Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Michael Lewis’ten Kripto Medyaya Dersler: Kıtlık Stratejisi, Kısıtlarla Yenilik ve Zamansız İçerik Modeli

Michael Lewis’ten Kripto Medyaya Dersler: Kıtlık Stratejisi, Kısıtlarla Yenilik ve Zamansız İçerik Modeli / Tokenpost

ABD’nin popüler programı ‘Acquired’ podcast’ine konuk olan finans yazarı Michael Lewis(Michael Lewis), NFL’den podcast dünyasına, oradan da iş stratejilerine uzanan çizgide ortak iki kavramı öne çıkardı: ‘*kıtlık*’ ve ‘*kısıt*’. Lewis’e göre maç sayısı sınırlı olan NFL örneğinde olduğu gibi, içerik ve iş modellerinde de bilinçli ‘kıtlık’ ve ‘kısıt’ kabul edildiğinde hem ‘yenilik’ hem de yüksek ‘sadakat’ üreten bir hayran kitlesi oluşuyor.

Vanity Fair yazarı ve Apple Podcast’te uzun süre 1 numarada yer alan ‘Against the Rules’ programının sunucusu olan Lewis, ‘Moneyball’, ‘The Big Short’ ve ‘The Blind Side’ gibi kitaplarla tanınıyor. Kariyerine Salomon Brothers tahvil satış ekibinde başlayan Lewis, Wall Street deneyimini ‘Liar’s Poker’ adlı kitabında işlemişti. Bu sohbetinde ise NFL’in ‘*etkinlikleştirme stratejisi*’ ile podcast endüstrisinin ‘*abonelik temelli modeli*’ni yan yana koyarak, dijital çağda geçerli iş prensiplerini anlattı.

Lewis, NFL’in diğer liglerden farklı olarak sezon boyunca daha az maç oynatmasına dikkat çekiyor. Ona göre ‘ürünün kıtlığı’ ve ligin bunu bilinçli olarak daha ‘*etkinlik odaklı*’ tasarlaması her şeyi değiştiriyor. Beyzbol ya da basketbolda neredeyse her gün maç varken, NFL hafta sonu az sayıdaki karşılaşmayı adeta birer ‘*olay*’ haline getiriyor. Böylece taraftarın bekleyişi ve ekran başındaki ‘yoğunlaşma seviyesi’ yükseliyor.

Bu ‘*kıtlık stratejisi*’, sadece sayıyı düşürmekten ibaret değil. Tüketicinin zihnine “*bu kaçmaz, bunu canlı yakalamalıyım*” duygusunu yerleştirme süreci. Lewis, bu modelin medya ve eğlence sektöründen ‘kripto projeleri’ dahil geniş bir dijital iş alanına kadar uygulanabildiğini vurguluyor. Arzı sınırsız artırmak yerine, az ama yoğun deneyimler tasarlamak uzun vadeli ‘değer’ ve ‘sadakat’ açısından çok daha güçlü etki yaratıyor.

Podcast pazarında da benzer bir denklem işliyor. Lewis, ‘*kalite*’ ile ‘*kıtlığı*’ birleştirmenin ‘Acquired’ için temel kırılma noktası olduğunu söylüyor ve bunu lüks marka Hermès’e benzetiyor. Bu modele göre ‘sınırlı arz’ ile her bir ürünün ‘işçilik kalitesi’ ve ‘hikâyesi’ maksimuma çıkarılıyor. Podcast tarafında da bölüm sayısını körü körüne artırmak yerine, her bölümü daha uzun, daha derin ve daha emek yoğun yapmak uzun vadede daha büyük ‘algılanan değer’ üretiyor. Bu yaklaşım, dinleyicinin gözünde “*yayınlanıyorsa dinlenmeli*” hissi oluşturuyor. Yoğun rekabet içindeki podcast, YouTube ve kripto medya ortamında ‘farklı bir kıtlık tasarlamak’ burada asıl yarış avantajı haline geliyor.

