Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Monad mainnet’te: Coinbase’in ilk token satışı 85 bin katılımcıyla yeni layer1’e rekor ilgi getirdi

Monad mainnet’te: Coinbase’in ilk token satışı 85 bin katılımcıyla yeni layer1’e rekor ilgi getirdi / Tokenpost

Monad Labs’in geliştirdiği yeni ‘Monad’ layer1 blokzinciri, ilk mainnet açılışıyla birlikte Coinbase’in yeni token satış platformundaki ilk proje olma unvanını aldı. Yüksek performans ve ‘pürüzsüz kullanıcı deneyimi’ iddiasıyla çıkan Monad, piyasada yaygınlaşan ‘ekosistem genelinde önceden para yatırma kampanyası’nı bilinçli şekilde pas geçerek, süreci ‘tamamen piyasaya ve *taldeğişmezlik*’ odaklı bırakmasıyla ayrışıyor.

Monad’ın kurucu ortağı ve CEO’su Keone Hon(Keone Hon), Coinbase üzerindeki token satışına 85.000’den fazla kişinin katıldığını açıkladı. Satış tutarı ya da toplanan fon miktarı açıklanmasa da, sadece katılımcı sayısına bakıldığında bile yeni bir layer1 için *olağanüstü ilgi* oluştuğu yorumları yapılıyor. Hon, daha önce yüksek frekanslı alım-satım şirketi Jump Trading’de 8 yıl boyunca ekip yönettikten sonra Jump Crypto’ya geçmiş, burada DeFi altyapısı üzerine çalışmış ve 2022’de paralel yürütme ve yüksek performanslı EVM’i hedefleyen Monad’ı ortak kurmuştu.

Mainnet açılış gününde öne çıkan başlık, *işlem performansı* ve *kullanım deneyimi* oldu. Hon, yaptığı açıklamada “Blokzincir gerçekten çok akıcı çalıştı, pek çok kullanıcı işlem hızına ve genel UX’e heyecanlandı” ifadelerini kullandı. Ciddi bir kesinti yaşanmadan farklı cüzdanlarla uyumluluk sağlandığı, ağ performansının da beklentileri karşıladığı belirtiliyor.

Monad, Ethereum(ETH) uyumlu bir ortamda paralel işlem altyapısıyla yüksek TPS (saniye başına işlem sayısı) hedefliyor. Kullanıcıların alışık oldukları cüzdanları kullanmaya devam ederken, *hızlı kesinleşme süreleri* ve *düşük gecikme* yaşaması için tasarlandı. Hon, “Zincir çok hızlı ve yüksek performans gösterdi” diyerek, ilk kullanıcı geri bildirimlerinin de zincirin hızı ve ‘pürüzsüz çalışması’ etrafında toplandığını anlattı. Ağ istikrarı açısından da, yoğun trafik altında ağ kesintisi veya cüzdan bağlantılarında toplu sorun yaşanmadığı vurgulanıyor.

Öte yandan lansman tamamen sorunsuz değildi. Hon, “Birçok ekip ‘day one’a yetişmek için aynı anda hazırlanırken herkesin tam senkron olması kolay olmadı” diyerek, açılışla eşzamanlı çalışan dapp, altyapı ve bridge ortaklarında takvim ve özellik uyumunun yer yer zorlayıcı olduğunu aktardı.

Monad’ı son dönemdeki diğer layer1 ve layer2’lerden net biçimde ayıran karar, ekosistem geneli *ön mevduat (predeposit)* kampanyasını *bilinçli olarak yapmaması*. Hon, “Bugün birçok yeni blokzincir ekosistem çapında ön mevduat kampanyası yürütüyor ama biz bunu yapmama yönünde stratejik bir karar aldık” dedi. Söz konusu kampanyalar, genellikle airdrop beklentisi üzerinden kısa sürede yüksek TVL (kilitli toplam değer) çekip, sanki ekosistem çoktan olgunlaşmış gibi görünmesini sağlıyor. Monad ise bu yöntemin ‘gösteriş amaçlı likidite’ yaratma riskini yüksek görerek, en baştan *gerçek talep ve kullanım* temelli organik büyümeyi tercih etti. Bu tercih, ‘kısa vadeli şişkin sayı’ yerine ‘orta-uzun vadeli güven’ inşa etmeye dönük bir mesaj olarak okunuyor.

