Kripto veri analiz firması Kaiko Research’in yayımladığı son rapora göre, *gerçek dünya varlıklarının tokenlaştırılması* ciddi bir büyüme göstermiş olsa da, bu alandaki *yapısal sorunlar* ve *yoğunlaşmış piyasa yapısı* sebebiyle şu anda geniş ölçekli bir yaygınlaşma potansiyeline ulaşmadı. Özellikle ‘*stablecoin*’ yani sabit koinlerin istikrarlı ve kendine yeten bir piyasa oluşturduğunu belirten rapor, diğer *gerçek varlık tabanlı token’ların* ise daha çok spekülatif amaçlı işlem gördüğünü vurguluyor.
Kaiko Research’e göre günümüzde tokenlaştırılmış varlıkların yüzde 91’i stablecoin’lerden oluşuyor ve toplam *piyasa değeri* yaklaşık 293 milyar dolar seviyesine ulaştı. Buna karşın tahvil, emtia ve özel kredi gibi diğer *gerçek varlık türlerinin tokenlaştırılmış versiyonları* yalnızca yüzde 9’luk küçük bir paya sahip. Ayrıca bu varlıkların da büyük ölçüde belli başlı ürün ve *ihraççılarda* yoğunlaştığı ifade ediliyor. Raporda örnek olarak, tokenlaştırılmış ABD devlet tahvillerinin son üç yılda toplam yönetilen varlık miktarının (AUM) 9 milyar doların üzerine çıktığı ancak bu miktarın yüzde 90’ının yalnızca en büyük 10 üründe toplandığı belirtiliyor.
Piyasa yoğunluğunun bir başka boyutu, *likidite kırılganlığı*. Raporda yer alan gözleme göre, ONDO, Plume, Sky ve Syrup gibi tokenlaştırma altyapısı projeleri belli dönemlerde ani işlem hacmi artışları yaşasa da, bu artışlar kısa sürede sönmekte. Örneğin ONDO’nun günlük ortalama *piyasa derinliği* sadece 2 milyon dolar düzeyindeyken, sık sık bunun da altına düşüyor. Ayrıca ONDO için işlem hacmi/piyasa derinliği oranının zaman zaman 100:1 seviyesini aştığı belirtilmiş; bu da ‘*doğal yatırımcı katılımı* yerine aşırı spekülasyon’a işaret ediyor yorum.
Tüm bu olumsuzluklara kıyasla stablecoin’ler nispeten şeffaf muhasebe yapısı ve rezerv doğrulama mekanizmaları sayesinde başarıya ulaşan tek ticari tokenlaştırma örneği konumunda. USDC ve USDT gibi önde gelen stablecoin’ler 2025 yılı içinde sırasıyla 18,3 trilyon dolar ve 13,3 trilyon dolarlık işlem hacmine ulaştı ve bu hacim dünya çapındaki bazı büyük ödeme ağlarıyla boy ölçüşecek seviyede. *Basit rezerv kanıt modeli* sayesinde stablecoin’lerin benimsenme oranı da yüksek kalmaya devam ediyor.
Ancak diğer gerçek varlık sınıflarının tokenlaştırılmasında teknik zorluklar devreye giriyor. Örneğin tokenlaştırılmış tahvillerde günlük net varlık değeri (NAV) hesaplaması, tahakkuk eden faiz, ücretler ve geri alım mekanizmalarının senkronizasyonu gibi karmaşık işlemler gerekiyor. Hisse senedi ve özel borç ürünlerinde ise şirket faaliyetlerine dair sürekli veri ve kredi analizi gibi ileri düzey veri kaynakları gerekiyor. Bu durum, ancak *yüksek sermayeli büyük ihraççıların* süreci taşıyabileceği ve *piyasanın merkezileşeceği* anlamına geliyor yorum.
Kaiko Research, bu sınırlamaların aşılması için ‘*akıllı bir şekilde aracısızlaştırılmış ekosistemler*’ inşa edilmesini öneriyor. Raporda, programlanabilir lisans yapıları, yasal sorumluluk zincirinin açık biçimde kurulması ve küçük ihraççıların da kurumsal düzeyde veri altyapılarına erişebilmesi gerektiği belirtiliyor. Özellikle *blokzinciri ile geleneksel altyapı arasında güvenilir veri aktarımını sağlayacak köprü sistemleri* olmadan gerçek dünyadaki varlıkların tokenlaştırılmasının sürdürülebilir olmayacağının altı çiziliyor.
Sonuç olarak, *gerçek dünya varlıklarının tokenlaştırılması* istatistiksel olarak etkileyici bir gelişim gösterse de, mevcut durum yapısal olarak *yetersiz likidite*, *fazla merkezileşme* ve *ölçeklenebilirlik eksikliği* gibi temel sorunları içinde barındırıyor. Stablecoin’ler bu alanda başarılı bir örnek sunsa da, diğer finansal ürünlerin geniş kitlelere yayılması için yalnızca yüzeysel çözümler değil, kökten gelen *altyapısal dönüşümlerin* gerçekleştirilmesi gerektiği fikri öne çıkıyor.
Yorum 0