Meta çatısı altındaki mesajlaşma uygulaması WhatsApp, Rusya hükümetinin ülkede uygulamaya yönelik geniş çaplı erişim engelini açıkça eleştirerek, bunun Rus yapımı bir mesajlaşma servisine geçişi zorlamak için fiili bir ‘zorunlu yönlendirme’ olduğunu savundu. Rusya’nın son yıllarda iletişim ve mesajlaşma altyapısı üzerindeki kontrolü artırmasıyla birlikte, küresel ‘büyük teknoloji’ servisleri ile devlet merkezli sansür mekanizmaları arasındaki gerilim yeniden görünür hale geliyor.
WhatsApp, 12’sinde (yerel saatle) sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “1 ‘yüz’ milyonun üzerinde kullanıcıyı ‘özel’ ve ‘güvenli’ iletişim imkânından koparmaya yönelik bu girişim, açık bir ‘geri adım’ niteliğinde ve sonunda Rusya halkının güvenliğini daha da ‘kırılgan’ hale getirmekten başka işe yaramayacak” ifadelerini kullandı. Şirket, “kullanıcıların bağlı kalmasını sağlamak için yapılabilecek her şeyi sürdürme” mesajı da verdi. Rusya, yıllardır Batılı büyük teknoloji platformlarını ‘güvenlik tehdidi’ olarak nitelendiriyor olsa da, WhatsApp’ın devletin hamlelerini bu kadar doğrudan ve kamuoyu önünde eleştirmesi ‘olağan dışı’ bir çıkış olarak değerlendiriliyor.
Rusya merkezli bilişim haber sitesi Gazeta.ru’ya göre, Rus tarafı kısa süre önce WhatsApp’a ait alan adlarının tamamını ‘engelleme’ yönünde teknik bir adım attı. Sitenin aktardığına göre “normal yollarla erişim fiilen imkânsız hale gelirken, VPN ya da farklı ‘dolaylı erişim’ araçları olmadan WhatsApp kullanmak artık mümkün değil.” Bu tablo, ülke genelini kapsayan bir ‘bloklama’ sürecinin ‘fiilen devrede’ olduğu anlamına geliyor.
Konu hakkında Rusya devlet haber ajansı TASS’a konuşan Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, WhatsApp’ın yeniden açılabilmesi için “bu hizmetin Rusya yasalarına tam uyum göstermesi ve müzakere niyetini net biçimde ortaya koyması gerektiğini” söyledi. Bu açıklama, ‘veri’lerin ülke içinde tutulması, emniyet ve istihbarat birimlerine gerekli görüldüğünde ‘bilgi sağlanması’ gibi Rusya’nın uzun süredir dile getirdiği ‘hukuk uygulama iş birliği’ taleplerinin karşılanmasının, erişim yasağının kaldırılması için temel şart olarak öne sürüldüğünü gösteriyor.
Rusya, 2024’ten itibaren WhatsApp ve Telegram üzerindeki baskıyı ‘kademeli’ şekilde artırmış durumda. Yetkililer, iki uygulamanın Rus kullanıcı verilerini yerel sunucularda saklamadığını, ayrıca güvenlik ve soruşturma birimleriyle iş birliği konusunda ‘yetersiz’ kaldığını ileri sürerek, dönem dönem sesli arama gibi bazı işlevleri sınırlandırmaya veya teknik müdahalelerde bulunmaya çalıştı. 2026 Ocak’ında ise Devlet Duması üyesi Andrey Svintsov, “ülkenin telekom düzenleyicisinin 2026 sonuna kadar WhatsApp’ı tamamen bloke edecek adımları hayata geçireceğini” söyleyerek, ‘tam kapsamlı yasak’ için tarih vermişti.
Moskova yönetiminin asıl hedefinin, kullanıcıları devlet destekli yerli mesajlaşma platformu Max’e yönlendirmek olduğu yorumları öne çıkıyor. Rus teknoloji şirketi VK tarafından geliştirilen Max, 2025 Mart’ında resmen kullanıma açılan, mesajlaşma ve sosyal ağ işlevlerini bir araya getiren ‘yerli’ bir platform olarak konumlanıyor. ‘Yabancı’ kökenli WhatsApp ve Telegram gibi uygulamaların yerini alması beklenen bu servis, hükümet tarafından ‘ulusal stratejik altyapı’ niteliğinde görülüyor. Nitekim 1 Eylül’den itibaren Rusya’da satılan tüm akıllı telefonlara Max’in ‘ön yüklü’ olarak kurulmasının zorunlu hale getirilmesi, yönetimin bu alandaki kararlılığını gösteren kritik bir adım oldu.
Veri analiz şirketi Backlinko’nun verilerine göre, Rusya ‘WhatsApp’ kullanımında dünya çapında dördüncü sırada yer alıyor; ülkedeki aylık ‘aktif’ kullanıcı sayısı yaklaşık 72 milyon. Bu büyüklük, Meta açısından tek bir ülke ölçeğinde ‘stratejik pazar’ anlamına geliyor. Dolayısıyla erişim engelinin sürmesi, yalnızca WhatsApp’ı değil, WhatsApp ile entegre çalışan diğer Meta hizmetlerinin de ülkedeki ‘ekosistemi’ açısından ciddi bir ‘daralma’ yaratabilir.
