Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Blokzincir için ‘SSL anı’: Kurumsal sermaye girişi için gizlilik katmanı ve seçici açıklık şart

Blokzincir için ‘SSL anı’: Kurumsal sermaye girişi için gizlilik katmanı ve seçici açıklık şart / Tokenpost

On-chain(온체인) finansmanın kitleselleşme eşiğinde sürekli çarptığı duvar, ‘aşırı kamusal’ bir yapıya sahip olması. Blokzincirin ‘açık defter’ niteliği sektör içinde şeffaflık ve güvenin simgesi olarak övülse de, gerçek hayattaki kullanıcılar ve şirketler aslında çok daha güçlü bir ‘gizlilik’ talep ediyor.

Kripto para ekosistemi içinde açık defter genellikle bir ‘avantaj’ olarak anlatılıyor. Ancak ortalama bir kullanıcı için “tüm işlemlerimin kalıcı bir kayıtla herkese açık olması” fikri kabul etmesi zor bir yapı. Bir benzetmeyle, kredi kartı kullandığınızda komşunuzun harcama geçmişinizi anlık olarak görebilmesi söz konusu olsaydı, o kartı kullanmak istemezdiniz. Benzer şekilde şirketler de, rakiplerinin tedarikçileri, birim fiyatları ve sipariş hacimlerini eksiksiz görebildiği bir ortamda işlerini sürdürmekte zorlanır.

Sorun temelde net: On-chain tarafı ‘fazla açık’, off-chain tarafı ise ‘fazla kapalı’. Düzenleyici uyum ve denetim(audit) için kamuya açık olması gereken veriler var, ama şirket faaliyetlerini mümkün kılan kritik bilgiler de mutlaka gizli kalmak zorunda. Dolayısıyla blokzincirin kurumsal sermayenin büyük ölçekli para akışını gerçekten taşıyabilmesi için ‘seçici açıklık’ ile ‘mahremiyet’ arasında dengeli bir model kurulması gerektiği yönündeki görüşler güçleniyor.

Kurumsal yatırımcıların blokzincir entegrasyonuna temkinli yaklaşmasının sebeplerinden biri de bu. Milyarlarca doları yöneten hedge fonlar, varlık yönetim şirketleri ve kurumsal mali birimler, tamamen açık bir defter üzerinde işlem yaptıkları anda, pozisyonları, emir akışları ve karşı taraf bilgileri tüm piyasaya saçılabilir. Bu da fiilen ‘alfa(ekstra getiri sağlayan stratejiler)’ bilgisini bedava yayımlamaya benziyor yorum

Şirketlerin durumu da farklı değil. Stablecoin tabanlı B2B ödemeler, hız ve verimlilik vaat ediyor. Düşük ücretler ve hızlı mutabakat ciddi bir avantaj, fakat bunun karşılığında gizliliğe veda etmek gerekiyorsa tablo değişiyor. Şeffaf defter yüzünden bir şirketin hangi tedarikçiyle çalıştığı, sipariş miktarı ve birim fiyatları dahil olmak üzere tüm ticari ilişkiler, ister dost ister rakip olsun herkes tarafından izlenebilir hale gelirse, neredeyse tüm tedarik zinciri ifşa olur.

Bu nedenle şirketler, düzenlemelere uyarken bile hassas bilgileri saklı tutmalarını sağlayacak çözümler talep ediyor. Yalnızca düzenleyici kurumlara veya denetçilere açılabilen ‘görüntüleme anahtarı(viewing key)’ benzeri mekanizmalar bunlardan biri. Burada amaç hukuktan kaçmak değil; rekabetin normal olduğu bir pazarda işleyebilmek için asgari koşulları sağlamak.

Bu noktada sık kullanılan bir benzetme var. İnternet de en başta e-ticarete uygun değildi. Şifreleme(SSL) katmanının standart hale gelmesiyle kart bilgileri gibi hassas veriler korunabilir oldu ve internet o zaman ‘kullanılabilir bir web’ seviyesine çıktı. Blokzincir dünyasının da benzer bir ‘SSL anına’ ihtiyacı olduğu savunuluyor.

Son dönemde bu altyapının yalnızca teknik makalelerden çıkıp fiili uygulama aşamasına yaklaştığı yorumları artıyor. Örneğin kurumsal finans alanında gizlilik sunmayı amaçlayan Canton Network(Canton Network), ‘izinli(permisioned)’ yapı gibi bazı kısıtlamalara sahip olsa da, kurumsal dostu tasarımı sayesinde anlamlı bir performans sergilediği şeklinde değerlendiriliyor.

Başka bir hat ise Bitcoin(BTC) kullanım alanını genişletme çabasıyla ortaya çıkıyor. Bitcoin(BTC) uzun süre ‘dijital altın’ benzeri bir değer saklama aracı olarak cazip görülse de, DeFi(DeFi) tarafında kullanıldığında bakiyelerin ve karşı tarafların açık olması nedeniyle ticari kullanımının sınırlı kaldığı eleştirileri vardı. Bu açığı hedefleyen girişimlerden biri olarak, Starknet(STRK) üzerinde ‘strkBTC’ çıkarma planının açıklanmasıyla, Bitcoin(BTC)’e bir ‘gizlilik katmanı(confidentiality layer)’ ekleme fikri dikkat çekti.

Buradaki odak nokta, Bitcoin(BTC)’in güvenliğini korurken, bakiyeleri ve işlem taraflarını genel görünürlükten saklamak ve yalnızca gerektiğinde sınırlı biçimde açmak. Risk yönetimi ve regülasyon uyumu için gereken veriler seçici şekilde paylaşılırken, tüm piyasa katılımcılarına ticari sırların zorunlu olarak ifşa edilmemesi hedefleniyor. “Uzun süredir ‘durağan(static)’ bir varlık gibi konumlanan Bitcoin(BTC)’i, gizlilik özelliklerine sahip ‘etkin(active)’ bir varlık haline getirmek mümkün mü?” sorusu bu bağlamda önem kazanıyor.

Başlangıç döneminden beri kripto para savunucularının öne çıkardığı değerlerden biri mahremiyetti. Ancak bu hedefin gerçekte hayata geçmesi için ‘dünyadaki paranın nasıl hareket ettiğini’ de kapsayabilmesi gerekiyor. Tamamen açık defter yaklaşımının ölçeklenmede sınıra çarptığı, kamu blokzincirlerinin küresel finans altyapısına dönüşebilmesi için özel finans(private finance) dinamiklerini taşıyabilecek mahremiyet kurgularına ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.

Son kertede kritik soru, seçici açıklık ve protokol seviyesinde gizliliğin ‘ek özellik’ olmaktan çıkıp stablecoin ödemeleri ile kurumsal sermaye girişini destekleyen ‘varsayılan ayar’ haline gelebilip gelemeyeceği. Teknoloji hızla uygulama katmanına iniyor. Şimdi yanıtı aranan asıl konu, bu yeni standardı hangi ağın önce hayata geçireceği ve bir sonraki dönemin küresel finans dilini kimin belirleyeceği.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1