Lewis, iş ve içerik üretimi süreçlerinde ‘*kısıtları*’ saklamak yerine onlarla yüzleşmenin yeniliği tetiklediğini savunuyor. “*Ağır şekilde kısıtlı olduğumuzu kabul edince, o kısıtları sahiplenmeye karar verince, sonunda ortaya iyi bir iş çıktı*” diyerek bunu kendi deneyiminden örnekliyor. Bütçe, ekip, zaman ve teknoloji tarafındaki kısıtlar görmezden gelinip “*her şeyi yapalım*” denildiğinde içerik yüzeysel ve dağınık hale geliyor. Buna karşılık kısıtları başlangıç noktası alıp ‘öncelikler’i buna göre yeniden belirlemek, kaynakları güçlü olduğunuz alana yığmayı mümkün kılıyor. Lewis, bu ‘*kısıtları kabullenme*’ bakışının kripto girişimleri, medya ve genel girişimcilik ortamında geçerli bir ilke olduğunu; kısıtların ‘*bahane*’ değil, ‘*stratejinin çıkış noktası*’ olması gerektiğini söylüyor.

Gazetecilik tarafında Lewis, yaygın eğilimin aksine ‘başarısızlık ve skandal’ yerine ‘*ne işe yaradı?*’ sorusuna odaklanmayı seçtiğini anlatıyor. ‘Acquired’ ekibini, “*en baştan beri ‘neyin iyi çalıştığına bakalım’ diyerek yola çıkan, neredeyse tüm gazetecilikten farklı bir örnek*” şeklinde tanımlıyor. Başarılı şirket satın almaları ve stratejik hamleleri inceleyen bu yaklaşım, izleyici ve dinleyicilere sadece eleştiri değil, ‘*tekrar edilebilir bir çerçeve*’ sunuyor. Lewis’e göre bu tür ‘*pozitif hikâye anlatıcılığı*’, kuşkuculuğun baskın olduğu piyasa ortamında iş medyası için hem niş hem de güçlü bir ayrışma alanı.

Warren Buffett(Warren Buffett) örneğinde ise ‘piyasanın yarattığı karakter’ temasını öne çıkarıyor. Lewis, Buffett’ın anlaşma yapma tarzının zamanla değiştiğini, artık piyasada onun parasının diğerlerinden farklı muamele gördüğünü savunuyor. Buffett’ın ismi ve sermayesi öyle simgesel hale geldi ki, onun bir işleme girip girmemesi tek başına piyasa sinyali sayılıyor. Bu örnek üzerinden Lewis, yatırım stratejilerinin de ortam değiştikçe yeniden tanımlanması gerektiğini belirtiyor. İlk günün ‘değer yatırımcılığı’ prensiplerine körü körüne bağlı kalmak yerine, piyasadaki konum ve sermaye büyüklüğü değiştikçe stratejiyi de esnetmek gerektiğini düşünüyor. Bu bakış, büyük kripto fonları ve büyük borsaların hamlelerini anlamak için de ‘ölçek ve itibarın etkisini’ dikkate alan farklı bir çerçeve sunuyor.

Lewis, karar alma süreçlerinde ‘*too hard pile*’, yani ‘*fazla zor olanlar sepeti*’ fikrini de önemsiyor. Bir alanın öğrenme maliyeti ya da rekabet yoğunluğu çok yüksekse, “*buna girmeyeceğim, bu benim ‘fazla zor’ kategorimde*” demenin stratejik olarak doğru olduğunu söylüyor. Böylece ‘*bizim için gerçekten anlamlı fırsatlar çok azdır*’ önermesini kabul etmiş oluyorsunuz. Her şeyi öğrenmeye, her şeye yatırım yapmaya kalkmak yerine, anlama derinliğinizin ve rekabet avantajınızın yüksek olduğu az sayıda alana odaklanmak uzun vadeli performans açısından daha sağlıklı. Lewis, bu yaklaşımı girişimler, yatırım kararları ve ‘hangi kripto projelerine odaklanılacağı’ konusunda uygulanabilir bir ‘*odaklanma çerçevesi*’ olarak görüyor.

Podcast formatının Lewis’e göre en büyük avantajlarından biri, ‘*algoritmasız gerçek abonelik tabanı*’. Dinleyicinin abone ol tuşuna basmasıyla araya bir platform algoritması girmiyor. YouTube ya da sosyal medyada olduğu gibi ‘öneri motorları’ içerik ile dinleyici arasına set çekmediği için, bir kez oluşan topluluk algoritma değişikliklerinden çok daha az etkileniyor. Bu yapının içerik üreticisine daha yüksek ‘özerklik’ ve ‘öngörülebilirlik’ sağladığını, uzun vadeli marka inşası için de güçlü bir zemin sunduğunu düşünüyor.

