Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

LayerZero’nun Zero Blokzinciri: Node Başına 2 Milyon İşlemle Gerçek Merkeziyetsiz Ölçeklenebilirlik Hedefi

LayerZero’nun Zero Blokzinciri: Node Başına 2 Milyon İşlemle Gerçek Merkeziyetsiz Ölçeklenebilirlik Hedefi / Tokenpost

LayerZero CEO’su Brian Pellegrino, blokzincir ölçeklenebilirliğindeki asıl darboğazın ‘storage katmanı’ olduğunu söyleyerek, saniyede 3 milyon güncelleme ve node başına 2 milyon işlem işleyebilecek ‘Zero blokzinciri’ tasarımını açıkladı. Ona göre sektör ‘ölçeklenebilirlik’ gerekçesiyle giderek daha fazla merkezileşirken, hedefin yeniden ‘yüz binlerce–milyonlarca node ve saniyede milyonlarca işlem’ kapasitesine sahip ‘gerçek anlamda merkeziyetsiz ölçeklenebilirlik’ olması gerekiyor.

Pellegrino, 2021’de Ryan Zarick ve Caleb Banister ile birlikte LayerZero Labs’i kurarak, zincirler arası mesajlaşmayı mümkün kılan omni‑yönlü mesajlaşma protokolü geliştirmeye başladı. Bu süreçte yeni veritabanı yapısı ‘qmdb’, log(tabana) dayalı veritabanı ve bunları temel alan ‘Zero blokzinciri’ mimarisi ortaya çıktı. Pellegrino, bu tasarım sayesinde node başına saniyede 2 milyon işlem kapasitesine ulaşırken merkeziyetsizlikten taviz vermeyen bir model sunduklarını ve bu sayede Citadel Securities, DTCC, ICE gibi büyük geleneksel finans kurumlarıyla işbirliği kurduklarını anlatıyor.

Pellegrino, bugün çoğu kamu blokzincirinin ‘ölçeklenememesinin nedeni olarak storage katmanını’ gösteriyor. Node’ların ‘state’ verisini tutma ve güncelleme biçimi verimsiz olduğu için, konsensüs algoritması ya da execution motoru ne kadar iyileştirilse de belirli bir seviyenin üstüne çıkılamadığını savunuyor. LayerZero ekibinin geliştirdiği yeni storage yapısı, saniyede 3 milyon state güncellemesini mümkün kılıyor ve bu rakamın mevcut zincirlerde ‘hayal bile edilmesi zor’ bir seviye olduğu belirtiliyor.

Kendi araştırmalarına göre, Merkle Patricia Tree(MPT) tabanlı yapıyı bırakıp log tabanlı ‘doğrulanabilir’(verifiable) veritabanına geçildiğinde, veri yapısının ham performansı ‘güncel çözümlere kıyasla 100 katın üzerine’ çıkabiliyor. Böylece storage darboğazı aşıldığında, konsensüs ve execution tarafındaki optimizasyonlar da tam etkisini gösteriyor ve ‘ağ genelinde hem throughput hem verimlilik’ ciddi biçimde artıyor.

Onun işaret ettiği bir diğer temel verimsizlik ‘aynı hesaplamanın tüm node’lar tarafından tekrar tekrar yapılması’. Bugünkü tasarımda on binlerce node tüm işlemleri baştan yürütüp state’i yeniden oluşturuyor. Pellegrino, ‘ağda 1 milyon node varsa, aynı hesaplamayı 1 milyon kez yapmak zorunda kalıyoruz; bu da doğrudan 1 milyon kat maliyet anlamına geliyor’ yorumunda bulunuyor.

LayerZero’nun ‘Zero blokzinciri’, bu sorunu ‘proof’ temelli bir yapıyla çözmeyi hedefliyor. İşlemler yalnızca az sayıdaki execution node tarafından bir kez çalıştırılıyor, ardından sonuç için kriptografik bir ‘kanıt(proof)’ üretilip tüm ağa dağıtılıyor. Diğer node’lar komple hesaplamayı tekrar yapmak yerine bu kanıtı doğruluyor. Pellegrino, ‘proof doğrulamanın maliyeti, hesaplamayı sil baştan yapmaya kıyasla neredeyse bedava’ diyerek, node başına saniyede 2 milyon işlem kapasitesine ‘çok düşük maliyetle’ ulaşmanın kilidinin bu model olduğunu vurguluyor.

Pellegrino’ya göre son yıllarda blokzincir ekosistemi, ‘ölçeklenebilirlik’ gerekçesiyle aşırı merkezileşme yönünde kaydı. Doğrulayıcı sayısını azaltmak, node’lardan çok yüksek donanım istemek gibi yaklaşımlar bu eğilimin örnekleri. ‘Bu çizgi böyle devam ederse sonunda geleneksel merkezî sistemlerden farkı kalmayan yapılar oluşur ve teknolojinin temel değeri olan merkeziyetsizlik erozyona uğrar’ uyarısında bulunuyor.

