Kripto para piyasası teknik deneme aşamasını geride bırakıp daha net bir sanayileşme evresine girerken, varlıkların ihraç, alım satım ve takasının tek bir açık blokzincir üzerinde tamamlandığı ‘internet sermaye piyasası’ modeli yeni standart adaylarından biri olarak öne çıkıyor. Tiger Research’ün yakın tarihli raporuna göre ABD, stablecoin düzenlemeleri ve dijital varlık kurallarını hızla şekillendirerek altyapı standardını erkenden belirlemeye çalışıyor. Raporda, bu dönüşümün merkezinde Solana(SOL)’nın hem kurumsal kullanımda hem de düzenleyici çerçeve oluşumunda kritik bir ağ haline geldiği vurgulanıyor.
Rapora göre geleneksel sermaye piyasalarında bir işlemin tamamlanması, takas kurumu, saklama kuruluşu ve çeşitli aracı kayıt sistemleri üzerinden ilerlediği için ABD’de bile çoğu zaman T+1 seviyesinde gecikme yaşanıyor. Sınır ötesi işlemlerde ise döviz dönüşümü ve yerel saklama prosedürleri eklendiğinden bu süre T+3’ün de üzerine çıkabiliyor. Buna karşılık ‘internet sermaye piyasası’ yapısında varlık ve ödeme aynı anda akıllı sözleşme içinde el değiştirebildiği için eşzamanlı takas mümkün hale geliyor. Bu da karşı taraf riskini ve kurumlar arası mutabakat maliyetini belirgin biçimde azaltıyor.
Bu değişimin yalnızca teoride kalmadığı da sayılarla destekleniyor. Rapora göre gerçek dünya varlıklarının tokenlaştırılmasıyla oluşan RWA pazarı, 2025’in başında 5,4 milyar dolar seviyesindeyken 2026 Mart sonu itibarıyla 19,3 milyar dolara çıktı. Bu, yaklaşık 15 ayda yüzde 257 büyüme anlamına geliyor. Stablecoin’ler dahil toplam zincir üstü varlık büyüklüğü ise yaklaşık 300 milyar dolara ulaştı. Bu seviye henüz geleneksel finansın tamamına rakip değil, ancak sektörün erken aşaması için dikkate değer bir ölçek olarak görülüyor.
ABD’nin bu sürece öncülük etmesinde düzenleyici netleşme önemli rol oynuyor. Tiger Research’e göre ABD Kongresi, ‘GENIUS Act’ ile stablecoin’lerin hukuki statüsünü tanımladı. Ayrıca 2026 Mart’ta ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu, Solana(SOL) dahil 16 varlığı dijital emtia olarak sınıflandırdı. Rapora göre bu adım, piyasaya girişi yavaşlatan belirsizliğin önemli kısmını ortadan kaldırdı. Buradaki amaç yalnızca kripto dostu bir tutum değil; yeni finansal altyapının kurallarını Amerikan standardı etrafında şekillendirmek.
Raporda bu dönüşümün merkez örneği olarak Solana(SOL) gösteriliyor. Ağın, kurumsal finans uygulamaları ile düzenleyici çerçevenin aynı anda geliştiği nadir platformlardan biri olduğu belirtiliyor. JPMorgan, State Street, Citi, Franklin Templeton, Visa, PayPal ve Western Union gibi büyük finans kuruluşlarının Solana tabanlı pilot projeler ya da gerçek işlemler yürüttüğü aktarılıyor. Bu kurumların bir kısmı, ABD’nin küresel sistem açısından önemli bankaları arasında yer alıyor.
Somut örnekler de dikkat çekiyor. Rapora göre JPMorgan, 2025 Aralık’ta Solana açık blokzinciri üzerinde 50 milyon dolarlık ABD ticari senedi ihracına aracılık etti. Bu işlem, yalnızca bir test değil; kurumsal sermayeyi ve USD Coin(USDC) ile takası birleştiren gerçek bir kullanım örneği olarak değerlendirildi. Mevcut T+1 ila T+2 yapısının zincir üstü eşzamanlı takasa dönüştürülebileceği de böylece gösterilmiş oldu. Citi ise PwC ile birlikte dış ticaret finansmanında kullanılan poliçe benzeri araçları tokenlaştırarak, günler süren takas sürecini dakikalara düşürmeye yönelik bir iç pilot çalışma yürüttü.
Varlık yönetimi tarafında da benzer bir hareketlilik var. State Street ve Galaxy’nin 2026 Mayıs’ta Solana üzerinde kurumsal yatırımcılara yönelik zincir üstü likidite fonu ‘SWEEP’i başlattığı belirtiliyor. Bu yapı, PayPal USD(PYUSD), USD Coin(USDC) veya itibari para kabul ederek kısa vadeli ABD tahvillerine yatırım yapıyor. Böylece web3 vakıfları ve kurumsal yatırımcılar, ek döviz dönüşüm süreçlerine girmeden zincir üstünde devlet tahvili getirisine endeksli ürünlere erişebiliyor. Raporda bu modelin, basit tokenlaştırmanın ötesine geçerek ‘otomatikleştirilmiş hazine yönetimi’ tarafına işaret ettiği ifade ediliyor.