Monad’ın token satışı, Coinbase’in yeni token satış platformundaki *ilk proje* olması nedeniyle de dikkat çekti. Hon, “Monad, Coinbase’in yeni platformunda ilk token satışını yapan projeydi” sözleriyle bu noktayı öne çıkardı. ABD’nin en büyük regüle ve listeli borsası olan Coinbase’in yeni token satışlarında, düzenleyici risk ve yatırımcı koruma çıtasının yüksek olduğu biliniyor. Bu tür bir platformda ilk örnek olmak, Monad için hem sembolik önem taşıyor hem de ileride diğer borsalar ve kurumsal aktörlerle yapılacak iş birliklerinde güçlü bir referans anlamına geliyor.

Hon’un verdiği bilgilere göre Coinbase üzerindeki token satışı, bireysel yatırımcıların mainnet resmen açılmadan önce ‘MON’ token’a erişmesini sağladı. 85.000’i aşan katılımcı, Monad token’a yönelik piyasa ilgisini somut olarak ortaya koyuyor. Hon, “Coinbase token satışı, pek çok ‘normal kullanıcının’ public mainnet’ten önce MON’a erişmesini sağlayan bir yoldu” diyerek, yüksek katılımın proje bilinirliğini ve beklentiyi gösterdiğini vurguladı.

Hon, Coinbase gibi merkezi borsaların rolüne dair çizgiyi de net çekti. Ona göre “Herhangi bir borsa nihayetinde bir iş (business)”, yani mevduat alan, kendi iç defterine göre kullanıcı hesabına kredi yazan bir platform. Yani borsa, kripto parayı ‘yaratan’ değil, zaten var olan bir public blokzincir üzerinde yatırma-çekme ve alım-satım hizmeti sunan bir altyapı. Hon, “Borsa, ağın yalnızca bir katılımcısıdır” diyerek, token ihraç, yönetişim ve sansüre dayanıklılık gibi temel blokzincir fonksiyonlarının *zincir üzerinde* kalması gerektiği, borsaların ise bunun üzerinde likidite sağlayan bir kapı görevini gördüğü yönündeki ‘taldeğişmezlik’ odaklı bakış açısını öne çıkardı.

Röportaj boyunca en sık vurgulanan kelime ise ‘taldeğişmezlik’ oldu. Hon, “Taldeğişmezlik açısından bakıldığında, bu kriptonun büyümesi ve daha çok insanın blokzincir kullanması için gerçekten kritik” dedi. Ona göre taldeğişmezlik yalnızca teknik bir mimari değil, kullanıcı güveni ve katılımını getiren *yönetişim ve sahiplik* yapısı. Merkezi bir aktöre bağımlı olmayan sistemler, regülasyon ve sansür risklerine daha dayanıklı olurken, küresel kullanıcı tabanı oluşturmakta da daha avantajlı. Yeni uygulamalar ve sistemler ortaya çıktıkça, herkesin eşit şekilde erişebildiği ve doğrulayabildiği yapılar daha kritik hale geliyor.

Monad da yüksek performansla birlikte ‘taldeğişmezlik’i çekirdek değerlerinden biri olarak konumlandırıyor. Burada belirleyici unsurlardan biri, node işletme maliyeti ve donanım gereksinimlerinin nasıl tasarlandığı. Bu parametreler gerçek taldeğişmezlik seviyesini etkilediği için, performans ile dağıtıklık arasındaki dengenin nasıl kurulacağı önümüzdeki dönemde yakından izlenecek.

Coinbase token satışıyla görülen *yüksek ilgi*, mainnet aktivitesi beklentilerini de yukarı çekiyor. Hon, “Coinbase token satışı, çok sayıda ‘normal insanın’ mainnet’ten önce MON’a erişmesini sağlayan bir kanaldı, katılımcı sayısı 85.000’i geçti” diyerek, ilk dağıtımın oldukça geniş tabana yayıldığını ifade etti. Bu kadar geniş katılımcı tabanı, erken dönemde token dağılımının görece ‘yaygın’ olduğu anlamına geliyor. Sadece birkaç büyük yatırımcıya yoğunlaşmak yerine, çok sayıda bireyin belirli miktarlara sahip olması, hem yönetişim hem de zincir içi aktivite potansiyeli açısından olumlu yorumlanıyor.

Bununla birlikte, bu yüksek ilginin doğrudan *sürdürülebilir zincir kullanımına* dönüşüp dönüşmeyeceği belirsiz. Gerçek dapp kullanımı, zincir içi işlemler ve geliştirici ekosisteminin büyümesiyle desteklenmediği durumda, bu ilgi sadece kısa vadeli fiyat oynaklığına yol açabilecek bir dalga olarak kalabilir.

