esneklik ve yenilenebilir kaynak kullanımında destek sağladığını ortaya koyuyor. Bu nedenle uzmanlar, Bitcoin madenciliğine daha bütüncül ve dengeli bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini savunuyor.
Yorum 0