Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Brad Gerstner: Elitlerin İkiyüzlülüğü Güveni Çökertiyor, Yapay Zeka Pahalı SaaS Modellerini Sarsıyor

Brad Gerstner: Elitlerin İkiyüzlülüğü Güveni Çökertiyor, Yapay Zeka Pahalı SaaS Modellerini Sarsıyor / Tokenpost

ABD’nin önde gelen teknoloji yatırımcılarından Brad Gerstner, Silikon Vadisi merkezli yatırım şirketi Altimeter Capital’in kurucusu olarak, ‘elit’ kesimin *sistematik sorumsuzluğu* ve ‘ikiyüzlülüğünün’ kurumlara duyulan güveni hızla aşındırdığını söylüyor. Epstein davası etrafındaki şüpheli süreçler, sınırlı soruşturma ve ‘seçmeci’ medya yayıncılığı bu güvensizliği derinleştiren yapısal unsurlar olarak öne çıkıyor. Gerstner aynı zamanda *yapay zeka(AI)* dalgasının yazılım ve SaaS(‘hizmet olarak yazılım’) şirketlerinin değerlemesini kökten değiştirdiğini, pahalı SaaS modellerinin ‘*müşteriye özel(베스포크)*’ ve AI temelli çözümler karşısında tarihi bir kırılma noktasına geldiğini vurguluyor.

Gerstner, Silikon Vadisi merkezli teknoloji yatırım şirketi Altimeter Capital’in kurucusu ve CEO’su olarak, halka açık hisseler ve girişim sermayesi yatırımlarıyla birlikte 150 milyar doların üzerinde varlık yönetiyor. Daha önce General Catalyst’te erken dönem yatırımcı olarak görev alan Gerstner, ayrıca üç arama girişimini ortak kurucu olarak hayata geçirdi; bu şirketlerden biri 2012’de Google’a satıldı. Altimeter; Snowflake halka arzının öncülüğü, MongoDB ve Zillow gibi şirketlere erken aşama yatırımlarıyla tanınıyor.

Gerstner, Epstein’ın ölümü etrafındaki soru işaretlerini ve olayla bağlantılı güçlü isimlerin neredeyse hiç cezai sorumlulukla yüzleşmemesini, ‘kurumsal güvenin çöküşü’ için sembolik bir örnek olarak görüyor. *“İnsanların kurumlara, iktidar elitlerine ve bu ‘saçmalıkların’ tamamına neden artık inanmadığını anlamak için bu dosyaya bakmak yeterli”* diyen Gerstner, söylemde ‘hukukun üstünlüğü’ ve ‘adalet’ vurgusuna rağmen, güç merkezine yakın aktörler için etkin soruşturma ve iddianamelerin çoğu zaman devreye girmediğini savunuyor.

Özellikle güçlü isimlere yönelik soruşturmaların derinliğinin belirsizliği, Epstein’ın ölümüyle ilgili temel şüphelerin bile aydınlatılamamış olması, Gerstner’a göre *“gerçek anlamda güçlü odakları hedef alan bir soruşturmanın hiç başlamamış olabileceği”* kuşkusunu doğuruyor. Bu tür ‘hesap verme eksikliği’ durumları tekrarlandıkça, geniş kitlelerin gözünde yargı, siyaset ve medya kurumları birbirini koruyan kapalı bir kartel gibi görünmeye başlıyor. ‘yorum’ Bu noktada, elitlerin kendi aralarındaki görünmez dokunulmazlık kalkanı, sıradan vatandaş için sistemin bütünüyle haksız ve kayırmacı olduğu algısını besliyor. yorum

Gerstner’in asıl altını çizdiği nokta ise elitlerin ‘*ikiyüzlülüğü*’. Ona göre *“En kötü davrananlar, tam da sahne önünde ahlak dersi verenler”*. Kamuya açık alanda ‘sorumluluk, etik, kapsayıcılık’ söylemi öne çıkarken, perde arkasında bu normların bizzat bu kişiler için gevşek uygulandığını belirtiyor. Siyaset, şirketler, vakıflar ve akademi genelinde gözlenen bu kültürün, güven krizinin ana kaynağı olduğunu düşünüyor. Hedefinde tek tek kişilerden çok, *“güce yaklaştıkça kendini kuralların dışında görenler”* anlayışı var. Bu kültür; finans devleri ve büyük teknoloji şirketlerine yönelik düzenleyici tavizlerden, siyasetteki çıkar çatışmalarına ve bağış/yardım mekanizmaları üzerinden yürüyen ‘itibar aklaması’ eleştirilerine kadar geniş bir alanla kesişiyor.

