Bitcoin(BTC) madenciliğine yönelik insan merakı sınır tanımıyor. Karmaşık matematiksel bulmacaları çözmeye dayanan bu ‘iş ispatı (PoW)’ sistemi, genelde yüksek güçlü donanımlar gerektirse de bazı sıra dışı geliştiriciler oyun konsollarından eski elektronik eşyalara, hatta *beyin dalgalarına* kadar çeşitli yöntemlerle bu sınırları zorlamaya devam ediyor. Kulağa imkânsız gibi gelse de, temel birkaç donanım ve yaratıcı bir zihinle yapılan *denemeler*, zaman zaman oldukça etkileyici sonuçlar yaratıyor.
Oyun dünyasının önemli temsilcisi PlayStation, sıradışı madencilik senaryolarında defalarca başrolde yer aldı. 2021’de Ukrayna’da yetkililer yaklaşık 5000 adet kripto madencilik ekipmanına el koydu. Bunların 3800 adedi PlayStation 4 konsoluydu ve her biri *yasa dışı şekilde aylık yaklaşık 260 bin dolarlık elektrik* tüketimi için kullanılmıştı. 2024’te ise bilgisayar üreticisi Asrock, Sony PlayStation 5’in işlemcisini küçültülmüş şekilde kullanan AMD BC-250 tabanlı bir madenci donanımı piyasaya sundu. Yaklaşık 610MH/s hash gücüne sahip bu cihaz, *Ethereum(ETH)* madenciliği için tasarlanmıştı ve 15 bin dolarlık fiyat etiketiyle dikkat çekmişti. Birçok YouTuber da bu çipi kullanarak kripto para madenciliği üzerine içerikler hazırladı.
İnternet bağlantılı cihazların yaratıcı kullanımı da gündeme gelmeye devam etti. 2017’de IBM’in güvenlik araştırma ekibi, *Mirai adlı botnet’in bir türevini* keşfetti. Bu kötü amaçlı yazılım, Linux tabanlı ‘BusyBox’ sistemlerini kullanarak Bitcoin madenciliği yapacak şekilde modifiye edilmişti. Kamera ve diğer nesnelerin interneti (IoT) cihazlarına yayılan bu yazılım, fabrika ayarlı şifreleri kullanan sistemlerde büyük bir güvenlik açığına neden olmuştu. Tekil cihazların madencilik gücü oldukça düşük olsa da, binlerce cihazın bir araya gelerek bir tür *madencilik havuzu* oluşturması ciddi bir potansiyel içeriyordu. O dönem *Bitcoin* fiyatlarının 1300 dolar civarında olduğu düşünülürse, bu tarz deneylerin ekonomik motivasyonu olduğu da söylenebilir.
Bazı deneyciler ise tamamen teknik merakı öne çıkardı. YouTuber Stacksmashing, *1989’da piyasaya sürülen Nintendo Game Boy* ile Bitcoin madenciliği üzerine bir çalışma yaptı. Cihazı Raspberry Pi’ye bağlayarak kendi yazılımını kullanan geliştirici, saniyede sadece 0.8 hash’lik bir performans elde etti. Bu oran günümüzde kullanılan ASIC cihazlardan *yaklaşık 125 trilyon kat daha yavaştı* ama "yorum: gerçek bir yaratıcılık örneği" olarak yorumlandı. Bu bile yeterince sıra dışı değilse, *Ay’a gitmek için kullanılan bilgisayarlar* bir sonraki adım oldu. Ken Shirriff, 1960’larda geliştirilen ‘Apollo Guidance Computer(AGC)’ ile Bitcoin madenciliği denemesi yaptığında saniyede yalnızca 0.1 hash gücüne ulaşabildi. Bir teoriye göre, bu hızda bir blok kazmak *evrenin yaşının milyon katı* kadar sürebilirdi.
Deneylerin en uç örneklerinden biri, SHA-256 algoritmasının *kağıt ve kalem ile* hesaplandığı çalışmaydı. Yeniden Ken Shirriff tarafından gerçekleştirilen bu deneyde, bir hash işlemi için elle yaklaşık 17 dakika harcandı. Tamamlanmış bir blok için gereken süre ise *yaklaşık 1.5 gün* olarak ölçüldü. Bu tempoda madencilik yapmak neredeyse kıyamet sonrası hayatta kalma stratejisinin bir parçası gibi görünse de, tüm elektrikli sistemlerin çalışamaz hale geldiği bir dünyada bile Bitcoin üretmek mümkün olabilir.
En dikkat çekici fikirlerden biri ise 2019’da *Microsoft(MSFT)* tarafından ortaya atıldı. Şirket, insanın beyin dalgaları, göz hareketleri ve nabız gibi verilerle kripto para üretimini gerçekleştiren bir sistemin patentini aldı. Resmi adıyla ‘Beden Aktivitesi Verisiyle Kripto Para Üretim Sistemi’, kullanıcıdan gelen bu sinyalleri PoW mekanizmasının yerine kullanmayı öngörüyordu. Bu teknolojinin bazı mucitleri, AI tabanlı ölmüş birey chatbot’u gibi başka absürt projelerin de parçası oldukları için, bu sistem zamanla "gerçek hayatın Black Mirror senaryosu" olarak anıldı. Neyse ki, patent 2021 yılında resmen iptal edildi.
Tüm bu deneyler belki büyük kazançlar getirmedi ama *blokzincir* dünyasının temel ilkeleri olan *açıklık, erişilebilirlik ve yenilik* gibi kavramları ön plana çıkardı. Bitcoin gibi karmaşık sistemlerin, yeterli bilgiyle günlük cihazlar hatta insan vücudu aracılığıyla kullanılabileceğini gösterdi. Kimi zaman işe yaramaz gibi gözüken projeler, teknolojik ilerlemenin sembolü haline geliyor. Bu sıra dışı madencilik denemeleri, bizlere blokzincirin özünü tekrar hatırlatma görevini başarıyla üstleniyor.
Yorum 0