Aave geliştirici topluluğu arasında yaşanan marka ve fikri mülkiyet(IP) mülkiyeti konusundaki tartışmaların reddedilmesiyle, Aave’nin kurucusu Stani Kulechov yeni bir stratejiyle süreci yönlendirmeye başladı. Kulechov, platformun ‘saf DeFi borç verme hizmeti’ formundan çıkması gerektiğini vurguladı ve daha geniş bir vizyon ortaya koydu.
Kulechov, 24’ünde Aave yönetişim forumunda yaptığı açıklamada, yalnızca DeFi borç verme modeliyle bir sonraki büyüme aşamasına ulaşmanın *mümkün olmadığını* belirtti. Ona göre Aave şu an ‘stratejik bir dönemeçte’ ve gerçek dünya varlıkları (RWA), kurumsal borç çözümleri, tüketiciye dönük finansal ürünler gibi yeni alanlara açılması gerekiyor. Bu strateji, Aave'nin toplamda yaklaşık 500 trilyon doları bulan küresel finansal varlık pastasından pay almasını hedefliyor.
Tartışmaların fitilini ateşleyen ise, Aave markasının ve IP haklarının mevcut geliştirici şirketi Aave Labs'tan DAO’ya devredilmesine yönelik öneriydi. Ancak bu öneri topluluk tarafından reddedildi. Bunun ardından, yönetişim ve gelir dağılımı üzerindeki kontrolün kimde olması gerektiği konusunda topluluk içinde *ciddi görüş ayrılıkları* ortaya çıktı.
Kulechov’un kişisel cüzdanından yaklaşık 15 milyon dolar değerinde AAVE tokeni satın aldığı bilgisi de toplulukta tartışma yarattı. Bazı üyeler bu hareketin oy gücünü artırmak için yapılmış olabileceğini öne sürdü. Ancak Kulechov, bu satın almanın herhangi bir yönetişim manipülasyonu amacı taşımadığını, sadece platforma duyduğu güvenin göstergesi olduğunu ifade etti.
Yaşanan gelişmeler sonrasında Kulechov, AAVE tokeninin sadece yönetişim aracı olmakla kalmayıp, aynı zamanda platform dışı gelirlerden pay alacağı yeni bir model önerdi. Bu model sayesinde AAVE sahipleri, protokol dışı kazançlardan doğrudan fayda sağlayabilecek. Bu değişiklik, tokenin ekonomik değerini güçlendirebilecek potansiyele sahip.
IP mülkiyeti ve markalaşma üzerine sunulan öneri ise, topluluk itirazları göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenecek. Kulechov bu stratejinin hem sürdürülebilir büyümeyi hem de topluluk birliğini hedefleyen bütünsel bir vizyon olduğunu söylüyor.
Öte yandan, Amerika Birleşik Devletleri Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), Aave hakkındaki dört yıllık soruşturmasını herhangi bir yaptırım ya da yasal işlem olmadan kapattı. Bu gelişme, Aave için düzenleyici belirsizliklerin önemli ölçüde azaldığını gösteriyor. Aynı zamanda, kurumsal yatırımcılar için olumlu bir sinyal olması *muhtemel*.
Aave, toplam kilitli varlık (TVL) bazında hala merkeziyetsiz finans sektörünün öncü protokollerinden biri konumunda. Ekim ayı itibarıyla platforma kilitlenen toplam varlık miktarı 45 milyar doları geçti. Bu da Aave’nin sektördeki etkisini koruduğunu gösteriyor.
Yorum 0