Uluslararası Para Fonu(IMF), varlık tokenizasyonunu artık sadece teknik bir yenilik değil, ‘finansal yapının dönüşümü’ olarak tanımlayarak piyasaya açık bir uyarı gönderdi. Kuruma göre hız ve verimlilik getiren bu teknoloji, arka planda yeni riskler üretiyor ve bunlar finans sisteminin tamamını sarsabilecek boyuta ulaşabilir.
3’ünde (yerel saatle), IMF’nin para ve sermaye piyasalarından sorumlu direktörü Tobias Adrian(Tobias Adrian) imzalı araştırma notunda, ‘tokenizasyon’ kavramının geleneksel finansın ‘güven’, ‘ödeme’ ve ‘risk yönetimi’ anlayışını kökten değiştirdiği vurgulandı. Özellikle bankalar, varlık yönetim şirketleri ve finansal altyapılar gibi düzenleyici çerçeve içindeki kurumlar üzerinden ilerleyen ‘gerçek dünya varlığı(RWA) tokenizasyonu’nun şu anda ‘en kritik dönüşümün’ yaşandığı alan olduğu belirtildi.
IMF’ye göre tokenizasyon, sadece işlemleri hızlandıran bir teknoloji değil. Geleneksel finans(‘TradFi’) tarihsel olarak ödemelerde gecikme, takas süresi ve aracılar üzerinden ‘şok emici’ bir yapı kurmuş durumda. Bu yapı, kriz anlarında şokların yayılmasını yavaşlatıyor ve düzenleyicilere müdahale için zaman tanıyordu. Buna karşılık blokzincir tabanlı tokenizasyon sistemlerinde işlemler ve ödemeler neredeyse anlık gerçekleşiyor; piyasa ‘24 saat likidite’ sunan bir modele kayıyor.
IMF’nin uyarısı tam da bu noktada yoğunlaşıyor. Notta, ‘likidite talebinin anında ortaya çıkmasının, akıllı sözleşme hatası ya da veri kaynaklarındaki (oracle) bozulmalarla birleştiğinde zincirleme reaksiyonları tetikleyebileceği’ ifade edildi. Kuruma göre, eğer ‘işlem, ödeme, saklama ve düzenleme’ doğrudan koda gömülmüşse, *denetim* anlayışı da radikal biçimde değişmek zorunda. Sadece piyasa katılımcılarını izlemek yeterli olmayacak; aynı zamanda sistem tasarımı, yönetişim modeli ve kullanılan kodun kendisi de denetim kapsamına girmeli.
Araştırma notu, tokenizasyon sürecinde ‘ödeme aracı’ rekabetinin de merkezî bir gerilim hattı olarak öne çıktığını söylüyor. IMF, kabaca üç modelin yarıştığını belirtiyor: *tokenize banka mevduatları*, *düzenlenmiş stablecoin’ler* ve *kurumsal kullanıma yönelik merkez bankası dijital parası(wCBDC)*. Her biri ‘istikrar, likidite ve kontrol’ boyutlarında farklı avantaj ve riskler barındırıyor. Özellikle stablecoin’ler, bugün itibarıyla küresel ödeme altyapısının fiili bir bileşeni haline gelmiş durumda. 2025’te ABD’de gündemde olan ‘GENIUS yasası’nın kabulüyle birlikte stablecoin piyasasının hızla resmî finans sistemine entegre olacağı beklentisi ise bu tartışmayı daha da kritik hale getiriyor.
IMF, ‘gerçek dünya varlığı tokenizasyonu’nun bir diğer büyük risk başlığını da ‘sınır ötesi düzenleme boşlukları’ olarak tanımlıyor. Tokenize varlık işlemleri, blokzincir üzerinde saniyeler içinde küresel ölçekte gerçekleşirken, kriz yönetimi araçları ve yasal yetkiler hâlâ büyük ölçüde ulusal sınırlara bağlı. Notta, ‘tokenizasyonun ülke temelli finans sistemleri ile bunların üzerinde yükselen hukuki yetki mimarisini çatlatabileceği’ uyarısı yapıldı. *Yönetişim anahtarları, konsensüs mekanizması ve akıllı sözleşme mantığı* gibi kontrol araçları sınır ötesi ve dağınık bir biçimde çalışıyorsa, tek bir düzenleyici kurumun sisteme etkin şekilde müdahalesi zorlaşıyor. IMF bu nedenle, uluslararası koordinasyonun yanı sıra, ‘kodu doğrudan düzenleyebilecek bir hukuki çerçeve’ inşa edilmesi gerektiğini savunuyor.
Bu uyarıların ağırlığı, pazarın büyüme hızıyla birleşince daha da artıyor. Özellikle BlackRock(BLK), Franklin Templeton(BEN), Janus Henderson(JHG) gibi geleneksel finans devlerinin tokenizasyon ürünleri piyasaya sürmesiyle, RWA segmenti son dönemde hızla genişledi. 2025 boyunca tokenize edilmiş gerçek dünya varlıklarının toplam büyüklüğünün üç katından fazla artış gösterdiği; ABD hazine tahvilleri ve özel kredi ürünlerinin başlıca tokenizasyon hedefleri olduğu belirtiliyor. Piyasa tahminlerine göre 2026 sonuna kadar RWA pazar hacmi 100 milyar dolar (yaklaşık 151 trilyon won / ~151 milyar dolar düzeltmesi gerekse de ‘151조원’ ifadesi bu büyüklüğü anlatmak için kullanılıyor) seviyesine ulaşabilir. Aynı dönemde, dünya çapındaki en büyük 20 varlık yönetim şirketinin yarısından fazlasının RWA token’ları piyasaya sürmesi bekleniyor.
IMF, tokenizasyonun finansal sistemin verimliliğini artırdığını kabul ediyor; ancak bu sürecin ‘yeni yapısal riskler’ yarattığını da açıkça ifade ediyor. Kurumun değerlendirmesine göre teknolojinin gelişim hızı ile hukuki/düzenleyici çerçeve arasındaki makas açılırsa, ortaya çıkabilecek krizler geçmiş finansal çöküşlerden hem daha hızlı yayılabilir hem de bambaşka bir form alabilir. ‘Yorum’ Bu nedenle IMF, tokenizasyonun benimsenme hızından bağımsız olarak, düzenlemelerin de benzer bir hız ve esneklikle güncellenmesi gerektiği mesajını veriyor.
Yorum 0