Gerstner, bu süreçte medyayı da sistemik sorunların bir parçası olarak işaret ediyor. Özellikle *New York Times*’ı örnek vererek, Silikon Vadisi ile Epstein bağlantılarını işlerken *gerçek bağlantı halkasını oluşturan kilit isimlerin* çoğu haberde görmezden gelindiğini söylüyor. *“Silikon Vadisi hakkında yazacaksanız, Epstein’ı Peter Thiel’e kimin tanıştırdığından (Reid) başlamalısınız”* diyen Gerstner, bu düğüm noktasının es geçilmesini, *“hikâyenin kökünü bilinçli olarak söküp atmak”* şeklinde nitelendiriyor.

“Mark Zuckerberg’in o meşhur yemeğe ev sahipliği yaptığını” hatırlatan Gerstner, ana akım medyanın Silikon Vadisi’nin önde gelen figürleri ile Epstein çevresi arasındaki ilişki ağını isteyerek daralttığını veya budadığını öne sürüyor. Ona göre bu tür ‘*seçici haberleştirme*’, okuyucuların *“medyanın da güçle aynı cephede olduğu”* yönündeki kanaatini güçlendiriyor ve nihayetinde tüm kurumsal yapıya duyulan güvensizliği tırmandırıyor. Kuralların işlemesi için, medyanın da diğer güç odaklarına uyguladığı eleştirel standartları en az aynı sertlikte teknoloji ve finans elitlerine uygulaması gerektiğini vurguluyor.

Finans piyasalarına geçtiğinde Gerstner, yazılım ve veri şirketlerinin değerlemesindeki sert düzeltmeyi rakamlarla ortaya koyuyor. Ona göre, S&P endeksinde yer alan yazılım ve veri odaklı hisselerde yalnızca bir salı günü içinde silinen piyasa değeri 300 milyar dolar civarında. Bu hareketi tekil şirket haberleriyle açıklamak yerine, yatırımcıların yazılım sektörünün orta-uzun vadeli yapısına ilişkin beklentilerini *topluca yeniden fiyatladıkları* bir döneme girildiğinin sinyali olarak okuyor.

Gerstner, özellikle SaaS şirketlerinin, *“yazılımın giderek müşteri için özel(베스포크) biçimde, içeride geliştirileceği”* yönündeki yeni anlatının merkezinde hedefe alındığını düşünüyor. Yıllardır standardize edilmiş abonelik modelleriyle yüksek kâr marjları ve öngörülebilir nakit akımları sayesinde primli çarpanlardan işlem gören bu şirketler için, artık bambaşka bir senaryo masada: Büyük kurumlar kendi yazılım ekipleri ve AI araçlarını birleştirerek *“içeride geliştirilen, daha ucuz ve daha uyumlu sistemlere”* geçiş yapabilir. Bu ihtimal, giderek daha fazla yatırım kararında somut bir risk olarak fiyatlanıyor.

Gerstner’a göre bugün birçok yazılım ve SaaS hissesinin sert düzeltme yaşamasının nedeni, *bugünkü gelirlerin düşmesi değil*. *“Bu hisseler gelir azalması yüzünden değil, bizim ‘gelecekteki belirsizliği’ daha ağır iskonto etmemiz yüzünden düşüyor”* diyor. Yatırımcılar, AI’nın yazılım endüstrisinin yapısını hangi hız ve yönle dönüştüreceğine dair güvenilir bir öngörüye sahip değil. Bu da, önümüzdeki 5–7 yıllık nakit akımlarının *sürdürülebilirliğine* dair genel bir şüphe yaratıyor.

Veriler de bu algı değişimini destekliyor. Gerstner, seçkin yazılım şirketlerinin değerlemelerinin *serbest nakit akışı(Free Cash Flow) çarpanı bazında 30 katlardan 15 katlara* indiğine dikkat çekiyor. Operasyonel açıdan aynı işi yapan şirketler için, *“7 yıl sonra da bu gelir yapısını koruyacaklarına”* olan inancın zayıflaması, piyasanın ödemeye razı olduğu çarpanın yarı yarıya düşmesiyle sonuçlandı. *“Yedi yıl sonra ne olacağını bilmiyoruz”* diyen Gerstner, AI kaynaklı paradigma kaymasının yatırımcı psikolojisini kalıcı biçimde değiştirdiğini savunuyor.

