Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Tiger Research: Kripto kart hacmi 1,5 milyar doları aştı, ancak pazar hâlâ niş seviyede

Tiger Research: Kripto kart hacmi 1,5 milyar doları aştı, ancak pazar hâlâ niş seviyede / Tokenpost

Tiger Research’in yayımladığı son rapora göre kripto kartların aylık ödeme hacmi 1,5 milyar doları aşmış durumda. Ancak rapor, bu büyümenin tek başına kripto kartların yaygın bir finansal altyapıya dönüştüğü anlamına gelmediğini vurguluyor. Mevcut tabloya göre bu kartlar, geleneksel kart ağlarını kullanarak iş yeri kabulü sorununu aşsa da hâlâ ‘tamamlayıcı’ bir ödeme aracı niteliği taşıyor. Tiger Research’e göre asıl belirleyici unsur, kullanıcıların gündelik finansal ilişkilerinin bu sistemlere taşınıp taşınmadığı.

Rapora göre kripto kartlar, Visa ve Mastercard gibi mevcut ödeme altyapılarından yararlanarak hızla yayılıyor. Yine de kartlı ödeme sektörünün geçmişiyle kıyaslandığında bugünkü aşama, standartlaşmanın tamamlandığı bir dönemden çok erken ticarileşme evresine benziyor. Tiger Research, 1958’de Bank of America’nın geniş çaplı kart dağıtımına giriştiğini ancak altyapı eksikliği nedeniyle başarısız olduğunu hatırlatıyor. Sonrasında elektronik takas sistemlerinin kurulması, banka kartlarının yaygınlaşması ve küresel standartların yerleşmesi yaklaşık 20 yıl aldı. Rapora göre bu tarihsel süreç, bugünkü kripto kart piyasası için de önemli bir referans sunuyor.

Banka kartlarının ana akım ödeme aracına dönüşmesinde 1990’larda maaş ödemelerinin doğrudan hesaplara yatmaya başlaması kritik rol oynadı. Böylece kullanıcıların ‘ana hesap’ ilişkisi oluştu. Kripto kartlarda ise yapı büyük ölçüde stablecoin yükleme ve bakiye tutma modeline dayanıyor. Düzenli gelir akışı ile periyodik harcamaların cüzdanlarda yerleşik bir alışkanlığa dönüşmemiş olması nedeniyle, yalnızca kart sayısı ya da ödeme hacmi üzerinden pazar hakimiyetinden söz etmek zor görünüyor.

Pazarın görünür büyümesi ise dikkat çekici. Artemis verilerine göre aylık ödeme hacmi 2023 başındaki 100 milyon dolar seviyesinden 2025 sonu itibarıyla 1,5 milyar dolara çıktı. Bu da yıllıklandırılmış ölçekte 18 milyar doların üzeri anlamına geliyor. Buna rağmen rapor, bu seviyenin kripto kartların küresel finans altyapısına yerleştiğini göstermediğini belirtiyor. Bunun temel nedeni, işlemlerin belirli şirketlerde ve belirli coğrafyalarda yoğunlaşmış olması.

Özellikle RedotPay’in pazar işlemlerinin yarıdan fazlasını üstlenen baskın oyuncu haline geldiği ifade ediliyor. Kullanıcı tabanının da ağırlıklı olarak Bangladeş, Hindistan, Mısır ve Nijerya gibi gelişmekte olan ülkelerde toplandığı belirtiliyor. ABD’nin payı ise yalnızca yüzde 4 seviyesinde. Bu tablo, kripto kartlara olan talebin gelişmiş ülkelerdeki sıradan tüketicilerden çok, dolara erişimin sınırlı ve para transfer maliyetlerinin yüksek olduğu bölgelerden geldiğine işaret ediyor. Rapora göre bu nedenle bugünkü kripto kartlar, küresel kitlesel finans altyapısından ziyade belirli sorunları çözen ‘niş’ araçlar olarak öne çıkıyor.