Sınır ötesi ödeme ve para transferlerinde de Solana(SOL) tabanlı girişimler hızlanıyor. Rapora göre Western Union, 2026 Mayıs’ta dolar endeksli stablecoin ‘USDPT’yi devreye alarak muhabir banka ağındaki gecikmeleri ve ön fonlama yükünü azaltmayı hedefledi. Fiserv ise finans kuruluşlarının kendi markalarıyla kullanabileceği beyaz etiketli stablecoin ‘FIUSD’ üzerinde çalışıyor. North Dakota Bank da bunun üzerine inşa edilecek ‘Roughrider Coin’ planını açıkladı. Tüketici ve ticari bankacılık kesişiminde ise SoFi’nin, federal lisanslı bankalar arasında uygulama içi kripto para işlemi sunan ilk kurumlardan biri olarak kendi stablecoin’i SoFiUSD’yi kullanmaya başladığı aktarılıyor.
Raporda, ‘internet sermaye piyasası’ modelinin yalnızca varlık ihracını değil, ikincil piyasa yapısını da dönüştürmeye başladığı savunuluyor. Orca ve Streamax’ın, altına dayalı getirili token menkul kıymeti ‘GLDY’ üzerinden yalnızca nitelikli yatırımcıların erişebildiği izinli likidite havuzları kurduğu belirtiliyor. Bu yapı, düzenlemelere uyumu insan denetimiyle değil kod yoluyla zorunlu hale getiren ‘programlanabilir uyum’ anlayışının öne çıkan örneklerinden biri olarak sunuluyor. Apollo’nun özel kredi token fonu ‘ACRED’ ve Figure’ın ipotek temelli menkul kıymetleştirme yapıları da Solana tabanlı likidite ve kaldıraç altyapısıyla birleşerek geleneksel olarak düşük likiditeli varlıkların devir hızını artıran modeller arasında gösteriliyor.
Teknik tarafta ise Solana(SOL)’nın yaklaşık 0,5 saniyelik işlem kesinleşme süresi ve işlem başına ortalama 0,0013 dolar seviyesindeki düşük maliyetle kurumsal T+0 takas ihtiyacına uygun bir zemin sunduğu belirtiliyor. Özellikle ‘Token-2022’ standardı sayesinde varlık dondurma, el koyma, izinli liste yönetimi ve gizli bakiye gibi özelliklerin token seviyesinde uygulanabildiği ifade ediliyor. Rapora göre bu durum, düzenleyici gerekliliklerin sistem içine gömülmesini sağlıyor ve açık blokzincir üzerinde kurumsal denetim ile denetlenebilirliği aynı anda mümkün kılıyor.
Politika tarafında da Solana ekosisteminin daha aktif davrandığı görülüyor. Washington D.C.’de kurulan Solana Policy Institute’un, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na ‘Project Open’ pilot çerçevesini sunduğu ve açık blokzincir tabanlı menkul kıymetlerin ikincil piyasa işlemlerine yönelik düzenleme önerilerini erkenden gündeme taşıdığı aktarılıyor. Bu yaklaşım, sektörde sık görülen ‘önce bekle, sonra uyum sağla’ anlayışından farklı. Rapora göre burada piyasa oyuncuları, doğrudan düzenleyici emsal üretmeye çalışıyor. “yorum” ABD’de düzenlemelerin yalnızca devlet eliyle değil, özel sektör ile kamu otoritelerinin etkileşimi içinde şekillendiği yönünde.
Asya açısından verilen mesaj da net. Rapora göre ABD merkezli ‘internet sermaye piyasası’ standardı güçlendikçe, Asya’daki kurumların erken avantaj elde etme alanı daralıyor. ‘İlk hareket eden’ dönemin büyük ölçüde geride kaldığı, bundan sonra daha uygulanabilir stratejinin doğrulanmış altyapı ve düzenleyici örnekleri hızlı biçimde benimseyen bir ‘hızlı takipçi’ yaklaşımı olduğu belirtiliyor. Yerel düzenlemelerin yavaş ilerlediği ülkelerde ise Singapur, Hong Kong ve BAE gibi daha elverişli yargı alanlarında pilot projeler ve operasyonel deneyim kazanıp sonrasında bölge içine yayılmak alternatif yol olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak Tiger Research, ‘internet sermaye piyasası’ modelinin artık yalnızca bir fikir değil, gerçek sermayenin hareket ettiği işleyen bir yapı haline geldiğini savunuyor. Rapora göre Solana(SOL), bu dönüşümün en yoğun yaşandığı ağlardan biri konumuna yükseldi. Asyalı finans kuruluşları için temel sorunun artık bu alana girilip girilmeyeceği değil, ‘ne zaman’ ve ‘hangi yöntemle’ adım atılacağı olduğu belirtiliyor. Standartlar tamamen yerleşmeden önceki bu geçiş dönemi ise en kritik stratejik fırsat penceresi olarak görülüyor.
Yorum 0