Uzmanlar, WhatsApp’ın bu kez ‘aleni’ ve sert sayılabilecek çıkışının, sadece yurt dışındaki faaliyetlerin kısıtlanması meselesiyle sınırlı olmadığını, ‘mahremiyet odaklı’ küresel mesajlaşma modeli ile ‘gözetim ve sansüre uyumlu’ ulusal iletişim altyapıları arasındaki ‘çarpışmayı’ sembolik biçimde yansıttığını vurguluyor. Rusya’nın talep ettiği şey, verilerin ülkede tutulması ile sınırlı değil; gerektiğinde güvenlik kurumlarının mesaj ve arama kayıtlarına erişebilmesine olanak veren bir teknik çerçeve. Buna karşılık WhatsApp, uçtan uca şifreleme (end-to-end encryption) ilkesini temel ‘değer önerisi’ olarak sunuyor ve ‘hiçbir hükümetin’ kullanıcı mesaj içeriklerini okuyamayacağını, hatta kendilerinin bile bu verilere ulaşamayacağını ‘rekabet avantajı’ olarak öne çıkarıyor.
Rusya’daki iletişim ve mesajlaşma kısıtlamaları, küresel ölçekte yalnız bir örnek değil. Son birkaç yılda çatışmaların, seçim gerilimlerinin veya kitlesel protestoların arttığı bölgelerde internet ve mesajlaşma servislerine yönelik ‘geçici’ ama sık tekrarlanan ‘kapatma’ ya da ‘yavaşlatma’ uygulamaları adeta ‘standart prosedür’ haline geldi. Afrika ve Asya’nın bazı ülkelerinde merkezi sunuculara dayanan platformlara yönelik güvensizlik ve sansür kaygısı büyüdükçe, ‘merkezsiz’ çalışan mesajlaşma araçları ve blokzincir tabanlı iletişim servislerinin ‘benimsenme’ hızında da dikkat çekici bir artış görülüyor.
2025 Aralık’ında Uganda’da muhalefet lideri Bobi Wine, hükümetin seçim öncesi iletişim altyapısını kısıtlama hazırlığında olduğunu öne sürerek, Jack Dorsey’nin de katıldığı ‘merkezsiz’ P2P mesajlaşma platformu Bitchat(Bitchat) uygulamasının indirilmesi çağrısında bulundu. Aynı yıl eylül ayında Madagaskar’da protestolarla eş zamanlı yaşanan bağlantı sorunları sırasında Bitchat indirme sayıları ‘sıçrama’ gösterdi. Kısa süre önce Nepal ve Endonezya’da da benzer bir ‘desen’ gözlemlendi. Ortak nokta, merkezi sunuculara yaslanmayan P2P ve blokzincir temelli mesajlaşmanın, ‘sansürü aşmak’ için giderek cazip bir seçenek haline gelmesi.
Bu eğilim, kripto para ve blokzincir ekosisteminin uzun süredir savunduğu ‘merkezsiz altyapı’ söylemini yeniden ‘öne çıkaran’ bir arka plan oluşturuyor. İnternet kesintileri, belirli uygulamalara erişimin yasaklanması gibi ‘geleneksel’ sansür araçları sıklaşırken, yalnızca finansal işlemlerin değil, ‘iletişim’ ve ‘içerik’ katmanlarının da dağıtık ağlar üzerine inşa edilmesi gerektiği yönündeki görüşler daha fazla destek buluyor. ‘Yorum: Bu çerçevede, kripto ekosistemi için mesajlaşma ve içerik paylaşımının da zincir üstü veya en azından zincirle entegre çözümlerle yeniden tasarlanması gerektiği savunuluyor.’
Öte yandan merkezsiz mesajlaşma ve zincir üstü iletişim araçlarının yaygınlaşması, devletlerin ‘yeni’ bir düzenleyici yaklaşım peşine düşmesine de zemin hazırlayabilir. Farklı ülkeler, kara para aklama ile mücadele(AML), terör finansmanını izleme ve yanlış bilgi yayılımını sınırlama gibi gerekçelerle, bu alana özgü ‘özel’ kurallar geliştirmeye yönelebilir. 2025 sonrası dönemde sabit coin’ler ve zincir üstü veri analitiği etrafında yaşanan yoğun regülasyon tartışmaları, ‘mesajlaşma ve iletişim’ alanının da kripto para düzenlemeleriyle iç içe geçecek yeni bir tartışma ve ‘kurumsallaşma’ sürecine girebileceğinin işareti olarak görülüyor.
Sonuçta Rusya’nın WhatsApp’a yönelik engelleme hamlesi, belirli bir uygulamanın piyasadan ‘tasfiyesi’ tartışmasının ötesinde, ‘devlet kontrolü’ ile ‘mahremiyet’, ‘merkezi’ platformlarla ‘merkezsiz’ ağlar arasındaki güç mücadelesini yansıtan bir ‘ayna’ halini almış durumda. Eğer Rusya kaynaklı mesajlaşma kısıtlamaları ‘kalıcı’ bir niteliğe bürünürse, büyük teknoloji şirketleri ile hükümetler arasındaki gerilim daha fazla ‘siyasi’ ve ‘jeopolitik’ bir renk kazanacak. Aynı zamanda blokzincir sektörü de, ‘sansüre dayanıklılık’ ile ‘düzenlemelere uyum’ arasında yeni bir denge kurmak zorunda kalacak; bu da hem teknik mimari hem de iş modeli düzeyinde ‘yeniden konumlanma’ baskısını artıracak.
Yorum 0