Geleneksel kart ağlarıyla kıyaslandığında ölçek farkı da oldukça büyük. Visa ve Mastercard’ın yıllık ödeme hacmi 24 trilyon ila 25 trilyon dolar aralığında bulunurken, kripto kartların yıllıklandırılmış işlem hacmi yaklaşık 18 milyar dolar düzeyinde kalıyor. Yani büyüme kayda değer olsa da iki yapı arasında çok ciddi bir kapasite farkı sürüyor.

Raporda öne çıkarılan bir diğer unsur ise ödemenin ‘devir hızı’. Visa’nın zincir üstü analizine göre stablecoin’lerin perakende işlem hızı 0,08 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, itibari para M1 dolaşım hızının 1,65 seviyesinin yaklaşık yirmide birine denk geliyor. Bu durum, kullanıcıların stablecoin’leri maaş gibi düzenli gelir olarak alıp sürekli harcamadığını, daha çok ihtiyaç anında yükleyip aralıklı kullandığını gösteriyor. Tiger Research, bu veriyi kripto kartların henüz gündelik harcamalarda temel araç haline gelemediğinin işareti olarak değerlendiriyor.

Rapor, kripto kart sektörünü dört ana iş modeli altında topluyor: ihraç altyapısı modeli, borsa tabanlı model, DeFi tabanlı model ve stablecoin neobank modeli. Her modelin hedeflediği kullanıcı kitlesi, gelir yapısı ve rekabet avantajı farklılaşıyor.

İhraç altyapısı modelinde şirketler, Visa ve Mastercard ağları altında kart programı yönetimi, takas ve kart basımı gibi işlevleri üstleniyor. Bu alanda program yöneticisi ile ihraççı bankanın ayrıldığı geleneksel yapı devam ederken, Rain ve Lithic benzeri tam entegre sağlayıcılar da yer alıyor. Phantom Card, MetaMask Card ve Gnosis Pay gibi markalar dışarıdan bağımsız görünse de gerçekte sınırlı sayıdaki altyapı şirketi üzerinde çalışıyor.

Bu alanda rekabetin daha da artması bekleniyor. Çünkü geleneksel fintech şirketleri de pazara giriyor. Nium, 2026’nın mart ayında hem Visa hem Mastercard tarafında ihraç yapılabilen bir stablecoin kart platformu tanıttı. Stripe’ın Bridge’i satın alması ve Mastercard’ın BVNK satın alma girişimi de pazarın stratejik önemini ortaya koyuyor. Rapora göre artık sadece kart çıkarabilmek yeterli savunma sunmuyor. Bunun yerine Rain’in öne çıkardığı günlük stablecoin mutabakatı ya da yapay zeka ajanlarına yönelik sanal kart çıkarma gibi farklılaştırıcı hizmetler daha kritik hale geliyor.

Borsa tabanlı modelde kartlar doğrudan kâr merkezi olmaktan çok kullanıcıyı platformda tutan bir araç olarak kullanılıyor. Borsalar, ellerindeki müşteri bakiyelerini ve işlem verilerini kartlarla birleştirerek kullanıcı çıkışını azaltmaya çalışıyor. Asıl gelir ise işlem komisyonları, kredi hizmetleri ya da mevduat benzeri varlık yönetiminden geliyor. Ancak şirket token’ı ile verilen nakit iadelerde ödülün gerçek değeri token fiyatına bağlı olarak oynaklık gösterebiliyor. Ayrıca ABD’deki GENIUS Act gibi düzenlemeler, stablecoin üzerinden faiz benzeri getiri sunulmasını sınırlandırdığı için bu modelin genişlemesini zorlaştırabiliyor.

DeFi tabanlı model ise ‘cüzdanın hesap olduğu’ anlayışına en yakın yapı olarak tanımlanıyor. Kullanıcılar varlıklarını merkezi borsalarda tutmak yerine doğrudan zincir üstü cüzdanlardan ödeme yapıyor. Ne var ki teminat yönetimi, kasa takibi ve tasfiye riski gibi unsurlar kullanıcı üzerindeki yükü artırıyor. Ödeme anında zincir üstü dönüşüm gerekmesi de işlem ücreti ve hız sorunlarını beraberinde getiriyor. MetaMask Card’ın Linea’yı tercih etmesi ve Tria’nın gazsız yükleme özelliğini öne çıkarması, bu sürtünmeyi azaltma çabası olarak yorumlanıyor.

