Nicholas Carter’dan ‘post-quantum Bitcoin’ için 3 tartışmalı çözüm
Castle Island Ventures’tan Nicholas Carter, Bitcoin(BTC)’in ‘post-quantum’ çağa geçişiyle ilgili üç olası çözüm önerdi. Tartışmanın odağında, erken dönemden kalan ve bugün teknik olarak *zayıf* sayılan BTC’lerin ‘dondurulması mı’, ‘kaderine bırakılması mı’ yoksa ‘hukuki yollarla kurtarılması mı’ gerektiği sorusu var.
13’ünde X’te paylaşılan değerlendirmesinde Carter, *pratik* bir ‘kuantum bilgisayar’ tehdidi ortaya çıkarsa, eski ‘pay-to-public-key(P2PK)’ çıktılarına bağlı yaklaşık ‘1.7 milyon BTC’nin’ risk altında kalabileceğini belirtti. Bitcoin’in bugünkü gibi ‘eliptik eğri’ tabanlı imza şemasını terk etmesi gerektiği noktada, geçmişte kullanılan bazı adres tiplerinin saldırıya açık hale gelebileceğini söylüyor.
Carter’a göre bu tartışma için ‘Overton penceresi’ çok hızlı kayıyor. ‘Yakın zamana kadar çevresel ve uzak’ bir risk gibi görülen kuantum tehdidi, artık doğrudan Bitcoin’in ‘teknik tasarımı’ ve ‘yönetişim modeli’ ile ilgili *merkezi* bir mesele olarak konuşuluyor. Carter, Bitcoin’in ‘tamamen kriptografiye dayanan’ bir sistem olduğuna dikkat çekerek, *teknolojik gelişmeyi görmezden gelip riskin gelmemesini ummanın sorumsuzluk* olacağını savunuyor.
Carter, muhtemel geçiş sürecini adım adım bir yol haritası şeklinde kurguluyor. İlk aşamada, bir ‘soft fork’ ile hem mevcut ECC tabanlı imzaların hem de yeni ‘post-quantum’ imzaların birlikte kabul edildiği bir ‘geçiş dönemi’ öngörüyor. Ardından, ECDSA ve Schnorr gibi bugünkü imza şemalarının tamamen yasaklanması gündeme gelebilir. *Asıl büyük kavga* ise ondan sonra başlıyor: Yeni şemeye *geçemeyen* eski coin’ler ne olacak?
Carter, bu noktada ekosistemin iki ana cepheye bölüneceğini düşünüyor. Bir yanda kurumsal yatırımcılar, saklama kuruluşları, borsalar ve tröst yöneticileri gibi ‘ekonomik düğüm’ aktörleri var. Bu taraf, hareketsiz durumda kalmış eski coin’leri ‘dondurmayı’ tercih etmeye daha yakın. Gerekçe basit: Kötü niyetli ve kuantum bilgisayara sahip bir aktörün, yıllardır hareket etmeyen devasa bakiyeleri ele geçirip piyasayı *şok edici biçimde* sarsmasından endişe ediyorlar. Diğer yanda ise sert Bitcoin savunucuları duruyor. Onlar için ise bu tür bir dondurma kararı, ağın ‘para politikasına doğrudan müdahale’ anlamına gelebilir.
Carter bu noktada şu ilkeyi vurguluyor: “Eğer sistemin ‘toplam 21 milyon adet’ BTC üreteceği *para parametresi* olarak yazıldıysa, kimsenin kendi inisiyatifiyle bunu ‘19 milyon küsur’ üretilecekmiş gibi yeniden tanımlama yetkisi olamaz.” Ethereum(ETH) tarafında ‘The DAO’ saldırısından sonra görülen, ‘duruma özel’ state değişikliklerini Bitcoin’in felsefesiyle bağdaştırmıyor. Mt. Gox çöküşünde yüzbinlerce BTC’nin ortadan kaybolmasına rağmen protokol düzeyinde ‘geri alma’ veya özel kurtarma yapılmadığını da karşılaştırma olarak hatırlatıyor.
Yine de Carter, ‘dondurma’ seçeneğinin politik olarak en güçlü ihtimal olacağını düşünüyor. Gerekçe olarak, bugünkü Bitcoin ekosisteminin *önceki blok boyutu savaşları dönemine kıyasla* çok daha fazla ‘kurumsal oyuncuya’ (şirketler, ETF ihraççıları, saklama kurumları, büyük varlık yöneticileri) yoğunlaşmış olmasını gösteriyor. Ona göre, bu yapı ‘ekonomik düğümlerin’ etkisini artırıyor ve kuantum tehdidi *gerçekleştiği anda* “zayıf coin’leri donduralım” diyenlerin sesini güçlendiriyor. Nitekim bazı geliştiricilerin de somut bir risk ortaya çıktığında, bu yönde pozisyon almaya sıcak baktığı belirtiliyor.
Carter’ın *en çok benimsediği* çözüm ise ayrı bir ‘hukuki kurtarma’ mekanizması. Senaryosuna göre, pratik kuantum bilgisayara ilk ulaşan tarafın ABD’deki Google(GOOGL) veya IBM(IBM) gibi dev bir teknoloji şirketi olma olasılığı yüksek. Bu şirket, mahkeme kararıyla hareket ederek, risk altındaki yaklaşık ‘1.7 milyon BTC’yi’ protokolü bozmadan *teknik olarak kurtarabilir*. Ancak Carter, bu varlıkların şirket bilançosuna geçirilmesini değil, ‘mülkiyet devri olmadan’ bir tür tröst yapısı veya emanet hesabında tutulmasını öneriyor. İddiasına göre bu yaklaşım, ‘dondurma’ ile ‘hiç dokunmama’ arasında ‘üçüncü bir yol’ sunuyor.
Bitcoin, haberin yazıldığı sırada 74.795 dolar seviyesinden işlem görüyor. Kuantum bilgisayar tehdidi bugün hâlâ ‘varsayımsal’ kabul edilse de, Carter’ın ortaya attığı seçenekler, Bitcoin’in sadece ‘fiyatlanan bir varlık’ değil, aynı zamanda ‘bir kriptografi sistemi’ olarak hangi ilkelere sadık kalacağına dair zor bir sınavla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Yorum 0