Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Saylor’dan dijital varlıklar için 100 trilyon dolarlık vizyon

Michael Saylor (AI tarafından oluşturulan görsel) / TokenPost.ai

Dijital varlık sektörünün uzun vadede 100 trilyon dolara (yaklaşık 13,54 katrilyon won) ulaşabileceği öne sürüldü. Strategy($MSTR) Yönetim Kurulu Başkanı Michael J. Saylor, dijital varlıkların kullanım hakkını güvence altına alan bir politika çerçevesine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Michael J. Saylor (Michael J. Saylor), Strategy Yönetim Kurulu Başkanı, 26 Eylül’de yayımladığı politika makalesinde bireyler ve şirketlerin dijital varlık oluşturma, ihraç etme, saklama, transfer etme ve kullanma haklarının güvence altına alınması gerektiğini açıkladı. Saylor, “Dijital varlıklar ve dijital zekâ çağında düzenleyici yasalardan ziyade bir dijital haklar bildirgesine ihtiyaç var” dedi. Bu yaklaşım, belirli bir ürünün benimsenmesinden çok dijital finans genelindeki kullanım haklarının kurumsallaştırılmasını savunuyor.

Saylor’ın ortaya koyduğu 100 trilyon dolarlık rakam, mevcut piyasa büyüklüğüne veya belirlenmiş bir hedef tarihe dayanan resmi bir tahmin değil. Bu rakam, düzenleyici değişiklikler ve kullanım alanlarının genişlemesi koşuluyla dijital varlık sektörünün uzun vadede büyüyebileceğine yönelik bir politika vizyonu niteliğinde.

Vizyon yalnızca Bitcoin(BTC) ile sınırlı değil. Dijital para birimleri, tokenleştirilmiş menkul kıymetler, ödeme araçları ve yazılım tabanlı finansal hizmetlerin tek bir dijital finans sistemi içinde değerlendirilmesi ve varlık sahiplerinin saklama kuruluşları ile finansal hizmet sağlayıcılarını doğrudan seçebilmesi öngörülüyor.

Tokenleştirilmiş menkul kıymetler, hisse senedi veya tahvil gibi geleneksel finansal varlıklara ilişkin hakların blok zinciri tabanlı tokenlerle temsil edilmesi anlamına geliyor. Saylor, yatırımcıların varlıklarını belirli bir platformda tutmak zorunda kalmadan tercih ettikleri saklama kuruluşuna transfer edebilmesini, kredi ve getiri koşullarını da farklı hizmetler arasında karşılaştırabilmesini önerdi.

Saylor’a göre bir varlığın yalnızca blok zincirine taşınması yeterli değil. Dijital finansın temel unsuru, ihraçtan sonra sahibinin varlığı nereye aktarabildiği ve nasıl kullanabildiği.

Saylor, bankaların rolünün genişletilmesini de önerdi. Bankaların müşterileri adına Bitcoin saklayabilmesi ve bu varlıkları teminat göstererek kredi verebilmesi gerektiğini belirtti. Müşteri varlıklarının saklanması, teminatlı kredi faaliyetleri ve bankaların kendi sermayeleriyle yaptığı yatırımların birbirinden ayrılması gerektiğini kaydetti.

Saylor ayrıca, Bank for International Settlements (BIS) Basel çerçevesinde bazı dijital varlık risklerine uygulanan yüzde 1250’lik risk ağırlığının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Risk ağırlığı, finans kuruluşlarının varlıkların risk düzeyine göre sermaye bulundurmasını sağlayan düzenleyici ölçüt olarak kullanılıyor.

Saylor’ın bankaların Bitcoin saklama ve teminatlı kredi hizmetlerine izin verilmesi yönündeki önerisi daha önce TokenPost’un haberinde de ele alınmıştı. Yeni makale, bu öneriyi tokenleştirilmiş menkul kıymetlerin transfer hakkı ve dijital finans hizmetlerinde seçim özgürlüğü başlıklarına genişletti.

Saylor, dijital dolar piyasasında bankalar, fintech şirketleri ve teknoloji platformları arasında rekabet olması gerektiğini de belirtti. İhraççıların getiri, hizmet kalitesi ve risk açıklamaları üzerinden rekabet etmesi gerektiğini savundu.

Gizlilik ve vergilendirme de önerinin temel başlıkları arasında yer aldı. Saylor, günlük finansal işlemlerde raporlama ve kimlik doğrulama yükünün azaltılmasını, kullanıcı onayıyla finans kuruluşları arasında kimlik bilgilerinin yeniden kullanılabilmesini sağlayacak bir sistem kurulmasını istedi.

ABD Hükümeti Sorumluluk Ofisi (GAO), 2024 tarihli raporunda 1972’de belirlenen 10 bin dolarlık nakit işlem bildirim sınırının 2023 fiyatlarıyla yaklaşık 72 bin 880 dolara (yaklaşık 98,68 milyon won) denk geldiğini hesapladı. GAO, mevcut sınırın enflasyondaki değişimleri yansıtmadığını belirtti. Ancak bu rapor, Saylor’ın önerisinin benimsendiği anlamına gelmiyor.

ABD İç Gelir Servisi (IRS), dijital varlıklarla mal veya hizmet ödemesi yapılmasını varlığın elden çıkarılması olarak değerlendiriyor ve buna bağlı sermaye kazancı veya kaybının hesaplanmasını istiyor. Saylor ise günlük düşük tutarlı ödemeler için enflasyona endeksli bir vergi muafiyeti eşiği getirilmesini savundu.

Yapay zekâ (AI) ile sermaye erişiminin birleşmesi de büyüme argümanının bir parçası olarak sunuldu. AI’ın yeni şirketler ve ürünler ortaya çıkarma hızının artmasıyla token tabanlı düşük maliyetli finansmana ihtiyaç duyulacağını belirten Saylor, 10 milyon şirketin dijital varlıklar aracılığıyla sermaye sağlayabildiği bir ortamı politika hedefi olarak gösterdi.

Saylor’ın metni bir yasa tasarısı veya düzenleme değil, politika önerisi niteliğinde. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC), Hazine Bakanlığı ve Kongre’nin tokenleştirilmiş menkul kıymetleri, banka saklama hizmetlerini ve dijital varlık vergilendirmesini nasıl ele alacağı ayrı düzenleyici ve yasama süreçlerinde belirlenecek.

Bu nedenle 100 trilyon dolarlık rakam kesinleşmiş bir piyasa tahmini olarak değil, dijital varlıkların kullanım alanlarını genişletmeye yönelik uzun vadeli bir politika hedefi olarak değerlendirilmeli. Yayımlanan metin, tek başına yeni bir düzenlemenin yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1