Hacim açısından bugün en güçlü alan ise stablecoin neobank modeli olarak gösteriliyor. Bu yapıda odak noktası karttan çok hesap ilişkisi. Döviz işlemleri, para transferi, birikim ve harcama tek çatı altında birleştiriliyor. Özellikle yerel para biriminin istikrarsız olduğu ve dolara erişimin zorlaştığı gelişmekte olan ülkelerde bu modelin daha yüksek fayda sunduğu belirtiliyor. RedotPay de bu kategorinin öne çıkan oyuncularından biri olarak anılıyor. Ancak rapora göre kullanıcı kazanımı için sunulan USD bazlı ya da şirket token’ına dayalı ödüller tek başına kalıcı sadakat yaratmaya yetmeyebilir. Uzun vadede belirleyici olan, maaş girişleriyle düzenli harcamaları birbirine bağlayan finansal ilişkiyi kurabilmek olacak.

Tiger Research, kripto kart sektörünün artık yalnızca ödeme fonksiyonuna dayanarak sürdürülebilirliğini korumasının zorlaştığını savunuyor. Geleneksel kart şirketleri ve neobank’ler de sadece ödeme hizmetiyle güçlü bir iş modeli kuramadı. Asıl kırılma, mevduat-kredi marjı ve ana hesap ilişkisinin kurulmasıyla geldi. Rapora göre kripto kartlar da benzer bir eşiğe yaklaşmış durumda.

Buradaki en büyük sınırlardan biri regülasyon tarafında görülüyor. ABD’deki GENIUS Act ve Avrupa’daki MiCA gibi çerçeveler, stablecoin’ler üzerinden faiz ödenmesi ve bu varlıkların değerlendirilmesi konusunda kısıtlamalar getiriyor. Bu da kart sağlayıcılarının geleneksel finans kurumlarına benzer bir gelir modeli kurmasını güçleştiriyor. Tiger Research’e göre bu ortamda ayakta kalmak için üç temel unsur öne çıkıyor: Visa ödemesinden önceki para akışını doğrudan sahiplenmek, büyük kurumların tam olarak hakim olmadığı gelişmekte olan ülke kullanım alanlarını erkenden yakalamak ve altyapı sağlayıcılarının kolayca kopyalayamayacağı ‘özgün hesap ilişkileri’ inşa etmek.

Rapora göre banka kartları döneminde kazanan taraf, en çok kart dağıtan şirket değil, tüketicinin gerçek banka hesabını ele geçiren oyuncu oldu. Kripto kart piyasası da bugün benzer bir sınamayla karşı karşıya. Aylık ödeme hacmindeki artış tek başına yeterli değil. Kripto kartların kalıcı bir finans altyapısına dönüşebilmesi için ön ödemeli bir harcama aracının ötesine geçmesi, gelir girişi, harcama, birikim ve para transferini bir araya getiren gündelik finans merkezine dönüşmesi gerekiyor. Aksi halde bu ürünler, daha cazip kampanya sunan yeni alternatifler karşısında geçici bir seçenek olarak kalabilir.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Baş makale

BlackRock ortaklı Securitize, NYSE’de SECZ ile listeleniyor: RWA tokenizasyonunda regüle dönem başlıyor

Oşseo(Autheo), Web-Blokzincir-AI Entegrasyonlu Yeni Nesil OS Ana Ağını Başlattı: THEO Token Listelemeye Hazırlanıyor

Alea Research: Petrol düştü, Bitcoin(BTC) güç kazandı ama Fed ve zayıf teyit sinyalleri ralliyi sınırlıyor

Güney Kore’de stablecoin ve RWA yarışı hızlandı: Bankalar ve platformlar blockchain altyapısında öne çıkıyor

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1