Lewis kendi yer aldığı tüm içerikleri ‘*zamansız (timeless)*’ kılmaya çalıştığını da paylaşıyor. “*Ürettiğimiz her şeyde, beş yıl sonra bile değerinin en az yüzde 80’i kalmalı*” hedefini koyduklarını söylüyor. Günlük haber ritmine kapılıp bir günde tüketilen içerikler yerine, zaman geçse de ‘içgörü’ sunabilen yapılar tasarlamaya odaklanıyor. Bu yüzden bölüm planlama aşamasında bile ‘güncellik’ten çok ‘iş ilkeleri’, ‘kişisel hikâye kurgusu’ ve ‘yapısal sezgiler’ ön plana alınıyor. Böylece dinleyici yıllar sonra bile o bölümde kendisi için işe yarar bir şey bulabiliyor. Lewis, bu ‘*zamansızlık stratejisi*’nin hızlı tüketilip unutulan dijital medya içeriği içinde ciddi bir ayrışma avantajı sağladığını savunuyor.

‘Acquired’ için iyi bir bölümün üç temel unsuru olduğunu da net koyuyor: Birincisi, ‘*kahramanın yolculuğu*’na sahip bir ana karakter, yani neredeyse hiç tanınmaz bir noktadan geniş kitle bilinirliğine uzanan bir hikâye. İkincisi, herkesin gördüğü ama kimsenin tam fark edemediği ‘*gizli sır*’. Üçüncüsü ise bu hikâyenin ‘*küresel ölçekte anlamlı*’ olması. Bu üç kriter karşılanmadıkça yeni bir bölüm hazırlamıyorlar. Lewis’e göre bu çerçeve, anlatımı kuru bir ‘şirket kronolojisi’ olmaktan çıkarıp, dinleyicinin üzerinde düşünerek kendi çıkarımlarını yapabileceği bir anlatı kuruyor. Aynı yaklaşım kripto projeleri ve blokzincir şirketleri için de geçerli: sadece fiyat hareketleri yerine ‘*hikâye, sır, küresel etki*’ eksenine odaklanmak, anlatıyı güçlendiriyor.

Lewis 2022’de FTX iflası ile faiz artışlarının çakıştığı dönemde podcast reklam pazarının adeta duvara çarptığını da hatırlatıyor. 2022’de FTX çöküşü ve faizlerin hızla yükselmesiyle birlikte podcast reklam gelirlerinin keskin şekilde düştüğünü, kendi gelirlerinin de kısa sürede yüzde 40 gerilediğini söylüyor. O dönemi “*her şeyi değiştiren an*” olarak tanımlıyor. 2020–2021’de pandeminin etkisiyle hızla büyüyen podcast işi, dış koşullar değişince ciddi bir sınav verdi. Bu şok, içerik stratejisi ve iş modeli tarafında ‘*zorunlu dönüşüm*’e yol açtı. Lewis, bu deneyimin ‘*dış faktörler yüzünden gelir modelinin her an sarsılabileceğini*’ yeniden hatırlattığını, bunun sonucunda ‘*daha dayanıklı, çeşitlendirilmiş gelir kaynakları*’ ve ‘*uzun vadeli strateji*’ üzerinde çok daha fazla düşünmeye başladıklarını belirtiyor.

Lewis’in NFL, podcast, geleneksel finans ve kripto medyaya birden uyguladığı üç ana eksen ‘kıtlık, kısıt ve zamansız içerik’ olarak öne çıkıyor. Arzı limitsiz şekilde büyütmek yerine, sınırlı kaynaklarla ‘derinlik’ ve ‘hikâye’yi en üst düzeye çıkaran ve dış koşullara göre stratejisini esnetebilen oyuncuların pazarda ayakta kaldığını hatırlatıyor. Bu çerçeve, kripto projeleri ve kripto medyada da ‘kısa vadeli ilgi’ yerine ‘uzun vadeli değer’ inşasına odaklananlar için yol gösterici bir iş modeli dersi niteliğinde.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1