AI ajanlarının teknolojik ilerlemesi, elektronik ticaret sektöründe büyük bir etki yaratıyor ve bu durum gelecekte yasal düzenlemelerde değişiklik ihtiyacını gündeme getiriyor. 24’ünde TokenPost tarafından yayımlanan *Web 3.0 Endüstrisi Aktivasyon Politikası Araştırması*na göre, AI ajanları yalnızca otomasyon değil, kendi kararlarına göre hizmet sunabilen, gelişmiş yapay zeka teknolojilerine dayanan *dijital varlıklar* olarak tanımlanıyor.
Bu çalışmaya Kore Mühendislik Üniversitesi’nden Profesör Lee Young-Gon da katıldı. Rapora göre AI ajanları; alışveriş önerileri, müşteri destek hizmetleri, varlık yönetimi ve dolandırıcılık tespiti gibi işlevlerde aktif rol oynuyor. Ayrıca Ethereum(ETH) gibi akıllı sözleşme destekli platformlarla entegre çalışmaları durumunda, merkeziyetsiz ticaretin otomatikleştirilmesini mümkün kılabiliyorlar. AI ajanlarının sahip olduğu NFT bilgilerini analiz ederek kullanıcıya özel ürün önerilerinde bulunması ya da talep ve piyasa akışına göre anlık fiyat güncellemesi yapılabilmesi gibi *dinamik fiyatlandırma* yetenekleri, kullanıcı deneyiminde devrimsel bir değişim potansiyeline işaret ediyor.
Araştırma, AI ajanları ile Web3 ekosistemi arasındaki olası sinerjilere de odaklanıyor. Yapay zeka, on-chain verileri analiz ederek olağandışı işlemleri anında tespit edip engelleyebiliyor. Ayrıca kullanıcı tarafından sağlanan verilerden yeni AI modelleri geliştirilip bu modellerin tekrar satılabileceği *döngüsel veri ekonomisi*nin zemini oluşuyor. Bu yapı, metaverse ve çok kanallı dijital deneyimler gibi alanlara da genişletilebilir bir potansiyele sahip.
Ancak teknolojinin tamamen devreye girmesi için hukuk altyapısının da hazır olması gerekiyor. Şu an için AI ajanlarının hukuki kişiliği yok, bu da sorumluluk alanlarının muğlak kalmasına yol açıyor. Ayrıca sistem hataları nedeniyle oluşabilecek güven kaybı veya piyasa manipülasyonu gibi *toplumsal riskler* mevcut. Teknik tarafta ise prompt injection saldırıları, blockchainler arası uyumsuzluklar ve veri kalitesi düşüşü gibi problemler öne çıkıyor. Araştırmada, cüzdan sahibinin sorumluluk noktasında açıkça tanımlanması ve DID (merkeziyetsiz kimlik) temelli yetki devrinin mevzuatla güvence altına alınması öneriliyor.
Ek olarak, AI destekli finansal faaliyetlerin güvenliği için akıllı sözleşmelere yönelik güvenlik denetimlerinin zorunlu hale getirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bununla birlikte, *devre kesici* ya da *zarar limiti* gibi yerleşik güvenlik mekanizmaları uygulanmalı. Yüksek tutarlı işlemlerde insan onayı zorunlu hale getirilmesi ve ISO 42001 gibi uluslararası AI yönetim standartlarının benimsenmesi de önerilen önlemler arasında yer alıyor.
Etik ve güven inşası açısından da çeşitli düzenlemelerin yapılması gerektiği belirtiliyor. AI ajanı ile etkileşim halinde olunduğu açıkça belirtilmeli, kullanılan verilerin kaynağına yönelik *provenans (köken)* takibi zorunlu kılınmalı ve mahremiyeti korurken şeffaflığı sağlayacak *sıfır bilgi ispatı (zkp)* gibi teknoloji çözümleri kullanılmalı.
Son olarak raporda; akıllı sözleşmelerin hukuki geçerliliğinin kabulü, elektronik ticaret yasalarıyla entegrasyon ve DID temelli ödeme altyapılarının tanınması gibi düzenleyici çerçevelerin oluşturulması çağrısı yapıldı. Ayrıca Mali Hizmetler Komisyonu ve Kişisel Verileri Koruma Komisyonu gibi ilgili kurumların koordineli çalışarak “AI + Web3 Entegre Yönergeleri” oluşturmaları ve sürekli gözetim sistemleri kurmaları gerektiği vurgulandı.
AI ajanları, artık yalnızca teorik bir kavram değil; Web3 tarafından şekillenen yeni nesil dijital ekonomide *elektronik ticaretin temel motoru* konumuna yükseliyor. Bu hızlı evrimi karşılayabilecek yasal ve teknolojik altyapının bir an önce tesis edilmesi gerektiği yönündeki mesaj, bu araştırma aracılığıyla bir kez daha dikkatle ortaya konmuş oldu.
Yorum 0