Hon, token’ların hareketini ve kullanımını yapay biçimde kısıtlama girişimlerini ise gerçekçi bulmuyor. “Gerçekte Monad Vakfı’nın insanların token’la ne yaptığına dair kontrolü yok. Benim bile yok” diyerek, bir kez basılıp cüzdanlara dağıtılan token’ın, taldeğişmez ortamda tamamen piyasa ve sahiplerinin inisiyatifine geçtiğini vurguluyor. Token’ı belirli bir zincirde tutmaya zorlama ya da bazı bridge’lerin kullanımını yasaklama gibi yöntemlerin, ne teknik olarak ne de topluluk nezdinde sürdürülebilir olmadığını savunuyor.

Hon, “Monad token alan herkes, bunu başka blokzincirlere bridge edebilir” diyerek, bunun public blokzincirlerin temel varsayımlarından biri olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre önemli olan token hareketini engellemek değil, farklı zincir ve protokoller arasında *rekabetçi likidite ve kullanım alanı* sunup, kullanıcıların tercihiyle Monad üzerinde kalmasını sağlamak. Yani *piyasa akışına direnmek* yerine, bu akış içinde avantajlı pozisyon almak.

Bu noktada Hon’un genel piyasa yaklaşımı da net: “Genellikle akışa karşı savaşmamak en iyisidir. Nehir tek yöne akıyorsa, bu gayet iyi, hatta çoğu zaman daha iyidir.” Buradaki benzetme, piyasanın istediği likidite yollarını suni engellerle bükmeye çalışmak yerine, o yolları anlayıp, uyumluluk ve entegrasyon üzerinden değer yaratmak gerektiği anlamına geliyor. Örneğin belirli bir bridge ya da DeFi protokolü likidite çekiyorsa, bunu engellemek yerine, onunla uyumu güçlendirmek ve bu akış üzerinde Monad zincirinin güçlü yanlarını öne çıkaran çözümler üretmek daha verimli.

Hızla değişen kripto piyasasında ‘uyum sağlama kapasitesi’nin hayati olduğunu vurgulayan Hon, fiyat, likidite, regülasyon ve kullanıcı tercihleri hızla değiştiği için, politika ve tokenomiklerin de sabit kalmak yerine bu değişime göre ayarlanabilir olması gerektiğini savunuyor.

Son bölümde Hon, layer1 ve layer2 projeleri arasında süren *TVL yarışı*na da eleştirel yaklaştı. Monad’ın çok yüksek performanslı bir blokzincir olduğunu, bu sayede emir defteri tabanlı borsalarda ‘adil değer’ çevresinde çok hassas fiyat teklifleri verilebildiğini ve bunun için de aslında çok yüksek miktarda sermaye gerekmeyebileceğini belirtti. Yani likidite verimliliği yüksek, hızlı bir zincirde, göreli olarak daha az sermayeyle bile piyasa yapıcılık ve fiyat keşfi sağlanabiliyor.

Hon, TVL’yi şişirmek için büyük çaplı teşvikler dağıtmak ya da uzun kilitlenme koşullarıyla geçici olarak yüksek görünen rakamlar yaratmanın *sürdürülebilir olmadığını* dile getirdi. “Monad’ın gerçeği, TVL büyümesinin ‘organik talep’ten gelmesi gerektiği” ifadesiyle, gerçek kullanıcı ve protokollerden kaynaklanan alım-satım, borç verme, türev ürün talebinin TVL’yi taşıması gerektiğini, aksi durumda ekosistemin uzun ömürlü olamayacağını savundu. Teşvikle şişirilen TVL’nin, ödüller azaldığında hızla çözülerek, zincir güvenini bile zedeleyebileceğine dikkat çekti.

Hon, performans açısından verimli blokzincirlerde aynı düzeyde piyasa faaliyeti için gereken sermaye miktarının azaldığını defalarca vurguladı. Bu da Monad’ın uzun vadede ‘toplam TVL büyüklüğü’nden çok, *likidite verimliliği* ve *gerçek kullanım miktarı* gibi metrikleri önceliklendireceği mesajı olarak görülüyor.

Genel olarak Monad’ın token satışı ve mainnet lansmanı; yüksek performans, taldeğişmezlik ve piyasa dostu duruşu öne çıkaran yeni bir layer1 deneyi olarak dikkat çekiyor. Ön mevduat kampanyalarını es geçmek, token hareketini sıkı şekilde kontrol etmemek ve yapay TVL yarışına girmemek gibi tercihlerin, gerçekten uzun vadeli güven ve ekosistem büyümesine dönüşüp dönüşmeyeceği önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak. Bununla birlikte Coinbase’in ilk token satış projesi olma unvanı ve 85.000’i aşan katılımcıyla gelen başlangıç talebi, Monad’ın şimdiden piyasada öne çıkan oyunculardan biri haline geldiğini gösteriyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1