Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

İran'da halkın refahı yerine ideolojik dayatma öne çıkıyor

İran'da halkın refahı yerine ideolojik dayatma öne çıkıyor / Tokenpost

İran Yönetimi Halkın Refahından Çok İdeolojiyi Ön Plana Koyuyor

İran’ın dini temelli yönetim biçimi halk refahından çok İslam ideolojisinin yayılmasına odaklandığı yönünde yoğun eleştirilere maruz kalıyor. Ülkede kadınlara yönelik ayrımcılık ve insan hakları ihlalleri sistematik şekilde sürerken, Rusya ve Çin gibi dış güçlere olan artan bağımlılık da İslam Devrimi'nin vaat ettiği ‘bağımsız’ yönetim anlayışıyla çelişiyor. İran doğumlu ve şu anda ABD'de yaşayan insan hakları savunucusu Sana Ebrahimi, son dönemde verdiği bir röportajda, ülkenin mevcut rejimini tamamıyla ‘totaliter’ olarak tanımladı ve bu yapının temelinde din esasına dayalı hukuk sisteminin olduğunu vurguladı.

Ebrahimi, İran hükümetinin halkın ihtiyaçlarını geri plana atarak yalnızca İslam kurallarının yayılmasına odaklandığını belirtti. Ona göre bu yaklaşım, ülkenin toplumsal sorunlarını derinleştiriyor ve halkın yönetime olan güvenini sarsıyor.

İslam Devrimi ile Kurulan Yapı Demokratik Talepleri Bastırıyor

Ebrahimi’ye göre İran’ın en üst düzey lideri olan Ayetullah Ali Hamaney’in kurduğu siyasi yapı, halkın siyasete katılımını neredeyse bütünüyle engelliyor. Hamaney’in doğrudan atadığı bir kurulun yeniden onu seçmesi şeklinde işleyen ‘kapalı sistem’, ülkedeki karar alma süreçlerinin halktan kopuk olduğunu gözler önüne seriyor. Ebrahimi, devrim sırasında vaat edilen ‘İslamcı yönetim’in halkın gerçekten arzuladığı bir sistem olmadığına dikkat çekerek şu ifadeyi kullandı: “İnsanlar dinin hayatlarını yönetmesini istemiyordu, ancak Humeyni gerçek amacını halktan sakladı.”

Tüm bu gelişmelere rağmen İran, bölgesel olarak İslam dünyasında liderlik rolü üstlenmeye istekli görünüyor. Şii mezhebine dayalı iktidar yapısı, çoğunluğu Sünni olan Orta Doğu’da ciddi dirençle karşılaşsa da, antisemitizm (özellikle siyonizm karşıtlığı) üzerinden İslam coğrafyasını bir araya getirme çabaları sürüyor.

Bağımsızlık Söylemi Yerini Rusya ve Çin'e Bağımlılığa Bıraktı

İran rejimi, 1979’daki devrimi Batı ve özellikle ABD’den bağımsız bir yönetim kurma hedefiyle gerçekleştirmişti. Ancak bugün gelinen noktada İran’ın dış politikasında Rusya ve Çin gibi ülkelere ciddi bir bağımlılık söz konusu. Ülkenin enerji kaynaklarını bu iki ülkeye satmak zorunda kalması, örnek olarak gösteriliyor. Ebrahimi bu durumu şöyle özetliyor: “İran yönetimi bağımsızlıktan söz ediyor ama Rusya ve Çin'e bağımlı hale geldi. Bu, devrimin temel idealleriyle çelişen bir tablo.”

Ayrıca, ülke içinde de yönetim zaafiyetleri artıyor. Sık yaşanan elektrik ve su kesintileri, temel kamu hizmetlerinin aksamasına neden olurken, devletin önceliğinin halk değil dini düzenlemeler olduğuna dair eleştiriler de beraberinde geliyor.

Kadın Hakları Yok Sayılıyor, İnsan Hakları İhlalleri Derinleşiyor

Ebrahimi’ye göre İran’da cinsiyet ayrımcılığı sistematik bir baskı aracına dönüştü. Kadınların ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü belirten aktivist, yasal düzenlemelerin kadınların temel özgürlüklerini kısıtladığını vurguladı. Giyim kurallarından işe erişim ve seyahat haklarına kadar birçok alanda ciddi kısıtlamalar söz konusu. Uluslararası toplumun da bu konuyla ilgili İran’a uzun süredir sert çıkışlar yaptığı biliniyor.

Ayrıca, protestolar sırasında internetin kesilmesi, muhaliflere yönelik şiddetli baskılar ve bilgi akışının devlet kontrolünde şekillendirilmesi de insan hakları savunucularının güçlü eleştirilerine neden oluyor. Ebrahimi bu konuda, “Bir çocuğun silahla vurulduğunu gözlerimle gördüm. Ne kadar çok şey bilirseniz bilin, böyle bir anı sindiremezsiniz” diyerek İran’daki baskının şiddetini aktardı.

Yolsuzluk ve Devrim Muhafızları'nın Gücü

Ebrahimi, devrim sonrası oluşturulan Devrim Muhafızları Ordusu(IRGC)’nu sadece bir askeri yapılanma değil, aynı zamanda bir ‘mafya organizasyonu’ olarak tanımladı. Ona göre ülkede iş yapmak isteyen herkesin bu yapıyla bir ilişki kurması zorunlu hale gelmiş durumda. Bu durum sadece siyaseti değil, ekonomiyi de IRGC kontrolüne sokuyor. Ayrıca devlet içindeki akrabalık ve bağlantılara dayalı yolsuzlukların da bu yapıyı beslediği ifade ediliyor.

Tüm bu yapısal sorunlar halkta büyük bir öfke yaratıyor. Özellikle sosyal medya platformlarında yurtdışındaki insan hakları savunucularıyla birlikte hareket eden, daha özgürlükçü bir düzen isteyen genç neslin artışı ‘rejim içindeki çatlakların’ habercisi olarak görülüyor.

Bölgesel Güvenlik Açısından Tehdit, Ancak Değişim Umudu Var

Ebrahimi, İran rejiminin sadece bölgesel değil, aynı zamanda Avrupa güvenliği açısından da doğrudan etkiler yarattığını savunuyor. Ona göre bu rejim varlığını sürdürdükçe baskı politikaları ve istikrarsızlık devam edecek. Ancak İran halkı özgürlüğüne kavuştuğu takdirde, radikal İslamcı söylemlerin bölgesel düzeyde çözülüp, daha kapsayıcı ve istikrarlı bir düzenin mümkün olacağını öne sürüyor.

Toplumun önemli bir bölümü din ile siyasetin ayrılmasını talep ederken, tarihi ve kültürel aidiyet duygusunun da rejime karşı gelişen dirençte etkili olduğu görülüyor. Ebrahimi’ye göre İran’ın binlerce yıllık tarihinde var olan özgürlükçü değerler, zamanla bu baskıcı yönetim anlayışını sarsacak potansiyele sahip.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Baş makale

ABD PMI verisi Bitcoin(BTC) için yükseliş sinyali verdi

BitRiver CEO’su vergi kaçakçılığı suçlamasıyla ev hapsine alındı

Pepe(PEPE) yatırımcıları birikime geçiyor: Teknik sinyaller toparlanma işareti veriyor

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1