Gerstner, *“SaaS tamamen bitecek”* tezine katılmıyor, ancak *pahalı SaaS modellerinin* ciddi bir baskı altında olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. *“Varoluşsal risk tüm SaaS için geçerli değil”* diyen yatırımcı, *“ama çok yüksek fiyatla satılan SaaS ürünleri, daha ucuz ve müşteri için özel(베스포크) çözümlerle ‘yerinden sökülmesi’ en olası hedefler”* yorumunu yapıyor. Müşterilerin, sabit abonelik ve kullanım bedelleri ödemek yerine, giderek güçlenen AI ve düşük maliyetli geliştirme araçlarını kullanarak benzer fonksiyonları kendilerinin kurabileceği senaryolar artık daha ciddiye alınıyor.

Bu nedenle Gerstner, SaaS şirketlerinin karşı karşıya olduğu meydan okumanın yalnızca konjonktürel bir döngü değil, esasen ‘*fiyatlama yapısı*’ ve ‘*değer algısı*’nın yeniden tanımlanması olduğunu savunuyor. Bir dönem yalnızca *“bulut geçişi ve otomasyon”* söylemiyle yüksek etiketleri meşrulaştırmak mümkünken, bugün kurumsal müşteriler *“Bu ürünü olduğu gibi kullanmak mı, yoksa kendi teknoloji yığını üzerinde hafif, özel çözümler inşa etmek mi daha mantıklı?”* sorusunu ciddi şekilde masaya yatırıyor. Bu ortamda, SaaS şirketleri kendi sundukları değerin ne ölçüde *‘yerine konamaz’* olduğunu yeniden ve daha ikna edici biçimde ispatlamak zorunda kalıyor.

AI çağında yazılım mimarisi değişirken Gerstner, süreci ‘*katman(layer)*’ mantığıyla okuyor. Bugünün birçok SaaS şirketinin yer aldığı katmanın, yarın AI katmanının altında kalan ‘*eski altyapı*’ konumuna gerileyebileceğini belirtiyor. *“SaaS şirketleri için asıl tehdit, yazılım yığınının ‘eskiyen katmanı’ haline gelmeleri”* diyen Gerstner, asıl katma değerin bu altyapının üstüne çıkacak AI katmanında üretileceğini savunuyor.

Bu senaryoda mevcut SaaS ürünleri, veriler ve iş akışları için bir kabuk görevi görmeye devam ederken, gerçek kullanıcı deneyimi, karar alma ve otomasyon değeri; AI ajanları, alan odaklı modeller ve özel orkestrasyon katmanları tarafından üstlenilecek. Böyle bir yapıda yatırımcılar, sermayeyi hangi katmana tahsis ettiklerinde getiriyi maksimize edebileceklerini yeniden değerlendirmek zorunda kalacak. Bunun doğal sonucu olarak da klasik SaaS çarpanları yapısal olarak aşağı çekilebilir. Gerstner, SaaS şirketlerinin sadece hayatta kalmak değil büyümeyi sürdürmek için, kendilerini bu yeni AI katmanına entegre etmeleri ya da doğrudan bu katmanı inşa eden oyunculara dönüşmeleri gerektiğinin altını çiziyor.

Gerstner’ın çizdiği tabloda, *elitlerin hesap vermekten kaçtığı eski düzen* ile *AI çağında uyum sağlayamayan iş modelleri* aslında aynı sonuca varıyor: *güven kaybı*. Kurumsal ve siyasi elitlerin sorumluluktan kaçınmasıyla, teknolojik dönüşüme ayak uyduramayan ‘eski’ iş yapış biçimleri toplum ve piyasa nezdinde meşruiyetini yitiriyor. ‘yorum’ Yatırımcılar, girişimciler ve politika yapıcıların, hem gücün hem de teknolojik birikimin hangi odaklarda toplandığını ve bu sürecin ne kadar şeffaf ve hesap verebilir yürüdüğünü yeniden ve daha sert bir gözle sorgulaması gerektiği çağrısı, Gerstner’ın mevcut döneme dair temel mesajı olarak öne çıkıyor. yorum

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1