Onun çizdiği gelecek vizyonunda ölçü çok daha iddialı: Node sayısı on binleri, yüz binleri aşarak ‘milyonlar seviyesine’ çıkabilmeli; ağ genelinde ise saniyede milyonlarca işlemin işlenmesi hedeflenmeli. LayerZero’nun ortaya koyduğu mimari, büyük node’larla küçük node’ların aynı ağda yer alabildiği ancak ‘küçük node’un büyük node’a güvenmek zorunda olmadığı’ bir yapıya dayanıyor. Bütün veri ve state değişiklikleri mutlaka ‘on‑chain’ kalmalı ve herkes, ağın geçmişini ve güncel durumunu kendisi doğrulayabilmeli.

LayerZero’nun ‘qmdb’ yapısı ve devam eden çalışmalar, bu vizyonun veritabanı ayağını oluşturuyor. MPT yerine log tabanlı bir yapı tercih edildiğinde, hem state güncellemeleri hem de proof üretimi çok daha hızlı ve basit hale geliyor. Pellegrino, yayımladıkları akademik çalışmalarda ‘tek node üzerinde saniyede 1 milyon işlem’ seviyesini deneysel olarak gösterdiklerini, Aptos(APT) gibi zincirlerin de benzer veri yapıları benimsemesi halinde ‘tekil node performansını dramatik biçimde’ artırabileceğini savunuyor.

Bu tip doğrulanabilir veritabanları yalnızca TPS rekoru için değil, proof üretim ve doğrulama maliyetleri de dâhil olmak üzere ‘bütünsel ölçeklenebilirlik’ sağlıyor. Veri yapısı değiştiği için node’ların yapmak zorunda olduğu iş azalıyor, bunun yansıması olarak ‘ağ genelinde konsensüs maliyeti’ de aşağı çekilebiliyor.

Zero blokzincir tasarımının merkezinde ‘bir kez hesapla, tüm ağ sonucu proof ile kontrol etsin’ ilkesi yer alıyor. Sınırlı sayıdaki execution node, işlemleri yürütüp state geçişini hesaplıyor, ardından bu sonuca dair kriptografik bir proof üreterek ağa yayıyor. Diğer node’lar işlem setini baştan yürütmek yerine yalnızca bu proof’u doğruluyor. Pellegrino, bu sayede ‘ağa kaç node eklenirse eklensin, node başına throughput ve maliyet verimliliğinin’ korunabileceğini düşünüyor. Proof doğrulama görece hafif bir işlem olduğundan, daha zayıf donanımlı küçük node’lar da ağda tam katılım sağlayabiliyor; bu da ‘yüksek performans ile merkeziyetsizliği aynı anda’ mümkün kılan zemin olarak sunuluyor.

Pellegrino, regülasyon ve kamu politikalarındaki değişimle birlikte, blokzincire yönelik kurumsal ilginin ‘POC aşamasından canlı sistem kurma’ aşamasına hızla geçtiğini gözlemliyor. Ancak bu geçişte birçok kurumun, geleneksel merkezî mimarilerden çok da farklı olmayan tasarımlar seçtiğini ve bunun blokzincirin temel ilkelerini ‘seyrelttiğini’ düşünüyor. Ona göre bu teknolojinin bugüne kadar gelebilmesinin tek nedeni, altında yatan ‘merkeziyetsizlik’ ve ‘doğrulanabilirlik’ prensipleri. Düzenleyici netlik ve siyasi iklimdeki değişim sayesinde blokzincir tabanlı altyapılara talep artarken, bu talebi sadece ‘merkezî sistemleri zincire taşımak’ şeklinde karşılamak, uzun vadede sektörün güvenilirliğini zedeleyebilir.

LayerZero’nun tasarladığı ağda, yüksek kapasiteli node’lar throughput’u yukarı çekerken bile ‘küçük node’un büyük node’a körü körüne güvenmek zorunda kalmaması’ temel şart. Tüm işlemler ve state değişiklikleri on‑chain tutulmalı; kritik veriler yalnızca zincir dışında var olmamalı. Pellegrino, ‘herkes ağda ne olduğunu kendi başına doğrulayabilmeli’ diyor. Bunun için ‘proof temelli yapı’, ‘doğrulanabilir veritabanı’ ve ‘on‑chain veri koruma’ olmak üzere üç ayağın birlikte çalışması gerektiğini vurguluyor. Bu kombinasyon sayesinde, bir saldırgan en büyük node’ları ele geçirse bile ‘keyfi veri manipülasyonu ya da sahte işlem üretiminin sistematik olarak engellenebileceğini’ savunuyor.

