호şe merkez bankasının ‘tokenizasyon’un ekonomik etkisini ilk kez sayısallaştırdığı açıklandı. Yıllık yaklaşık 16,7 milyar dolar, Türk lirası karşılığıyla yaklaşık 25 trilyon won düzeyinde bir potansiyel ortaya kondu. Bunun basit bir öngörü değil, doğrudan ‘deneysel sonuç’ olması piyasada ayrı bir ağırlık yaratıyor.
Avustralya Merkez Bankası(RBA) Başkan Yardımcısı Brad Jones, 26’sında (yerel saatle) ‘Project Acacia’ sonuçlarını açıklarken, tokenizasyonla ilgili temel sorunun artık ‘mümkün mü?’ değil, ‘nasıl uygulanacak?’ olduğunu vurguladı. Bu ifade, politika yaklaşımının keşif sürecinden ‘altyapı inşası’ aşamasına geçtiğine işaret ediyor. RBA bu kapsamda dijital finansal piyasa altyapısı *DFMI* kum havuzu(‘sandbox’) modelini hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Project Acacia, basit bir kavram kanıtı deneyi değil, gerçek finansal varlıklar üzerinden yürütülen bir çalışma olarak öne çıkıyor. Çalışmaya devlet tahvilleri, geri alım anlaşmaları(RP), banka vadeli mevduatları, yatırım fonları, ticari alacaklar ve madencilik royalti gelirleri gibi farklı varlık sınıfları dahil edildi.
Ödeme tarafında ise stabil kripto paralar(stablecoin), mevduat tokenı, toptan merkez bankası dijital parası(CBDC) ve mevcut ödeme hesapları iç içe geçen hibrit bir mimariyle test edildi. Bankalar, fintech şirketleri, varlık yöneticileri ve saklama(custody) kurumları, gerçekçi bir ağ ortamında bu yapıları deneme fırsatı buldu.
RBA, ‘tokenizasyon’ sayesinde varlık yaşam döngüsü yönetiminin otomasyonu, ödeme hatalarının azalması, karşı taraf riskinin düşmesi ve özellikle tahvil piyasasında likidite artışı gibi somut kazanımlar elde edildiğini bildirdi. Özellikle tahvil piyasasındaki verimlilik artışı, hesaplanan toplam ekonomik değerin ‘çekirdek bileşeni’ olarak öne çıkıyor.
Bu deneyde ayrıca toptan CBDC’nin harici blokzincir ağlarına bağlanmasını sağlayan bir teknoloji de test edildi. Bu yaklaşım, merkez bankasının ödeme altyapısıyla özel sektör tokenizasyon platformları arasındaki ‘birlikte çalışabilirlik’ sorununu çözmeyi hedefliyor.
Sektör tarafında ise ‘tokenize mevduat’a dönük güçlü bir talep olduğu gözlendi. RBA, ABD ve Avrupa’daki bankaların zaten stabil kripto paralara yanıt olarak mevduat tokenı ihraç etmeye başladığını, Avustralya’da da benzer bir çizginin muhtemel olduğunu belirtiyor. Kapsamlı, derin piyasalarda *mevduat tokenı*, erken aşama ve daha niş piyasalarda ise *stabil kripto paralar*ın daha baskın olacağı öngörülüyor.
Merkez bankasının ortaya koyduğu yaklaşık 25 trilyon wonluk ekonomik etki, sıradan bir ‘piyasa tahmini’ olmanın ötesinde, düzenleme, yatırım ve altyapı tasarımı üzerinde etkili olabilecek güçlü bir ‘politika sinyali’ niteliği taşıyor.
Singapur Para Otoritesi(MAS) hâlihazırda kum havuzu yapısı üzerinden tokenizasyon temelli ticaret finansmanını gerçek piyasa uygulamalarına hızla taşımış durumda. Danışmanlık şirketi McKinsey, 2030’a kadar tokenizasyon tabanlı varlık piyasasının yaklaşık 2 trilyon dolar büyüklüğe ulaşacağını öngörüyor.
Avustralya Menkul Kıymetler ve Yatırımlar Komisyonu(ASIC) Başkanı Joe Longo da daha önce “fırsatı kaçıran geride kalır” uyarısında bulunmuştu. RBA’nın son hamlesi, bu uyarıya verilmiş somut bir yanıt olarak da yorumlanıyor(‘yorum’).
Buna karşın temel değişken ‘hız’ olacak gibi görünüyor. Özellikle ABD merkezli tokenizasyon tahvil piyasasının süratle büyüdüğü bir dönemde, yabancı sermayeye yüksek derecede bağımlı olan Avustralya’nın küresel standartlardan kopması, piyasa açısından ‘ayrışma riski’ni artırabilir. RBA, buna karşılık sınır ötesi ödeme çözümlerine yönelik araştırmaları eş zamanlı yürütüyor olsa da, ülkeler kendi standartlarını netleştirdikçe sistemlerin ‘tek çatı altında birleşme’ ihtimali giderek azalıyor.
Tokenizasyon altyapısındaki yarış fiilen başlamış durumda ve bu yarışın sonucunu hem ‘kurulum zamanı’ hem de ‘bağlantı/entegrasyon derinliği’ belirleyecek gibi görünüyor(‘yorum’).
Yorum 0