Akıllı sözleşmelere bakışı da pragmatik. Pellegrino, bugün dağıtılan sözleşmelerin büyük kısmının ‘değiştirilemez(immutable)’ değil, ‘güncellenebilir(upgradable)’ yapıdalar olduğuna dikkat çekiyor. Piyasada ‘saf teknik idealden’ çok, gerçek kullanım ve operasyonel esnekliğin önemsendiğini, bu nedenle başarı ölçütünün de ‘ilkeli tasarım + güçlü güvenlik + gerçek kullanıcı edinimi’ dengesi olduğunu söylüyor. Sadece teknik mükemmeliyetin, geniş kullanıcı tabanına ulaşmayan bir ürünü ‘piyasa nezdinde anlamlı’ kılmaya yetmediği görüşünde. LayerZero da bu yüzden yalnızca protokol mimarisine değil, bu mimariyi kullanan ‘somut hizmetler ve uygulamaların yaygınlaşmasına’ odaklanıyor.

Pellegrino, kriptonun bugün ‘ürün‑pazar uyumunu(product‑market fit)’ ispatladığı alanlar olarak market(trading), ödeme ve akıllı sözleşme tabanlı uygulamaları öne çıkarıyor. Merkeziyetsiz borsalar, stablecoin ödemeleri, DeFi ve NFT pazarlarında ‘gerçek talebin zaten ortaya çıktığını’, bu talebin zamanla çok daha karmaşık finansal altyapılara evrileceğini öngörüyor. Özellikle geleneksel finans sistemleriyle kesişim noktalarına vurgu yapıyor. Örneğin ABD merkezli DTCC, yaklaşık 100 trilyon dolar seviyesinde varlığı saklayıp yönetiyor ve yılda 40 kentilyon dolar civarında işlemi takas ediyor. Pellegrino, ‘bu ölçekteki altyapının uzun vadede blokzincir tabanına taşınmasının kaçınılmaz olduğu’ görüşünde ve New York Borsası(NYSE) seviyesinde bir sistemi de ‘rahatlıkla blokzincir üzerinde kurmanın mümkün’ olduğunu savunuyor.

LayerZero, cross‑chain mesajlaşma alanında şimdiden ‘%80’in üzerinde pazar payı’ yakaladığını iddia ediyor. Bu pay, on‑chain köprüler, DeFi protokolleri ve borsa entegrasyonlarından gelen ‘gerçek işlem hacmine’ dayandırılıyor. Pellegrino, ‘bizim için önemli olan token değil, sistem’ diyerek, kısa vadeli token teşvikleri yerine ‘altyapı ve teknoloji rekabetçiliğini’ öne çıkaran bir iş ortaklığı stratejisi benimsediklerini anlatıyor. Şirket, yeni token ihraçlarını merkezine alan ‘yatırım hikâyeleri’ kurgulamak yerine, altyapı performansı ve istikrarı üzerinden geleneksel finans kurumları ve büyük Web3 projeleriyle işbirliklerini büyütmeye yönelmiş durumda. Bu tercih, ‘kısa vadeli likidite’ yerine ‘uzun vadeli ağ etkisi ve gerçek kullanım talebini’ önceleyen bir yaklaşım olarak yorumlanıyor.

Pellegrino, LayerZero etrafındaki yatırım turları ya da değerlemelerden çok, ‘teknolojinin kendisine’ odaklanılması gerektiğini yineliyor. Finansman sağlanmasını ‘sadece bir araç’ olarak görüyor; asıl hedefin ‘aşırı yüksek performans, merkeziyetsizlik ve doğrulanabilirliği aynı anda sağlayan blokzincir altyapısını hayata geçirmek’ olduğunu ifade ediyor. Ona göre sektörün bir üst lige çıkması, token fiyatları ya da fonlama rakamlarından ziyade ‘storage katmanı inovasyonu, proof tabanlı doğrulama ve doğrulanabilir veritabanı tasarımları’ gibi temel teknoloji alanlarında ne kadar mesafe alınacağına bağlı. LayerZero’nun girişimi, bu eksende bir ‘yön değişimi’ başlatabilecek potansiyel bir katalizör olarak sunuluyor; önümüzdeki birkaç yılda kurumların ve geliştirici topluluklarının vereceği kararların, pazarın gelecekteki şekillenmesinde belirleyici olacağı değerlendiriliyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Baş makale

Tayland, kripto paraları resmi sermaye piyasasına alıyor: Vadeli işlem, opsiyon ve stablecoin’lere tam yol ileri

Ethereum(ETH), 2026 Glamsterdam güncellemesiyle ağ verimliliğini artırmaya hazırlanıyor

Bitcoin(BTC) vadeli işlemlerinde açık pozisyon 2 yılın dibinde: Boğa piyasası bitti mi, yoksa korku kaynaklı düzeltme mi?

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1